Adaleti öldürmek…

Bir ülkenin tüm insanları aynı kurallara tabiidir, aynı yasaklardan sorumludurlar veya aynı ayrıcalıklardan yararlanırlar. Hukukun geçerli olduğu bir ülkede, insanlar veya toplumun farklı kesimleri arası farklı uygulamalar düşünülemez bile. Düşünüldüğü andan itibaren hukukun kurallarından veya asgari düzeyde bile olsa bir adalet olgusundan bahsedilemez. Adaletin kılıcı herkese eşit oranda kesmek zorundadır. “Keseri kendine yontmak” varsa bir yerde, orada insanlar arasında adil olunmadığı sonucuna ulaşılır.

Hukuktan bahsediliyorsa, toplumsal sınıf, siyasi parti, ideoloji, etnik unsur vs ayrımına bakılmaksızın herkes için standart normların geçerli olması gerekir. Belli bir kesim veya grup için ayrıcalıklı veya farklı bir muamele akıldan bile geçmemelidir.

Hukukun kuralları herkes için şaşmaz ve herkesi mutmain edecek şekilde uygulanmadığı takdirde adalet de ölür. Bir toplum için adaletin olmaması, ortadan kaldırılması veya iğdiş edilmesi, huzursuzluğun ve güvensizliğin ana kaynağıdır. Bir topluluk içinde adaletin ortadan kalkması, o topluluğu öldürmek gibidir. “Kendine başka, diğerlerine başka” uygulanmaya başlanan kurallar, insanlar arasındaki asgari saygıyı, sevgiyi, toleransı da ortadan kaldırır. Birisi kati ve sert şekilde sınırlanırken, bir başkası serbest şekilde hareket edebiliyorsa, orada adil olmaktan söz edilemez. Uygulamaların hukuki olduğu da savunulamaz.

İçinden geçtiğimiz salgın sürecinde, öyle veya böyle birtakım kurallar ve kısıtlamalar mevcut. Toplumun fertleri de, devletin koymuş olduğu bu tedbirlere (doğruluğunu sorgulasa dahi) uymakla mükellef ve genel çerçevede de toplumun büyük bir kısmı bunlara riayet etmekte. Mesela, akşam 9’dan sabah 5’e kadar dışarı çıkma kısıtlaması (ne derece doğru ve etkin olduğu tartışılsa da) toplumun büyük bir bölümü tarafından uygulanıyor. Devlet erkinin aldığı karara vatandaşlar uyuyor yani. Veyahut esnafın çalışma saatlerine kısıtlama getirildiğinde, dükkanların belirli saatten sonra kapanması gerektiği açıklandığında, işletme sahipleri ne kadar zor durumda kalsalar da kurallara öyle veya böyle uyuyorlar.

Kamu otoritesi de, koymuş olduğu bu kurallara uyulup uyulmadığını, vatandaşların bu çerçevenin dışına çıkıp çıkmadığını belirlemek için denetimler yapıyor. Hatta bu denetimler, illere göre Kovid-19 haritasının rengi “kızardıkça” daha da sıklaşıyor, yoğunlaşıyor. Söz konusu denetimlerde gizli bir yerde toplanıp kumar oynayanlar veya “parti” yapanlar, “pozitif” olduğu halde akraba, komşu gezenlere rastlanıyor, zaruri bir halden ötürü söz konusu kısıtlamalara riayet edemeyenler de…

Kamu otoritesinin tavrının, haklı bir gerekçesi olana dahi ceza kesmek olduğunu haber bültenlerinde görüyoruz. Hatta eşi hastanede yeni doğum yapmış olan bir vatandaşın, para çekmek için dışarı çıkmasına bile göz yumulmuyor ve 3 bin küsur liralık bir ceza “gözünün yaşına” dahi bakılmadan kesiliyor. Toplumun tüm fertleri için geçerli olan kuralların, “bazıları” için zinhar geçerli olmaması ise adalet konusunda soru işaretlerine sebep oluyor. İktidar partisinin, adeta toplumun geri kalanına nispet yaparcasına “lebalep doldurduk” temalı kongreleri, içinden geçilen süreçte kamu otoritesinin uyguladığı “tedbirler” ve bunun neticesinde de “cezalar” setinden hiçbir surette payını almıyor. Aynı arabanın içindeki aile bireylerine “maske” cezası kesilirken, aynı salonun içindeki binlerce insanı görebilen yok maalesef! Vatandaşa her fırsatta “kalabalıktan uzak durun” veya “kalabalıklar oluşturmayın” deyip de hemen her ilde geniş kalabalıklar oluşturmak, Türkiye’nin her yanından binlerce kişiyi aynı salona tıkıp “lebaleb” diye böbürlenmek, vatandaşa ayrı, yönetenlere ayrı bir hukukun olduğu anlamına gelmiyor mu?

Bile bile, toplumun gözünün içine sokarak, inatla ve ısrarla bu manzarayı vermek, toplum nezdinde adaleti de öldürmek değil midir?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.