Sevap dallarınızı kırmayınız

Siz doğduğunuzda yalnız anneniz doğum sancısıyla ağlarken bütün aile gülüyordu.

Yani siz, mutluluk denizine doğdunuz.

Dünyaya gelen her çocuk aynı şekilde gülen gözlerin aydınlığını duyarak doğar.

Annenin acısını sizin doğumunuz giderir ve o da katılır mutluluk denizinin üzerinde dalgalanan gülücük dalgalarına.

Hayatımız, hayatı yaratan ve bir ismi de “Hayy” olan Allah celle celalühün yarattığı, tavanını yıldızlarla süsleyip donattığı geniş bir dünyaya, gülen gözlerin önünde başlıyor.

Gördüğünüz, tuttuğunuz, tattığınız, kokladığınız her şeyin bir gülen tarafı vardır, bir de ağlayan tarafı vardır.

Dünyamız gibi. Dünyamızın yarısı gece/karanlık iken öbür yarısı gündüzün aydınlığındadır.

24 saatimizin yarısı gece, yarısı gündüzdür.

Ve biz aydınlığı seçeriz.

Gecelerin karanlığını uykuda geçirirken arada bir akşam, yatsı, sabah namazı kılarak aydınlatırız ve gece karanlığına dalmayız, uyuruz.

Bazılarımız teheccüdle de aydınlatmaya devam eder. Yani derim ki, siz hep aydınlık tarafı seçiniz.

Evinizde gözünüzü aydın edecek, gönlünüzü hoş edecek, hayata bakan gözlerinizde çiçekler açtıracak eşiniz, anneniz, babanız, çocuklarınız, dede ve ebeleriniz, dayılarınız, halalarınız, teyzeleriniz, amcalarınız ve onların çocukları varsa size  ne mutlu.

Gündüzün bir vaktinde gönül denizinize bir pislik atılsa, sevdiğinizin bir bakışı, bir gülüşü, bir seslenişi, denizlerin içindeki pisliği temizlediği gibi gönlünüz aydınlanır.

Hani temiz hava aldığınızda, “Oooh, canıma can kattı” dersiniz ya, işte bu saydıklarıma komşularınızı da ekleyiniz.

Onların balkondan size bakışları,

Selam verişleri,

“Nasılsınız” deyişleri,

Sizin içinizden birçok pisliği eritir de siz farkında olmazsınız.

Uzman bir doktora, dakikada otuz defa aldığınız nefesin her girişinde size, yani trilyonlarca hücrenizin her birine ne katkıda bulunduğunu ve oradan ne atıkları dışarı çıkardığını soruverin ve size anlatsın.

Biz, bakışlarımızla nefes alıp veriş gibi bir saniyede bin karelik görüntüden neler alıyoruz neler veriyoruz, onun bile hesabı yapılmaya devam ediyor.

Onun için, gülünüz,

Anne ve babanızı güldürünüz.

Bütün akrabaların gönlüne hoş havalar estiriniz.

Sevgili Peygamberimize Rabbimiz bakınız ne buyurur:

“Allah’ın rahmetinden dolayı sen (Uhud’da) onlara yumuşak davrandın. Şayet sen kaba, katı kalpli olsaydın onlar muhakkak çevrenden dağılır giderlerdi. Onları bağışla, (Allah katında) bağışlanmalarını dile ve onlarla iş konusunda müşavere et. Bir kere de azmettin mi, Allah’a tevekkül et. Şüphesiz Allah tevekkül edenleri sever” (Al-i İmran süresi ayet 3/159).

Babanız, anneniz, kardeşleriniz, eşiniz, çocuklarınız, akrabanız, komşularınız, arkadaşlarınız sizin sevap ağaçlarınız, güvence dağlarınız gibidirler.

Her dağın havası ayrı ayrı, her ağacın çiçeği ayrı ayrı size nefes yoluyla girdiğinde, nasıl hayat veriyorsa, bizim bunlara ve Hazreti Adem’den olan bütün kardeşlerimize iyimser bakışımız da bizim gönül denizimizi temizleyecek, yürek sızımızı dindirecek, kalp ağrılarımızı giderecek, karamsarlığımızı aydınlatacaktır.

Evimizin direği, üzüntü torbamızı, keder çantamızı, stres yumağımızı astığımız babamız ve annemizin yüzüne bakmak onların hayat ağacına su vermek gibi gelirken, bizim bakışımız, içimizi aydınlatır ve sevap hanemizin grafiğini yükseltir. 

Ebu Zerr el-Ğıfari (Allah ondan razı olsun) anlatıyor, Allah Resulü kıyama durdu  ve sabaha kadar:

“Eğer sen onlara azap edersen, şüphesiz onlar senin kulların. Eğer onları afvedersen, şüphesiz sen Aziz’sin, Hâkim’sin” (Maide süresi ayet 5/118) ayetini tekrarladı durdu” (İbni Mace, Sünen, bab 179).

O canımızdan daha çok sevmemiz gereken Sevgili Peygamberimizin, kıyamete kadar gelecek insanlar için bu ayetlerle Rabbimizin rahmetini isterken onun gönül âleminden neler geçtiğini sekiz milyar insan hayal bile edemez.

Rahman ve Rahim olan Rabbimizin adını her gün Bismillahirrahmanirrahim derken en az yüz kere tekrarlıyoruz.

Onun gönderdiği peygamberi için de “rahmet peygamberi” olduğunu haber veriyor. Biz de onun rahmet ümmetiyiz.

Gazabımız, rahmetimizle kuşatılmış olsun. Merhametimizin kontrolünde tutulsun.

Haydi, bugün yakınlarınızdan birini maske ve mesafeye dikkat ederek ziyaret ediniz, gücünüzle orantılı olarak hediye götürünüz.

En azından üç tane akrabaya da telefonla hâl hatır sorunuz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.