Ne oldu bu topluma?

Herhangi bir sebeple evimden çıkıp evime döndüğümde genellikle, “Ne oldu bu insanlara?” ya da, “Ne oldu bizlere?” diye sormadan edemiyorum. Memleketimde dışarıda insanlar birbirleri ile karşılaştıklarında mutlaka selam verirlerdi. 1950’li yılların ortalarında Ankara’ya geldiğim dönemde her karşılaşan olmasa da büyük bir çoğunluk birbirinin yüzüne bakar, selamlaşırdı. Geldiğimiz noktada nedense sokakta karşılaşan insanların önemli bir bölümü, özellikle de birbirlerini tanımıyorlarsa aynı mahalde otursalar bile göz göze gelmemeye özellikle dikkat ediyorlar. Bazen de birbirlerine yaklaştıklarında yüzlerini başka tarafa çeviriyorlar. Sanki böylece kendilerine selam verilmesini engelliyorlar. Elbette kimsenin iç dünyasını bilemeyiz ama bir ilişki kurulmasını böylece engelliyorlar. Çünkü selamlaşmak bir ilişki biçimidir. Böylece toplumun büyük bir kesimi kendi içine kapanmış gibi hareket ediyor ve bu kapanmışlıktan çıkmak da istemiyor. Sonuç olarak insanlar milyonlar içinde yalnız kalmayı tercih ediyorlar.

Bunun sebebi güvensizlik duygusu mudur, kendi inanç ve kültürel değerlerinden uzaklaşmak mıdır gibi daha pek çok soru sıralamak ve pek çok sebep bulmak mümkün olabilir. Ancak, değer yargılarımızdan uzaklaşmakta olduğumuzu söylemek yanlış olmasa gerek. Elbette, bunun sebebi köyünden kopup büyük şehirlere gelenlerin buralarda ekonomik bağımsızlığını yitirmesinin adeta ücretli köleler haline gelmiş olmalarının insan ruhunda oluşturduğu ruh hali de olabilir.

İlk defa 7 bin nüfuslu memleketimden çıkıp İstanbul’a gittiğim 1950’li yılların başlarında memleketinden büyük şehirlere göçen insanların oranın hayat tarzını kısa zamanda benimsediğini, bir bakıma o günün şartlarında şehirlileşmeye başladığını görmüştüm. Ancak, gelinen noktada şehirlerin insanların üzerinde kültürel bakımdan fazla bir etkisi kalmamış, buna karşılık kendi mahalli kültüründen de koparak bir belirsizliğe sürüklendiği görülüyor. Yoksa kaldırımda yürüyen iki kişi karşı karşıya geldiğinde insanlar niçin göz göze gelmekten kaçınsın, bunun makul bir izahı olabilir mi? Derdim kırsal kesim ile şehir kültürünü mukayese etmek değil. Ortaya çıkan belirsizliğe dikkat çekmeye ve üzerinde düşünmemiz gerektiğine dikkat çekmek istiyorum.

Bu vesile ile bir başka hususa daha dikkat çekmek istiyorum. Okuyucularıma, çevrenizdeki insanlarla ilişkilerinizde en son ne zaman bir kişi sizden ya da bir başkasından özür diledi hatırlıyor musunuz diye sormak istiyorum. Elbette siz en son ne zaman bir kimseden özür ya da af dilediniz? Bu sorunun cevabı da önemli. Çünkü belki benim çevremde özür dileme alışkanlığı azalmış ya da kaybolmuş olabilir. Böyle ise fazlaca dikkate alınmayabilir ama toplumda özür dilerim, af edersiniz gibi kelimeler sanki tedavülden kalkmış gibi bir görüntü ortaya çıkıyorsa, bu çok rahatsız edici değil mi? Bu bir toplumsal çözülme ve dağılma anlamına gelebilir mi? Soruları çoğaltmak mümkün. Kaldırımda yürüyen insanların birbirini görmezden gelmesi, böylece selam verme ve alma tavrımızın unutulmaya terk edilmesi bana çok ciddi bir dağılma anlamına geliyor. Öte yandan artık, “Özür dilerim”, “Af edersiniz” gibi gönül alma kelimelerinin unutulmuş olması da olayın bir başka boyutunu oluşturuyor. Çünkü bu kelimeler efendiliğin, kibarlığın dışa yansımasıdır.

Bu noktaya toplumun nasıl ve neden geldiği üzerinde kafa yormamız özellikle de bu hale toplumun gelişinde eğitim sistemimizin payının araştırılması gerekir diye düşünüyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.