Süveyş Kanalı, Bir Kuşak Bir Yol Projesi, Türkiye ve Uygur Türkleri

Süveyş Kanalı’nın karaya oturan bir gemi nedeniyle trafiğe kapanmış olması ile birlikte dünyada alternatif ticari yollar tartışması tekrar gündeme geldi. Sonuçta yedinci günde gemi yüzdürüldü ama kanalın kapanmasının ticarete günlük maliyetinin ortalama 10 milyar doları bulduğu ifade edildi. Alternatif yollar konusunda da beklendiği gibi Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” projesi öne çıktı. Yaşanan bu olaydan sonra yeni ticari yollar ile ilgili değerlendirmelerin daha da hızlanacağı kaçınılmazdır.

Bu tartışmalar sürüp giderken İran da Çin ile ilişkilerinde önemli bir adım attı. Geçtiğimiz Cumartesi günü Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif arasında 25 yıllık bir anlaşma imzalandı. Anlaşmaya göre Çin İran’ın bankacılık, telekomünikasyon, liman, demiryolları, sağlık ve bilgi teknolojileri gibi sektörlerine 400 milyar dolarlık yatırım yapacak. Bunun karşılığında ise İran Çin’e indirimli petrol sağlayacak. Bilindiği gibi Çin ekonomisi için en büyük sıkıntı ham madde temininde yaşanan zorluklar. Tabii olarak bu son gelişme Amerika Birleşik Devletleri’nin ( ABD) İran’a uyguladığı yaptırımların bypass edilmesi anlamına geliyor. Çin bu adımıyla dolaylı falan değil doğrudan ABD’yi karşısına almış oldu. Bu durum eski başkan Donald Trump döneminde başlayan Çin ile ticaret savaşlarının, mevcut başkan Joe Biden döneminde devam ettirilmesine de gerekçe olabilir. Ancak bu ihtimalin mevcut konjonktürde ABD lehine bir sonuç doğurması çok mümkün görünmüyor. Ayrıca Biden’ın Çin-İran anlaşmasının ardından Trump’ın çekildiği, İran ile P5+1 (BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri ve Almanya) ülkelerinin yaptığı anlaşmaya dönüş ihtimalini iyice zayıflattığı da ifade edilebilir. Tam da bu noktada başta ABD ve İsrail olmak üzere bazı ülkeler çözümü kendilerince sıcak bir çatışmada arayabilirler. Çünkü bu anlaşma İran’ın yaptırımlarla birlikte yaşadığı sıkıntıların önemli oranda çözülmesi anlamına geliyor. Bu sonuç ile birlikte İran’ın pazarlıklarda eli daha da güçlenecektir. Hâl böyleyken bu bölgede bir savaş planını devreye sokmak adına çeşitli provokasyonlar ve ciddi girişimler olabilir. Bölgedeki bu gidişin yönünü değiştirmek, anlaşmaların uygulanmalarını zorlaştırmak için özellikle İsrail’in telkin ve yönlendirmesiyle bölgemiz bir girdabın içine çekilmek istenebilir. Bölge ülkeleri savaş riski gibi hayati sonuçları olacak bir gelişmeye karşı hazırlıklı olmalı ve ön alıcı şekilde bir hareket tarzı belirlemelidirler.

Diğer taraftan görünen o ki, Türkiye de Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” projesinin önemli bir ayağı olmak istiyor. Hatta bunun için İzmir-Çandarlı Limanı gibi önemli yatırımlar yaptı. Hatırlanacağı gibi geçen yıl Pekin’den yola çıkan yük vagonları Marmaray boğaz geçişini kullanarak Londra’ya ulaşmıştı. Bunun yanında Yunanistan da Pire Limanı’nı Çin’e sattı ve bu projeden onlar da istifade etmek istiyor. Yani sonuçta bütün bu bölgesel gelişmeler karşısında Türkiye’nin bu projeyi önemsemesinin tabii olarak anlaşılır tarafları var. Ancak Türkiye bunu Uygur Türkleri ile ilgili yaşananları görmezden gelerek gerçekleştiremez. Bu bağlamda Çin Dışişleri Bakanı’nın Türkiye ziyaretinde verilen fotoğrafların izahı mümkün değil. Türkiye anlaşılması zor fotoğraf mesajları üzerinden bu projede arzu ettiği konumu elde edemez. Çin’in bu fotoğraflarla birlikte Türkiye’ye bakışını değiştireceğini ve her istediğini vereceğini düşünmek de boş bir beklenti olur. Türkiye hem Uygur Türklerinin yaşadıkları baskı ve zulümleri ortadan kaldıracak adımları atabilir, hem de ekonomik açıdan hedeflerini gerçekleştirebilir. Örnekler tam olarak örtüşmeyebilir ama en azından fikir açıcı olması açısından hatırlatmak gerekirse, 1989 yılında dönemin Bulgaristan Başbakanı Todor Jivkov’un Türklere yaptığı zulümler doğru süreç yönetimi ile büyük oranda engellenebilmişti. Türkiye şimdi de Uygur Türkleriyle ilgili soruna “Soft Power” (Yumuşak Güç) potansiyelini doğru değerlendirmesi ile çözümler bulabilir.

Çin son yıllarda başta Suriye olmak üzere Türkiye’nin bölgede kendi pozisyonuna verdiği zararlar ile birlikte karşısında “yalnız bir Türkiye” olduğunu düşünüyor. Yalnızlığı ortadan kaldıracak adımlar atılmalıdır. Çünkü Çin Uygur Türkleri ile kurulan cılız itiraz cümlelerini iç kamuoyundaki tansiyonu düşürme çabaları olarak görüyor, dikkate almıyor ve tepkilerin Türkiye ile sınırlı olduğuna inanıyor. Bu noktada Çin’in içişlerine müdahale olarak görmeyeceği şekilde “Ortak Çalışma Grupları” oluşturulmalıdır. Bunun için son yıllarda Çin ile çok yakın ekonomik ilişkiler geliştiren Pakistan da bu sorunun ortadan kaldırılması adına sürece dâhil edilebilir. Sonuç olarak Çin’e Uygur Türklerine yaptıklarının sürdürülebilir olmadığını ve bunun uzun vadede en büyük zararı kendisine vereceğini gösterecek planlı bir diplomatik yaklaşım ve atılımlar içine girilmelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.