Yedi derviş, iki kral

Anne oğluna, “Baban, sabah namazından sonra işe gider, akşam namazını da evde kılardı. Hayrını hasenatını da yapardı. Sen sabah gidiyorsun, gece geliyorsun. Baban öldü amcanı örnek al. O da ağabeyi gibi yapıyor ve etrafını da gözetiyor” diyor.

Oğlu cevap veriyor: “Ama anne ben babamdan aldığım serveti, on katına çıkardım.”

Anne, “Oğlum, amcan hem kazanıyor, hem yiyor, hem dağıtıyor, hem yazın tatilde köyüne gidip köyün fakirlerinin bir yıllık ihtiyaçlarını karşılayıp şehre geliyor” diyor.

Oğlu, “İşte onun için amcam da yerinde sayıyor, ben hızla yükseliyorum” diyor.

Anne, oğlunun tatil yapmadan 365 gün güneşin nerden doğup battığını görmeden, çalışarak, evine bile zaman ayıramadan yaşamasının ne zaman duracağını veya durulacağını soruyor.

Gaybı bilemeyiz ama hedefi yalnız dünya ve dünyalıklar olanlardan gözü doyan olmamış.

Kur’an-ı Kerim’de Firavun’un yanında yer alan ve Musa aleyhisselama karşı olan Karun’un hazinelerinin yalnız anahtarlarını taşıyan on kişilik bir hamal gurubu olduğunu haber verir Rabbimiz (Kasas süresi 28/76).

Dünyayı ben yiyip bitireceğim derken, dünya onu yiyivermiş.

Rabbimiz bu olayı şöyle haber verir:

“Karun’u ve yurdunu/sarayını yerin dibine batırıverdik. Allah’tan başka ona yardım edecek hiçbir topluluk olmadı. Kendini kurtarabileceklerden de değildi” (Kasas süresi, ayet 28/81).

Hâlâ günümüzde Batılı sinemacılar, Karun Hazineleri diye filmler çekmeye devam ediyorlar.

Rabbimiz, zengin bir peygamberden, Süleyman aleyhisselamdan da haber verir ama o sahip olduğu zenginliği yalnız insanlarla değil, karıncalarla bile ortaklaşa istifade ediyordu.

Yani, derim ki, gözünüzün doyacağı zaman, hiçbir vakit gelmeyecek. Ancak toprak doyuracak. “Eyvaaaah!” diyecek ama fayda vermeyecek.

Siz, helalinden kazandığınızı o sene geçmeden, hak sahiplerine haklarını vermeye, çevredeki canlıların suyuna kadar gözetmeye devam ederseniz önce gönlünüzü doyurursanız gözünüz de doyar.

Malının içinde haram olmayan, zekâtı ve sadakası verilmiş olan bir mal, önce gönlü doyurur, sonra gözü doyurur.

Onun için Rabbimiz, Müslümanlara:

“Rabbinin rahmeti onların topladıklarından daha hayırlıdır” buyurmuş. (Zuhruf süresi ayet 43/32, Al-i İmran 157, Yunus 58).

Kan akıtarak, gözyaşı döktürerek, can alarak, katil asker sürüleriyle mafya usulü ülkeler sömürerek elde edilen bir milyarlarca ton altın, gümüş, pırlanta, petrolden, helalinden kazanılmış yanındakiyle bölüşülmüş bir ekmek daha hayırlıdır ve yarımşar ekmekle doyan o iki  kişi, altından yapılmış lavaboya yediğini kusan kafirden daha hayırlıdır.

“Dünya bir kişiye geniş, iki kişiye dar” demiş birileri ama tek kişilik dünyada yaşayan da hiç olmamış.

Hazreti Ademaleyhisselam bile dünyaya eşiyle gönderilmiş ve hep aradığı biri olmuş.

Birini aramanız, birini beklemeniz aslında sizi yalnız bırakmaz.

Mecnun, Leyla’sını ararken köy ve şehirdeki kalabalıkları görmemiş ve aramaya devam etmiş.

Leyla’sının olmadığı şehirle çöl arasında bir fark görmemiş.

Biz, ahiretin tarlası olan bu dünyada tek başına kalsak da, yalnız değiliz, çünkü rızasını aradığımız, Mevla’mız vardır bizim.

Yusuf aleyhisselam, Mevla’sıyla beraber olduğu sürece kuyu, hapishane ve Mısır’ın anlı şanlı kraliyet sarayı arasında, O Bir’i, aramada ve hakka uymada mekânlar ve makamlar arasında hiçbir fark görmemiştir.

Zamanın ve mekânın Yaratıcı’sının kurallarından başka hiçbir kralın kuralına gönül vermemiş.

Sevgili Peygamberimiz:

“Zenginlik, mal çokluğu değildir. Ancak zenginlik, gönül zenginliğidir” buyurmuş. (Buhari, Sahih, K. Rikak, bab 10 el-Ğnağınae’n-Nefs, bu hadisi, Müslim, Tirmizi, İbniMace, AhmedMüsned ve diğer birçok hadis kitabında rivayet edilmiş.)

“Kim vücudu sağlıklı olarak, ağaç kovuğunda, mağarada, köprü altında, kulübede, evde, sarayda her türlü tehlikeden güvende olarak, yanında bir günlük yiyeceği var olarak sabahlarsa o, bütün dünya onun olmuş gibidir” buyurmuş. (İbniMace, Sünen, K. Zühd, bab 9 kanaat, Tirmizi, Sünen, K. Zühd, bab 34).

İlk lügat yazanlardan ve yazdığı Kitabü’l-Ayn isimli kitabı günümüze kadar gelen ve yazılan ilk lügat kitaplarına kaynaklık yapan kitabın yazarı, Halil bin Ahmet (doğum h 100 Miladi 718 vefatı h.175, Miladi 791):

“İki kindara/buğzedenlere bütün bir dünya dar gelir ama bir karış santimetre kare, birbirini seven iki kişiye dar gelmez” diyor. (Hatıb-i Bağdadi, el-Cami liahlakı’r-Ravi ve adabi’s- Sami 276).

Günümüzde bu kelam-ı kibar, “Yedi derviş, bir postun üstüne sığar ama iki kral bir koltuğa sığmaz” demişler.

Sevgili Peygamberimiz ne güzel bir dua öğretiyor bize:

“Allah’ım, senin sevgini istiyorum, seni sevenin sevgisini istiyorum, senin sevgine beni ulaştıracak amel/eylem istiyorum.” (Tirmizi, Sünen, K. Daavat, bab 74, Hâkim, Müstedrek 1932 nolu hadis ve diğer hadis kitaplarında da bir iki kelime değişikliğiyle aynı dua rivayet edilmiş.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.