Ata vatanımıza dönüyoruz

Atalarımızın yurduna doğru yürüyoruz.

Gündüz, güneşin aydınlığında yol alıyoruz.

Geceleri, ay ışığı ve yıldızlar bize göz kırparak yol gösteriyor.

Yola çıkmayanımız yok.

Zorunlu göç var.

Hepimiz, gelip-geçiciyiz.

Yücelerden, yüceler yücesinden ferman:

“Her şey fani, Allah baki.”

Getiren götürüyor.

Bir kısmımız gönüllü yol alıyor,

Ata yurduna doğru,

Bir kısmımız ayak direterek,

Yine aynı hızla sürükleniyor.

Atalarımız Hazreti Adem ile hazreti Havva,

Bir süre yaşamışlar orada.

Görmüşler ata yurdumuz cenneti.

Ademoğlu’ndaki güzellik duygusu,

Cennetten gelir.

Yazı kışı olmayan,

Irmakları devamlı akan,

Dikensiz çiçeklerin olduğu,

Ölümün bulunmadığı,

Hastalığın bilinmediği,

Gençliğin solmadığı

Ailelerin birlikte oluğu,

Sevgilerin her an arttığı,

Sevgiye doyumun olmadığı,

Sevdiklerimizle birlikte bin yıl yaşasak,

Bir saniye gibi bile olmadığı,

“Zaman ne çabuk geçti” demeye bile,

İhtiyaç hissedilmediği,

Kinin kapıdan içeri alınmadığı,

Hasedin uğramadığı,

Korkunun adının bile olmadığı,

Gönüllere korku gölgesinin bile düşmediği,

İnsanların bu dünyada bulamadığı,

Saadet, huzur, mutluluk, esenlik, rahatın ana kaynağı,

Cennet.

Adn Cenneti.

“ Altın madeni” denir.

“Maden” kelimesi, “Adn”dan türemiş.

Cennetin bir adı da “AdnCenneti”dir.

“Cennet ve Adn kelimelerinin adı bile,

Mutluluk saçar gönüllere.

Yani ata yurdumuza bir gün,

Allah’ın lütfuyla kavuşursak,

Ne göreceğiz?

Bu gurbette gözlerin görmediği,

Gönüllerin hayal edemediği,

Güzel, çekici, sevindirici, güvenli, hoş…

Bir hayat.

Ebedi yaşam alanı.

Yandıran sıcağın,

Donduran soğuğun olmadığı,

Canlarınızın çektiği,

Gözlerinizin lezzet aldığı her şeyin olduğu,

Ata yurduna doğru gidiyoruz.

Bütün sevdiklerimiz orada.

Peygamberler,

Sıddık/emrolunduğu gibi dosdoğru yaşayanlar,

Şehitler ve salihler, oradalar.

Rabbimiz, “Yarış yapın” diye başlatmış koşuyu.

Bu dünya gurbetinde biz,

Sevgilimize götüren uçakta gibiyiz.

Kalp saatimizin tik takları yavaş atıyor.

Uçaklar çölde deve hızıyla gider gibi gelir ya,

Olimpiyat koşucusu gibiyiz,

Rabbin rızasına kilitlenmiş gözler,

Ondan başkasını görmezler.

Sırat-ı Müstekıym’in,

Dosdoğru yolun kenarındaki eğlenceler,

Yolumuzdan alıkoymaz bizi.

Geçiş güzergâhımız gönüllerdir,

Evler, meydanlar, parlamentolar,

Ticarethaneler, her yer.

“Yeryüzü mescit kılınmış” bize.

Gönüller ve her yer kavgasız, gürültüsüz, hortumsuz,

Zalimsiz, mazlumsuz bir dünyada,

Sekiz milyar aynı yöne döner,

Camide saf tutar gibi,

Dünya mescidinde daire olup,

Kâbe merkezli bir dünya için çalışanların,

Gönüllerine Allah’tan başka ilahın,

Yaratan, yaşatan ve yönetenin,

Korkusunun gölgesinin bile düşmediği,

Midelerine haramın girmediği,

Haksızlığa boyunların eğilmediği,

Dünyayı güzelleştiren,

Erkek ve kadınların,

Kabri, cennet bahçelerinden bir bahçe,

Ve son durak ise,

Rabbin rızası ve Adn Cenneti olacaktır inşallah.

Ölümden korkmayalım.

Yaşarken yaptığımız kötülüklere son verelim.

Rabbin razı olduğu işlere ağırlık verelim ki,

Ata yurdumuzda sevdiklerimize kavuşalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.