Evrensel kanunu, evreni yaratan koyar

Evrensel değeri ancak evreni yaratan koyabilir. Dünyadaki bütün insanların hepsi iyi niyetli olsalar, hepsi üniversite mezunu olsalar, çok iyi niyetlerle insanlığın geleceği üzerine fikir beyan etseler, hepsinin fikir kıvılcımlarının tamamını toplasak, bu günü ve gelecek bütün günleri yaratan Allah cellecelalühün bir ayetine denk olmaz.

Bu şuna benzer, insanoğlunun evleri caddeleri, sokakları aydınlatsın diye Allah’ın yarattığı malzemelerden yine Allah’ın yarattığı akılla ürettiği  dünyadaki bütün ampuller aynı anda yakılsa, Allah’ın yarattığı bir tek güneşin aydınlığına denk olamadığı gibidir.

Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’i, şifa olarak indirdiğini  haber verir. (İsra süresi ayet 82).

Tabiattaki hava, su, dağ, deniz, çiçekler,  yiyecek, içecekler bizim sıhhatimizin  de¬vamı için yaratıldığı gibi,  Kur’an-ı Kerimde  maddi, manevi, ferdi, toplumsal hastalıklarımızın  şifası olarak indirilmiştir.

Kur’an eczanesindeki  114 sure, eczanenin rafları gibidir.      

Kur’an’daki  altı bin küsur ayeti ke¬rime raflardaki ilaçlar gibidir.

Sıhhatimiz için her an havaya ihtiyacımız ol¬duğugibi  her nefes alış verişimizde  Kur’an ve  imana ihtiyacımız var.

Üç vakit yemeğe ihtiyacımız olduğu gibi  beş vakit namazda da  Kur’an ayetle¬rini okumaya ihtiyacımız var.

“Ama hocam  yemesek açlığımızı hissediyoruz. Yine de yemezsek hastalıklar başlıyor. Vücudumu¬zun içinden ve dışından yaralar baş gösteriyor. Ama Kur’an’ı  okumadığımızda ihtiyaç hissetmiyoruz. Yine de okumasak  bir şey kaybetmiyoruz” diyen¬lere şöyle cevap diyorum:

“Acıkan insan birkaç gün yemek bulamazsa  ondan sonra açlık hissetmez. Bir zaman sonra önüne yemek koysanız isteği olmadığı gibi   eliyle alacak desteği de kalmaz. Hastaneye  kaldırılsa ağzından bir şey verilemez. Önce  serumla kendine getirilir.”

Ruhun ve sosyal bünyemizin gıdası olan İslam’dan uzak tutulan dünyamızda sosyal bünyemizde hastalıklar türedi:

Bir kısım erkeklerimiz  kadınlığa özenirken, bir kısım kadınlarımız   erkekliğe özeniyor.

Siya¬sette  bir kısım vekillerimiz, müvekkil olan vatan¬daşın  haklarını zimmetine geçiriyor.

Babasız  çocuklar, çocuklarını bilemeyen ba¬balar türedi.

 Adli tıpta çalışan değerli doktorlarımız, daha  önemli çalışmalar yapması gerekirken  kim kimin oğlu, kızı veya babasıdır diye DNA testleriyle  vakit kay¬bediyor.

 Katı ve sıvı uyuşturucuların aklımıza, ka¬nımıza, ciğerimize zarar verdiği gibi  ateistlik, ko-münistlik,  kapitalistlik, ve bütün ...istliklerdeben¬liğimizi uyuşturulmuş, herkes lekelenmiş ve bozulmuş.

Tarihimize baktığımızda tabiat ve şeriat kanunlarına riayet eden oturmuş medeniyetlerde benliğin meleklik yönü öne çıkmıştır.

Kötü yönetimlerde şeytana pabucu ters giydi¬renler öne çıkıyor.

Kararsız, istikrarsız yönetimlerde dalkavuklar, hırbalar, bukalemunlar, yağdanlıklar çoğalmıştır.

Yöneticilerimiz, bu “ben”lerin birbirleriyle buluşup barışabilmeleri ve “biz” olabilmeleri için önce gönüllerin ve midelerin gıdası helal yoldan verilmeli, sanayiyi, teknik bilgileri ve vasıtaları artırmalı.

Bir araya gelen “ben”lerin   benliklerine  dokunmadan, fıtratını bozmadan, kanun kalıpla-rıyla  önüne set vurmadan ilişkilerini düzenlemek için en doğru  hukukun  tatbik edilmesi için  çalış¬malı.

Benlerin  tenini  zinde tutmak için  temiz, helal ve bol  gıda almaları için  ekonomiyi insan beynine uygun olarak  geliştirmeli.

Ve can kuşumuz, Rahman’dan geldiğinden onun gıdasını da eğitim yoluyla Rahman’ın kelamı  Kur’an’laeğitil¬melidir.

