Tedbirsizler

Virüsün onca yakıcı sonuçlarına karşın.

Ocaklar söndürecek denli büyük kıyımlara rağmen.

Bir aileden birkaç kişinin yaşamını solduracak denli yıkıcılığına karşın.

Hafife almalar.

Küçük görmeler.

Camide hoca, cemaatine yalvarmakta,

“Allah aşkına hasta kardeşlerimiz camiye gelmeyin. Lütfen mescide gelerek bizleri de ateşe atmayın. Kırmızı ışıkla polisin aradığı vatandaş camide bulunmakta. Bu nedir. Lütfen hastalar evlerinde otursun.”

Bunu söylemekten dili aşınan hoca efendi, koronaya yakalandı.

Çok şükür iyileşti lakin hâlâ sağlık sorunları çekmekte.

Dışarı çıkmaması gereken pazarcıyı alışverişini yaparken bulmakta polis, “Niçin evde değilsin?”

“Malzeme çürürdü”,

“iyi de yardımcıların var, sen evde iyileşmeye çalışacaksın.”

Bir de kendi hayatını hiçe sayanlar.

Komşum koronaya yakalandı.

Bir hafta geçmeden büyük bahçesini bir motor sürdü.

Kış günü herhalde tarla dinlensin diye sürdüler dedim.

Ne gezer.

O hasta kadın adeta intihar edercesine kışlık ürünleri dikmekle uğraştı; bakla, bezelye, enginar fidelerini dikti.

“Komşum terliyorsun bak, daha hastalığı atlatamadın, bir dinlen” desem de , “İş beklemez, ben etmesem kim edecek” deyip kendi hayatını kumar masasına bırakacak kadar tedbirsizlerin son kertesi oldu.

Eğitimli bir bireyin marifetmiş gibi polisi nasıl yanılttığını öğünerek anlattığını duydum.

“Kolayı var her şeyin, bir pratik yolu var, kafanı çalıştıracaksın. Koronaya yakalandığında polise yakalanmamayı bileceksin. Bırakacaksın telefonunu evde, seni bulamazlar, çıkıp dolaşacaksın. Gidip markete canının çektiği meyveleri alacaksın.”

Peki kul hakkı.

Başka zaman dolaşmayan, yürüyüş yapmayanların aklına hastalandıklarında gelmekte adeta bu etkinlikler.

Sağlık sorunları olan kişilerin kesinlikle koronaya yakalanmaması gerekmekte.

Ölümcül tehlikesine karşın,

İnsanların bu duruma olabildiğince lakayt davranmaları.

Önceki gün hastanedeyim.

Polis koridoru boşalttı, koronalı hasta geçecek dedi, insanlar dört bir yana çil yavrusu gibi dağıldı, hasta tecrit, dışlanma, korku dolu bakışlar altında işlemini refakatçi sağlıkçılar eşliğinde yaptı.

Bu aslında abartı değil olması gereken bir önlem.

Lakin hastalığını gizleyerek kalabalıklara karışmışların verdiği yıkımın haddi hesabı yok.

Bir de “Bana bir şey olmaz” cılar.

Hastalığı yeni atlatmış arkadaşa ziyaretler.

Ona da risk, kendisine de.

Ya da kırsal kesimin vazgeçilemeyen misafirperverliği.

“Haydi, bu akşam pideleri bende yiyelim, yarın sana gelelim” teşrifatçılığı ile virüsün yayılmasına zemin hazırlayan tedbirsizler.

Aslında ne büyük bir bombanın pimini çektiklerinin farkında olmaları gerekmekte.

Virüslü her hasta koynunda bir dolu bomba ile dolaşmakta.

İnsanların bulunduğu yere girerek bu patlayıcılarla diğerlerine zarar vermekte.

Bazen onların yaşamlarını bitirecek denli kötülük etmekte.

Kimse katil olmak istemez.

Lakin bu tedbirsizlikle, bu hafife almalarla, ocak söndürmek; çok uzak ihtimal olmamakta.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.