Salgın yetmedi bir de bildiriciler çıktı

Salgın giderek yaygınlık kazanırken yetmedi bir de ortaya bildiriciler çıktı. Her akşam açıklanan rakamlarda sürekli olarak yeni vaka sayısının artışı, bunun yanında salgından hayatını kaybedenlerin sayısının 200’e dayandığı bir noktada ülke ve toplum olarak tüm dikkatimizi bu noktaya çevirmemiz gerekirken gece yarısı bildirisi bir anda gündemimizde öncelikli konularımızın sıralamasını değiştiriverdi. Ramazan ayına günler kala gündemin böylesine alt üst olmasının tesadüf olmadığını insan düşünmeden edemiyor ve bu bildiricilerin görünenlerinin ardında görünmeyenlerin olduğunu insan düşünmeden edemiyor. Günlük test sayılarının 250 bine dayanmış olması da toplumda tedirginliğin giderek arttığını, yakın zamana kadar test yaptırmak hususunda gönülsüz davrananlar birden bire durumlarını tespit peşine düştüler. Özetle salgının böylesine artarak sürmesi ister istemez dikkatin bu yöne çevrilmesine yol açtı. Bu arada aşı kampanyası da hızlanmış, aşılama 50’li yaşların altına kadar düşmüş durumda. Yani gerek yönetim gerek toplum olarak salgın konusunda hassasiyet artmış durumda. Ancak, bu noktada bir takım emeklilerin devreye girerek ülke batmış yaklaşımı ile bildiri yayınlamış olmaları üzerinde ciddi olarak düşünülmesi, özellikle yargının görünenlerin arkasındaki ellere ulaşması öncelikli konu iken nedense ülkede yeni bir kamplaşma tetikleniyor. Doğrusunu söylemek gerekirse bundan kimin ya da kimlerin çıkarı olabileceğini tespit edebilmiş değilim.

Bu noktada olayın sadece bir salgın hastalığın hızlı artış göstermesinden ibaret olmadığı, salgının hayatımızın hemen her alanını etkisi altına aldığı, ortaya çıkan sorunlara çözüm bulunması gerektiği bir durum söz konusu iken iç politikada yeni bir tartışma konusunun çıkmış olmasını tesadüf olarak nitelendirmek, olayın sadece önde görünenlerin kişisel davranışından ibaret olmadığı kanaatindeyim.

Bu bakımdan dünkü yazımda da dikkat çekmeye çalıştığım gibi olayı içeride yeni bir kamplaşma sebebi haline getirmeden başta yargı olmak üzere ilgili kurumların yapacakları çalışmalar ile bu ülkede artık darbe ve darbe girişimi döneminin kesin olarak kapandığını ortaya koymaları gerekiyor. Zaten bu yöndeki çalışmalar da başlamış durumda. Bu noktada bir hususa daha dikkat çekmek istiyorum. Bu ülkede darbe heveslileri bugüne kadar hiçbir zaman toplumun desteğini alamadılar, bundan sonra da alamayacaklarını görmek durumundalar. Ne zaman bir darbe gündeme gelmiş ya da darbe girişimi söz konusu olmuş ise bu tür oluşumlara dolaylı ya da doğrudan destek vermiş olan ya da vermedikleri halde böyle bir görüntünün ortaya çıkmasına sebep olan siyasi kadrolar millet indinde itibar kaybına uğramışlardır. Diyebiliriz ki, oluşan kamplaşmanın sorumluları millet ile el ele verenler değil, milleti bir kenara atmaya çalışan darbe heveslileri olmuştur. Sonuç olarak darbecilerin yanında görünenler halkın oyları ile iktidar olma yollarının tamamen kapandığını görmek durumundalar. Bu gerçeği göre göre aynı çizgiyi sürdürmekte ısrar edenlerin bir an evvel bu gerçeği görmeleri hem ülke hem de kendileri için yararlı olacaktır. Çünkü bu ülkeye darbeler ve darbe girişimleri uzun yıllar telafi edilemeyen zararlar verdi. Öte yandan ortaya çıkan kamplaşmalar da ister istemez toplumda ayrışmaya sebep oldu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.