Sağlam yapılı bir adam hastalanır, doktora gider, doktor: “Bilmem ne maddesinin eksikliğinden bu hastalık  baş göstermiş” der ve  o maddeyi  içe¬ren  ilaçlar verir.

2 Temmuz 2000 Pazar günü  20:00  haberlerinde Amerika’nın  bir eyaletinde  erkeğin erkekle evlenmesi için   kanun çıktığını haber verir.

Araba yoldan   ve kontrolden çıkınca   nerede duracağını kimse kestiremez.

Tabiat kanunlarını koyan  Rabbin  tabiat ka¬nunlarına uyduğumuz oranda  tenimizi koruduğu¬muz gibi, Rabbin Kur’an’ına göre   hareket ettiği¬miz oranda da  dünyamızı ve ahiretimizi  güzel eyle¬riz.

Rabbimiz, Sevgili Peygamberimize: “Biz seni âlemlere Rahmet Peygamberi olarak gönder-dik” buyuruyor.(Enbiya 107)

Kur’an içinde: “Âlemlere uyarıcı olması için kuluna Furkan’ı  (hak ile batılı ayırt eden  Kur’an’ı) in¬diren (Allah’ın) şanı ne yücedir” buyuruyor. (Furkan süresi ayet 1).

Nur süresinin  35’inci  ayetinde, “O nur, doğu¬lu da değildir, batılı da değildir” buyurur. O, evreni  yaratan  Allah’ın kanunu ilâhîsidir.

“Kültürün evrenselleşmesi” ifadesi güzel de ki¬min kültürü evrenselleşecek?

Amerika kendi derme çatma kültürünü Kızılderililere bile yutturamadığını anlayınca çareyi Kızılderililileri imha etmekte bul¬muş. Bu imha olaylarının canlı şahidi  İspanyol asıllı papaz Bartolome’delasCasas gördüklerini yazar ve  “Kızılderililer nasıl yok edildi” adı altında  Türkçeye çevrilir. (Şule Yayınları)

Sevgili Peygamberimiz,  İslam kültürünün  ev¬renselleşmesi için  gayret göstermiş, doğuyu ve ba¬tıyı birleştirmiş, İstanbul’u ve Roma’yı işaretlemiş. Sağlığında  İki buçuk katı toprak  fethetmiş ama  iki ta¬raftan harp meydanında  ölenlerin sayısı  240’ı geçme¬miş. (Bak: Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, Hz. Muhammed’in Savaşları)

Mescit/cami  içinde  insanlar birbirlerini ra¬hatsız etmedikleri  gibi yeryüzü mescidinde de  kar¬gaşa çıkarmamalarını  istemiştir.

Güneşin ışığı ve ısısı evrenseldir. Suyun ka¬nunu evrenseldir. Tabiat kanunları küreselleşmiştir. Hem de binlerce yıl önce globalleşmiştir. Çünkü ta¬biat kanunlarını yaratan Allah’tır. Ancak güneşin ısısı ve ışığının kutuplardaki etkisi ile ekvatordaki etkisi ayrıdır.

Tabiatı yaratan  Rabbimiz hak ile batılı ayırt eden  Kur’an’ı indirmiş. Kur’an’ın evrenselleşmesi  güneş gibi bütün insanlığa, canlılara, bitkilere, de¬nizlere, yıldızlara, taşlara kuşlara rahmet olacaktır.

Bunu başarmak için Saffatsüresinin  ilkayetle¬rinde  ifade edildiği gibi  aynı safta kenetlenelim. Kur’an’ı çok okumak gönlümüzü genişletmek, evreni kucaklayabilen bir gönle sahip olalım.

Fiziki hayatımızın  güzel ve sıhhatli olması için Rabbimizin tabiat kanunlarına  uymaya çalıştığı¬mız gibi, sosyal hayatımızın da  güzel ve sıhhatli olması için   kitabı olan Kur’an’a uymamız gerekir.

Kur’an’a uymayıp da  kendihevalarınauyar¬larsa, tabiat kanununa aldırmayıp  kış gününde çıplak gezip  hastalanan veya zehir yutup hastaneye koşan gibi olur.

Çağımızda toplumun şikâyet ettiği, siyaset–mafya ilişkileri, fuhşun yaygınlaşması, can ve mal güvenliğinin kalmaması, hırsızlık, yankesicilik, banka içi boşaltmalarının  artması  sosyal hayatımı¬zın çıban çıkarmasıdır.

Ameliyatlarla çıbanların  alınması çare değil. Ciğer rahatsız olunca  vücut devamlı pislik üretiyor. Ciğerin  tedavi edilmesi gerekir.

Köklü çözüm,  Kur’an’a dönüştedir. Lokman süresinin  6-7’inci  ayetlerinde Kur’an’a kulak ver¬meyen, eğlenceye dalan, kibirlenerek Kur’an’a  ku¬lak tıkayan,  duymazlıktan gelen insanların  acıklı azapla cezalandırılacağını  bildirir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.