Şehitler ve Sevgililer Günü

Ajansları okumak kalbe hiç iyi gelmemekte.

Üzüntüden hastalanmamak mümkün değil.

Şehit haberleri.

Ölen çocuklar ve aileleri.

Ülkeme ve çocuklara kimler ağlasın.

Böyle bir acı olamaz.

Bodrumda bir evin aylık kirası 950 bin lira, diye bir haber geçiyor ajanslar.

Hiç boş kalmıyormuş.

Siz o lüks evde patlayana kadar yiyip içerken şehit oldu bu çocuklar.

Birtakım insanlar eğlencenin dibini bulurken. 13 fidan, başından vurulup yıkılırken yere. İnsanlık hiç ayakta kalamıyor.

Haysiyet tepe taklak debeleniyor.

Paralar konuşuluyor ticarethanelerde.

Daha fazla kazanmanın irini tutuyor ufukları.

Oysa şu kış gecelerinin buzunu kırıp soğuğunu ısıtmak üzere bulutlar; her akşam üzerlerine düşen bir vazife gibi görsel şölenin ışıklarını tutuşturmaktaydı.

Doktor hanım yıldırım gibi giriyor, saat 11’de ofisine.

Kendisine 09.00’da randevu verdiği hasta genç kızın, bekleyecek dermanı kalmamıştır.

Umursamadan gülüyor.

“Sevgililer Günü’nü kutlamaya gideceğiz, o yüzden doktoruma uğrayıp cilt bakımı yaptırdım. Ama ne kalabalık. Herkes akın etmiş bende sandım ki son dakikaya bir ben kalmışım. Iıı. Kuyruk tam iki saatte geldi bana.”

Kan doluyor yüreğine kızın.

Kendi derdine değil, birileri Sevgililer Günü kutlarken, 13 fidanın şehit olmasına ağlıyor.

Onlar da anne-babalarının, kız kardeşlerinin sevgilileriydi.

Koskoca ülkenin yüreğini ağzına getirdiler. Dayanamadı uzaklarda bir ana.

Ağrıyan kalbini tutarak kendi çocuklarına bakmaya kıyamayan yaralı zayıf kılcalları, bu olayı kaldıramadı, bir daha kanı, devir daim yapamadı.

Tık diye gitti dedi evlatları, gençlerin katledilişini duyduğunda.

Çoğu evde ajansları kapattı başka evlatlar: “Annemizin ağır hastalığı var, bu acılı haberler, onun rahatsızlığını daha fazla artırmakta.”

Öyle bir ağulandı ki yemekler, sofralara oturulamadı, oturanlar erken kalktı, herkesin ağzına burukluk, yüreğine acı doluştu.

Yine de ekonomi canlandı.

Binlerce telefon, yüzük, çul çaput satıldı.

İnsanlar o meret günün hatırına, sevdiğini sandıkları birilerinin önüne, bir kedi yavrusunun tasına yem serper gibi bir şeyler atıp onları göklere sıçrattı.

Fotoğraflar paylaşıldı sosyal medyadan.

Eşle, sevgiliyle yenilenler, içilenler, hediyeler; eşi olmayanların gözlerine sokuldu.

Kıskanmaları için yangına körükle gidildi. Evliliklerin neredeyse tükenme noktasına geldiği bir yeni dünya düzeninde süslü palyaço giysili çiftler; sahte gülücüklerle yuva kuramamışları yeterince üzdü.

Şehitler başlarından vurulurken, patlatılan şampanyaların sesinden duymadılar.

Uyandıklarında, zaten herkes acısına kapanmıştı.

Duyarsızlar hiçbir zaman bilemezdi, geride kalan hayatları yakan acıyı.

Belki de sonsuza değin bitmeyecek.

Ne silahlar susacak, ne bombalar tükenecek.

Ne de insanın insana kini azalacak.

Acılar, elemler, ne yazık ki hiç yok olmayacak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.