Hastanın halinden hasta anlar

Kendimizi kontrol etmeye devam edelim.

Tenimizden eğlen sinyallere kulak verdiğimiz gibi,  huyumuzdan, ahlakımızdan gelen sinyallere daha fazla dikkat edelim.

Evinize gelen kişinin, sosyal veya siyasal etkinliği veya etkisizliğine aldırış etmeden, “Evime bir insan geldi” diyerek aynı hürmeti gösterebiliyor muyuz?

Tanıdığınıza çok sevip saydığınıza gönül kapılarının açılması ayrı bir şey.

Gönlümüze hâkim olamayız ama evimizin kapısını herkese sonuna kadar açabilir ve ayrım yapmayız.

Küçücük bir makamdan en büyüğüne kadar nerde olursanız olunuz, kapıya gelip görüşmek isteyenler arasında makam, rütbe, statü aramadan eşit şekilde görüşebiliyor musunuz?

Görüşemiyorsanız, zengine ayrı, fakire ayrı, üst makama ayrı, alt makama ayrı davranıyorsanız, tedaviye ihtiyacınız var demektir.

Ameller iflas etmiş ve imanınız sinyal veriyor demektir.

Nuh aleyhisselama da, Sevgili Peygamberimize de aynı hastalığı dayatmışlar kâfirler.

Sevgili Peygamberimize, kâfirlerin ileri gelenleri bir teklifte bulunmuşlar, “Biz seninle görüşmek istiyoruz ama senin yanındaki fakirleri kovacaksın. Onlar bizim bulunduğumuz yerlerde bulunamazlar veya biz, onların bulunduğu yerlerde bulunmayız” demişler.

Rabbimiz sevgili peygamberimizi uyarmış:

“Nefsini, sabah akşam rızasını dileyerek Rablerine dua edenlerle beraber tut. Sen dünya ziynetini arzu ederken, gözlerin onlardan kaymasın. Bizi anmaktan kalbini gafil kıldığımıza, hevasına uyana ve işi hep aşırılık olana uyma.” (Kehf süresi ayet 18/28)

Aynı teklif Nuh aleyhisselama da yapılmış.

“(Kâfirler): ‘Sana (toplumda) en aşağı tabaka uyarken, sana iman mı edeceğiz?’ dediler.” (Şuara süresi ayet 26/111).

“Bunun üzerine kavminin kâfirlerinin ileri gelenleri: “Biz, seni bizim gibi bir insandan başka bir şey görmüyoruz. Bizim ayak takımımızdan ve basit görüşlülerden başkasının sana uyduğunu da görmüyoruz. Sizin bizim üzerimize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizi yalancılar sanıyoruz” dedi.” (Hud süresi ayet 11/27)

“Fakirden ne çıkar, işsiz güçsüzden ne olacak, yaşı doksanı bulmuşu ziyaretten ne çıkar” gibi mantıksız bir akıl yürütmeyin.

Peygamberimize bu teklifi getirenlerden Ebucehilden başka adı anılan yok, o da kötülüğün sembolü olarak anılıyor.

Ama onların aşağıladığı Ashabın adı Bilal, Ammar, Selman…olarak devam ediyor.

Mekke’nin fethi günü Ezanı okuyan o Mekke soylularının, siyasilerinin, komutanlarının insan yerine koymadığı deveden değersiz saydığı Bilal-i Habeşi’dir. (Allah onlardan razı olsun)

Daha önce yazmıştım, kayın pederinden miras kalan halifeliği İslam’a uygun olmadığı için kabul etmeyen ve seçimle halife seçmelerini isteyen ve seçimde kazanan,  dört halifeden sonra beşinci halife kabul edilen Ömer bin Abdülaziz’in  Malatya dolaylarında tebliğ görevi yapmak için görev verdiği Ca’vene bin Haris’ten bir elçi geldiğinde durumu sormuş hep iyi haberler almış.

“Müslümanların hepsi selamette mi” diye sorduğunda elçi, bir tane adamcağız bineğinden kar üzerine düştü ve öldü” haberini duyunca Ömer:

“Allah’a yemin olsun ki, bir tek Müslüman, benim yanımda bütün Rum diyarından ve o ülke içinde olanların tamamından daha sevimlidir” buyurmuş. (Dolabi (224-310 Hicri) el Küna ve’l Esma, 553, İbni Asakir, Tarihü  Dımışk no 473)

İbni Asakir bir başka yerinde elçinin, “Bir adamcağız düştü öldü” haberindeki o “cağız” aşağılamasına kızdığını ve ondan sonra Rum diyarı ve içindekilerden o ölen bir tek Müslümanın daha değerli olduğunu söyler ve ölen bir Müslüman’a “Adamcağız” diyen komutanı görevden alır.

Askeriyenin şu andaki durumunu bilmiyorum ama bizim zamanımızda üst makam alt makama küfredebilirdi.

Dikkat edilsin. Yanlış bir mantıkla, “Sövmezsen eğitemezsin” denmesin.

Pers imparatoru Kisra’nın sarayından Mısıra, oradan İspanyaya kadar varanlar, iman, salih amel, sevgi ve saygı esasına göre hareket edenlerdi.

Anneyle baba arasında sevgi farkınız olabilir.

O gönül işidir, gönül ferman dinlemez.

Ama anne ile baba aynı anda beraber bulunuyorsanız ayırım yapmamaya dikkat ediniz.

Bu yol, çocuklarınız ve akrabalarınız için de geçerlidir.

Akrabalara çay ikram ediyorsunuz, bütün bardaklarınız aynı oluyorsa bu iyidir.

Ama birine ayrıca farklı bir bardaktan sunarsanız, hasta olduğunuzu göstermiş olursunuz.

İltifat ettiğiniz de, sizin hasta olduğunuza karar verir.

Ama o ayrı bardan sunarak iltifat ettiğiniz, bundan memnun ise, o da hastadır.

Eh, hastanın halinden hasta anlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.