Üç aylar

Farz namaza geçmeden önce kendimizi farz namaza hazırlamak için önce sünnet namazı kılarız ya işte her aklı başında, ergenlik çağında, olan Müslüman’a farz olan Ramazan orucuna hazırlıktır bizim bu Recep ve Şaban aylarındaki ibadetlerimiz.

Farz namazlarından sonra kıldığımız sünnet namazlarla farzdaki kusurlarımızı telafi ettiğimiz gibi, Ramazan’dan Şevval ayında tuttuğumuz altı gün orucumuzun değerini EbaEyyub el Ensari Hazretleri, Sevgili Peygamberimizin şöyle dediğini rivayet etmiş:

“Kim Ramazan orucunu tutar, sonra Şevval ayında da altı gün tutarsa bir seneyi oruçla geçirmiş gibi olur” (Müslim, Sahih, K. Sıyam, bab 39).

Bütün bunlar, Rabbimizin bize lütfettiği zaman ve sağlık nimetini en faydalı şekilde değerlendirmemiz içindir.

En değerli sermayemiz zamanımız.

Milyarları kaybetseniz geriye kazanabilirsiniz. Ancak hiçbir insan, milyar veya trilyonlarını verse, ömründen bir saniyeyi geriye getirebilecek durumda değildir. Onun için her anımızı ayrı değerlendirmeliyiz.

Keder kervanları ömrümüzden bir şeyler alıp götürdüğü gibi mutluluk zamanları da ömrümüzü aynı hızla alıp götürüyor.

Köşkte yaşayanlarla köprü altında yaşayanların ömür kervanı aynı hızda hareket eder.

İkisi de nefes alıp verirken kendilerine hayat verdiğini zannettiğimiz o oksijenli hava aynı zamanda ömrümüzden bir nefes boyu yol alıyor.

Lodos rüzgârına tutulmuş karlı dağ gibidir ömrümüz.

Güneş görmüş buz gibidir hayatımız.

Peygamberimiz bir hadislerinde ne güzel ifade etmiş:

“Allah’ın insanlara lütfettiği iki nimet vardır ki, birçok insan bu nimeti değerlendirmede aldanmışlardır. O nimetler de sıhhat ve boş zamandır” (Buhari, Sahih, K. Rikakbab 1, Tirmizi, Sünen, K. Zühdbab 1).

Sıhhatinin değerini ancak hastalandığı zaman anlıyor insanlar.

Boş zamanlarını da değerlendiremiyor.

Malımızı alıp satarken fazla aldanmıyoruz. Çünkü buna dikkat ediyoruz. Doların, euronun fiyatlarını takip ediyoruz.

Peki, malda aldansak ne olur?

Sermayeden zarar etmiş oluruz. Ama o sermayenin telafisi mümkün.

Fakat o iş yerimizde otururken geçirdiğimiz boş zamanımızın yok olup gittiğinin farkına varıyor muyuz?

Dünyanın yaratılışından bu güne kadar ayların on iki olduğunu Rabbimiz bize Tevbe süresinin 36’ncı ayetiyle haber verir.

Sevgili Peygamberimiz de veda hutbesinde takvim ayarlamasını yapar ve senenin on iki ay olduğunu, bunlardan Zilkade, Zilhıcce, Muharrem ve Recep ayı olarak dördünün haram aylar olduğunu, konuşma yaptığı günün Kurban günü olduğunu, bulundukları yerim harem bölgesi olduğunu söyleyerek takvim düzenlemesini yapar.

Öyle zannediyorum ki, yazılı belge olarak elimizde takvim düzenlemesinin en eski belgesi Buhari’nin Sahih’inde Hac, Edahi, Tefsir kitaplarında, Müslim’in Sahih’indeKasame kitabında ve diğer hadis kitaplarında geçen hadislerdir.

Yılın dört mevsiminde yaz ve güz mevsiminin toprak mahsullerinin hasat zamanı olduğu gibi, diğer mevsim ve ayların da kendine göre karlı aylar olduğu gibi Allah (c.c.) on iki ayın Hac ayları, Ramazan ayı, bayram günleri, Kadir Gecesi, Cuma günü gibi mevsim, ay ve günleri nur borsası, hayır çarşısı, sevap fuarı yapmıştır.

Bu da Rabbimizin bize rahmeti ve lütfudur.

Bakara süresinin 203’üncü ayetinde, “Sayılı günlerde Allah’ı zikredin” buyurur.

Bütün seneler Allah’ındır. Bütün aylar, haftalar, günler Allah’ındır.

Öyle olunca günler hakkında karar vermek de ona aittir.

Zamanın bizi öğütüp yok etmemesi, zamanın bize hâkim olamaması, bizim zamana hâkim olmamız ve zamanı çok iyi değerlendirerek, kötülüklerden korunmamız ve Rabbin rızasını kazanmamız için günde beş vakit namazı emretmiş.

Haftada bir gün Cuma günleri ergenlik çağına gelmiş bütün Müslümanları toplu halde Hakkın huzurunda halkla beraber olmayı, aynı yöne yönelmeyi, omuz omuza vermeyi öğreten Cuma namazını lütfetmiş Rabbimiz.

Ramazan orucuyla sıhhatimizi koruyan, sabrı öğreten, günahlara karşı kalkan görevi yapan,  fakirin halinden haber veren, sevapların doruğuna çıkaran Allah (c.c.) bize karşı rahmetinin eseri olarak birçok geceler lütfetmiştir.

Bin aydan hayırlı Kadir Gecesi, Cuma gününde gizli saati yakalayıp dualarımızın kabulü için hep uyanık olmamızı sağlaması,

Cuma günleri mümkinseKehf süresi, mümkin değilse Kehf süresinin başından ve sonundan onar ayet okunması,

Recep ayının ilk Cuma gecesindeki Regaip gecesi, yine Recep ayının 27’inci gecesinde olan Miraç Gecesi,

Şaban ayının on beşinci gecesinde olan Berat Gecesi,

Muharremin onuncu gecesindeki Aşure Günü ve gecesi,

Bayram geceleri, Zilhıcce’nin on günü, ay takvimine göre her ayın 13-14 ve 15 inci günleri,

Şevval ayında tutulan altı gün orucu,

Bir gün oruç tutup bir gün yenen Davut orucu,

Haftanın her pazartesi ve Perşembe günleri tutulan oruç,

Yağmur duası, güneş ve ay tutulması namazları, teravih namazı, kuşluk namazı, teheccüd namazı, tespih namazı, yolculuk namazı gibi namaz ve oruçlar Rabbin rızasını arayanlar için Rabbimiz tarafından lütfedilmiş zamanlardırlar.

Beşikten mezara kadar yol alacak cennet yolcuları, ilk nefesten son nefese kadar her saniyelerini kontrol altında tutmalılar. Zaman israfı hiçbir şeyin israfına benzemez.

Bütün günlerin hakkını verdiğimiz gibi bu üç ayların da hakkını vermeye Rabbin rızasını kazananlardan olmaya çalışalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.