Geldiler

Bu yıl da onları karşılama şerefine nail oldum. O çocukluğumdan beri yollarını gözlediğimiz. Annemden kalan hatıralarda aziz dostlarımız. Nasıl coşkuyla sokağa fırlardı rahmetli. Ya da balkona koşar elini güneşe karşı alnına siper eder onları şefkatle selamlardı. Sevinçle bağırırdı; geldiler…

Gecikmeyegörsünler.

Bir telaşa kapılır, tasalanır, gözü yollarda kalırdı. Ne çok bilgiye sahipti anneciğim onlar hakkında.

Leyleklerden bahsediyorum.

Göç yollarını, gidip dönme mevsimlerini, yumurtalarını, yavrularını.

Kendi çocukluğunda köylerine her yıl gelip yuva yaptığı eyvandaki leylek ailesi ile anıları. Yine o mazinin sedef kakmalı hatıra dolabında özenle sakladığım anılar içinde ille de Eyüp Sultan ziyaretlerinde.

Amaç türbe ziyareti olsa da.

Çok önem verdiği bir diğer ziyaret ise Çifte Gelenler Türbesi’ndeki bir çift leylekti. Elimizden tutar o açık hava türbesinin önünde dakikalarca dikilir, iki yaşlı leyleğe simit parçaları ikram ederdi.

Onlar da yaşlı bedenlerini kıpırdatmadan uzun gagalarını uzatır zahmet etmeden ikramlıkları alırlardı.

Nasıl insansı bir uysallıkları vardı.

Nasıl dost bakışları.

Bu kadar çok sevilmelerindeki hikmet, kendilerinin insana bu denli yakın davranışlarındandı.

Onlarla ilgili yan taraftaki izleyicilerden menkıbeler dökülürdü her seferinde.

“Türbede yatanlar aslında çifte gelinlerdir. Gençliklerine doyamadan vefat etmişlerdir.

O çifte leylek de, gelinleri yalnız bırakmayan iki kız kardeştir aslında.”

Bir başkası her seferinde müdahale etmiştir: “Hayır, yanlış biliyorsun öyle değil.

Bu leylekler bir aile, yaşlı eşine bakmaya çalışan erkek leylek adeta bu genç yaşta ölen gelinlerin kabrini mesken tutmuş ki, onların yaşayamadığı ömürleri Yaradan bunlara versin diye yakarıştalar.”

Her seferinde değişen hikâyelerin hangisi doğruydu acaba.

Fakat seneler sonraki ziyaretlerde, leyleklerden biri yoktu.

Uzun yıllar yalnız yaşayan leylek için de İstanbul’un kadim sözlü kültürü, yeni menkıbeler üretti.

Fakat bildiğim onlara “hacı leylek” denmesinde hakikat payı vardı.

Kuşların en inançlı, şefkatli kesimi oldukları kesin. Aynı şeyi yırtıcı, gürültücü, hırsızlıkla geçinen kargalar için söyleyemeyiz. Balkonumdaki cevizleri bütün kış çalmaktan usanmayan.

Bahçede kitap okuduğum masadan arkamı döndüğümde gözlüğümü çalıp giden kargayı,  leylekle bir tutamam.

İnançlı, mistik yanı çok derin leyleklerin. Zira her yıl muhitimizdeki küçük bir külliye olan eski tekkeyi, türbeyi ve mescidi ziyaret ederek göç ederler.

Geldiklerinde de ilk bu arınma merkezine uğrarlar, etrafında tavaf edip birkaç kez dönerek kendileri için seçtikleri yerlere dağılırlar.

Bu yıl bana daha yakın bir yerde konakladılar. Oradan geçerken gördüm.

Bu estetik ve zevk sahibi güzel yaratıklar gidip meskûn bölgeleri, apartmanların insan ruhunu tarumar ettiği yerleri değil.

Güzel gönüllerine uygun pastoral bir manzarayı seçmişlerdi.

Bir derenin kenarında yemyeşil alanda ağaçların altını mesken tutmuşlardı.

Yanlarına gittim, karşıladım, hoş geldiniz dedim.

Ne kaçtılar, ne kıpırdadılar.

Nasıl anlamaktalar kendilerine zarar vermeyecek olanları. Akıl dolu dost yürekleri, insanları da tartıp ölçmekte adeta.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.