Kartel marketleri boykot

Geç kalmış bir eylem, kartel marketleri boykot.

“Kendi aralarında eş zamanlı fiyat belirleyip sektörde kartel oluşturarak milletin tepesine çöken market zincirlerini boykot ediyoruz” diyerek, 5-12 Şubat tarihlerinde büyük marketlere boykot çağrısı yapıldı.

Sadece geç kalmış değil, cılız, güdük, yetersiz bir çakıl taşı.

Bir hafta gitmeyeceksin.

Sonra koştur bakalım tilkinin dönüp dolaşacağı yer, kürkçü dükkânı misali.

Ayağını çekmek, haddini bildirmek, uzun süre adım atmamak, burnunu sürttürmek varken, sadece bir haftalık mola.

Fakat toplum olarak yaptığımız haksızlıkların hiç farkında değiliz.

Arabamızdan eksik bırakmadığımız kedi köpek maması ile asfalta koyduğumuz bir avuç yiyecek ile vicdanımızı rahatlatmaktayız.

Oysa aynı sokakta yüz yüze yaşadığımız esnafı nasıl mağdur ettiğimizi, onlardan alışveriş etmeyerek batmalarına, dükkân kapatmalarına, haklarına girdiğimize dair o ısırgan tarlası vicdanımız, hiç acı çekmemekte.

Birkaç ay önce oğlumla market alışverişindeyiz, ikimizde evimize zorunlu ihtiyaçları almaktayız. Kasaya giderken oğlum vazgeçti, döndü, aldıklarını yerine bıraktı. Anne yüreği endişelendim, acaba parası mı yok diye sordum.

“Evimin yanındaki bakkalın önünden bu poşetlerle geçmeye hayâ ettim. O adamcağız kira vermekte, vergisini ödemekte fakat kimse gidip alışveriş etmemekte yarın o kardeşim dükkânı kapatırsa ben bunun sorumluluğundan kurtulamam. Her gün ekmek, su, yoğurt gibi çocuklara bir iki ufak tefek ihtiyaç almaktayım. Lakin böyle poşetlerle onun önünden geçmeye hakkım yok.”

Oğlum aslında annesinin yaptığı haksızlığı, kabalığı, acımasızlığı; nezih davranışı ile anımsattı. Nasıl kendimizden başkasını düşünmemekteyiz böyle. Hangi ara bu denli duyarsız olduk. Evladımın tavrı ile mutlu olurken kendi hatamla kavruldum.

Zengini daha fazla zenginleştiren fakiri daha fazla yoksullaştıran, bizim bu dar zihnimiz, güdük vicdanımız, kavruk merhametimiz, yarım insanlığımız.

Hepimiz aslında her gün bir kalem olsun bakkallardan alabiliriz.

O zaman onlar da evlatlarının yanına daha huzurlu dönebilirler.

Hiç düşündünüz mü sabahtan akşama kadar dükkân bekleyip, beynine ağrılar dolup, yolunu gözleyen ailelerinin karşısına mutsuz, umutsuz çıkan insanları.

Mahallemize büyük marketler açıldığında, komşumun alt katında kiracı olarak oturan 80 yaşlarındaki emekli öğretmen hanım, asla o kartel marketlere adım atmadı.

Mahallenin o küçük marketinden herkes ayağını çekti, zenginler, kodaman müteahhitler, sokak sakinleri bir daha uğramadılar. Fakat o emekli yaşlı kadın, ısrarla oradan alışveriş yaptı, gönlü zengin, vicdanı genişti. O kira evinde vefat ettiğinde, “akıllı kadın” diye mırıldandım ardından, “sen dünya serüveninde iyi bir ticaret yaptın, mazlumdan yana oldun, Rahman da seni mükâfatlandıracaktır”.

Hani bizim tarihsel güzel bir meselimiz vardı. Komşusu siftah yapmayan esnaf, müşterisini ona gönderirdi.

Sanki o güzellikler hiç yaşanmamış gibi dindarımız da zenginimiz de dar gelirliye merhametten çok uzak.

Diyanet, Cuma hutbelerinde “namaz kılın” dediği gibi “sadece cebinizi değil kalbinizi de cevherlerle doldurup; mağdur esnafa, küçük dükkânlara uğrayıp alışveriş yapın” tavsiyesinde bulunmalıdır.

Hakiki insan olmanın anahtarı, bu detaylarda saklıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.