Böyle dost varken, düşmana gerek kalmaz

Ülkemiz açısından iç ve dış gündem çok yoğun. Özellikle korona salgınına ilişkin rakamlar açıklandıkça toplumun dikkati o konuya yöneliyor. Dış gündemimize gelince ülkemizin ABD, AB ve Rusya ile ilişkileri üzerinde durmayı gerektiriyor. Her ne kadar son yıllarda Rusya ile ilişkilerimizde ciddi ilerleme görülüyorsa da, ABD ile ilişkilerimizden söz ederken ısrarlı bir şekilde dost ve müttefik olarak nitelendirilmesine dikkat ediliyor. Hâlbuki gelişmeler gösteriyor ki, ABD gibi bir dost ve müttefikimiz(!) varken ayrıca bir düşmana ihtiyaç olmayacağı da görülüyor. Yani, ABD ülkemizle ilişkilerini müttefiklik kılıfı altında yürütürken önemli dış konularda ülkemizin düşmanları ile birlikte olmayı tercih ediyor.

Ne demek istediğimi medyada yer alan iki haber ile izah etmek istiyorum. İlk haber Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un açıklaması ile ilgili. Lavrov açıklamasında, “ABD Suriye’nin petrol ve buğdayına el koyup PKK/YPG terör örgütlerini finanse ediyor” diyor. Elbette ABD sadece Suriye petrolü ile terör örgütlerini finanse etmiyor, Suriye petrolü ile kendini de finanse ediyor.

Dikkatinize sunmak istediğim ikinci haber ise Prof. Poyraz Gürson’un açıklaması ile ilgili. Gürson açıklamasında Kıbrıs’ın öneminin giderek arttığına dikkat çekerek, “Bu nedenle ABD ve Batılı ülkeler Rumları NATO’ya alma isteklerini belirgin hale getirdiler” diyerek bir gerçeğe dikkat çekiyor. Bu arada Kıbrıs Rumlarının daha önce de Avrupa Birliği’ne üye yapıldığını hatırladığımız, bu arada Türkiye’nin ise AB kapısında yarım asırdır bekletildiği düşünüldüğünde ABD ve AB’nin Türkiye konusunda aynı çizgide yürüdüklerini söylemek yanlış olmayacaktır.

Bu arada ABD’nin Irak gibi Suriye’den ayrılmak niyetinde olmadığını, sadece kendi sömürüsünü sürdürmek için değil, Irak’ın ardından Suriye’nin de parçalanarak büyük İsrail’e giden yolun tam olarak açılmasına hizmet ettiğini de unutmamak gerekiyor. Tüm bunları yaparken terör örgütlerini kullanmayı, işgal ettikleri ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini kullanarak madden ve manen ellerini ateşe sokmadıklarını ve maddi bir kayba uğramadıklarını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu arada AB ve ABD’nin Kıbrıs konusunda farklı düşünmediklerini, Kıbrıs’ın bir Yunan adası haline gelmesini istedikleri de biliniyor.

Netice itibariyle AB ve NATO söz konusu olduğunda her alanda bir Haçlı ittifakının söz konusu olduğunu bilerek ABD ile aynı ittifak içinde olmamızın bu ülke ile dostluk ilişkileri içinde olmamızı sağlamadığını, aynı durumun ülkemiz yıllardan beri AB kapısında bekletiliyorken Kıbrıs Rum kesiminin AB’ye üye yapıldığını düşündüğümüzde başlığa aldığım ABD gibi dostumuz(!)  varsa düşmana gerek olmadığını, aynı şeyleri AB ile ilişkilerimizde de söylemenin mümkün olduğunu belirtmekte yarar var. Bir bakıma diyebiliriz ki, Rumları AB’ye alarak ilk adımın gerçekleştiğini, aynı şekilde Rumları NATO’ya alarak son adımın atılmak istediği, bunun hazırlığının yapıldığını unutmamak gerekiyor.

Son söz olarak ABD ve AB’nin tavrını değerlendirdikten sonra, Rusya’nın Türkiye için vazgeçilmez dost ve müttefik olacağını söylemenin de gerçekçi olmayacağını unutmamak gerekiyor. Çünkü sadece Suriye’de yaşananlara baktığımızda bile Rusya’nın da Suriye’de giderek daha fazla yerleştiğini, Suriye’deki terör örgütlerine yönelik tutumunda ABD’den farklı bir durumun olmadığını bilerek hareket etmek lazım. Çünkü Haçlılar çıkar birliği içinde hareket ediyor, İslam dünyasını sömürmeyi hakları olarak görüyorlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.