Sarıklı Komutan

Amirallerin bildirisi açıklanınca, eski komşularım, bir bahçede toplandılar.

Gece yarısına dek mangal yapıp ateş karşısında gitar çalıp şarkılar söylediler.

Salgına aldırmadan, ağızlarında maske olmadan pişirdiklerini yediler.

Açıkçası çok rahatlamışlardı, bu bildiri ile.

Zira aynı komşularımla ortak WhatsApp grubumuz vardı.

Nasıl kızmaktaydılar Ayasofya imamına.

İmam hatip okullarının artmasına.

Aslında onlarla iyi komşuluk ilişkilerimiz var.

Birbirimizi sayar severiz, davetlerde, okuttuğumuz mevlitlerde buluşuruz.

Hürmet ve ikramda birbirimizle yarışırız.

Bildiriye imza atan amirallerin eşlerinin de eminim her görüşten komşularıyla güzel anıları bulunmakta, onlar da birbirlerinin dua törenlerine katılmakta, ya da bir yas gününde gözyaşı dökmekteler.

Sevinçleri paylaşmaktalar birbirleri ile.

Toplum katmanlarında farklı kutuplar olsa da.

Ülkemizin kültürel kodları ile nezaketi ertelemeden birbirimize hoşça davranmaktayız.

Mesela hastanede rastladığım kadınla konuşmaya çabalıyorum.

Libyalıymış.

Fakat sohbeti sürdürmeye hiç istekli değil.

Ama bizim memleketin insanı, muhabbetin ucundan tutar yerde bırakmaz.

Hâsılı son günlerde kutupların önüne “andımız” tartışmaları atıldı.

Montrö eklendi.

Sarıklı bir generalin namaz kıldığı fotoğraf ile kırmızıçizgiler mosmor oldu.

Andımızı sarsmayız, denildi.

Ki bu ülkede bir tiyatro oyunundan işkillenilip askeri darbe yapılmıştı.

Gardırop üzerinden yine kılıç gibi kalemlerle bildiriler yazıldı.

Tıpkı başörtüsü gibi tülbent sarık, insanların öfkesine neden oldu.

Oysa bana göre sarık, erkek kozmetiği için şık bir seçim, herkeste olduğu gibi komutan üzerinde de iyi durur.

Kafaya tas gibi geçirilen şapkadansa, daha estetik ve sanatsal bir boyut katar.

Geçmişin güzel günlerini çağrıştırır.

Ordunun başında sefere çıkan Peygamberimiz, en büyük komutandı.

Hem devlet başkanı, hem İslam komutanı olan dört halife zamanında, milyonlarca kilometrekarelik toprağa ulaşılmıştı.

Hadi bir düş kuralım.

Bir mucize olsun.

Peygamberimiz ve komutanları tekrar dünyaya dönsün, aramızda dolaşsınlar.

Zeyd bin Harise, Abdullah bin Cübeyr, Halid bin Velid, Ammar bin Yasir.

İslam’ı kabul ettiğinde henüz 17 yaşında olan Sa’d bin Ebu Vakkas.

Şehit olan babasından sonra çok genç yaşta komutan yapılan Üsame bin Zeyd.

Talha bin Ubeydullah ki, “Yeryüzünde cennetlik bir kimse görmek isteyen ona baksın” diyen Peygamberimizin müjdesine muhatap.

Cafer bin Ebu Talip için önderimiz, “Fakirlerin babası” derdi. Savaş meydanında iki kolunu kaybedecek denli İslam’a sevdalı idi.

Abdullah bin Rehava, şair komutan. Peygamberimiz devesi üzerinde, Abdullah bin Rehava hem yürüyor hem de önderinin devesinin yularını çekiyor, şiirler haykırıyor. Ömer’e göre bu gürültü peygambere saygısızlıktır, onu susturmak ister. Şefkat abidesi Peygamberimiz, hiç yoldaşını ezdirir mi, “Ömer karışma ona!” der. “Abdullah’ın sözleri, düşmana karşı oklardan daha tesirlidir.”

Şimdi bu şahika kadro bugün çıkıp gelseler.

O güzel başlarında, bir lale gibi rüzgârda salınan zarif sarıkları.

Komşularım ve amiraller, sarıklarından ötürü onlara, “Gidin buralardan mı” diyecekler.

Hayır.

Gözyaşları içerisinde, o güzel insanlara hayranlıkla bakakalacaklardır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.