Pişmanlığın ifade şekli

17 Aralık 1897’de doğup, 26 Şubat 1961’de ölen,

1938’den 1946 yılına kadar Milli Eğitim Bakanlığı yapan,

Okullarda “Allah” diyenin canını yakan,

Hasanoğlan Köy Enstitülerini kuran, inkârcı bir eğitimci öğretmen nesli yetiştiren,

Şair Can Yücel’in babası olan Hasan Ali Yücel,

15 Mart 1948 yılında “Allah Bir” adıyla 57 sayfalık bir şiir yazar.

Bu şiirinde, siyasi hayatında yapılan yanlışları bir bir dile getirir ve Allah’tan af diler.

Eser, 1961 yılında Türk Tarih Kurumu Basımevi’nde basılır.

İtirafnamesinden:

“Gezdim o zeminde ben de pek çok,

Baktım, bu gezişte bir durak yok.

Az uz gittim fakat dönünce,

Nerdeysem ben o yerdeyim önce.

Bir daire çizmişim habersiz,

Yıllarca emek çekip de yersiz.

Beyhude dolaşmışım demek ben,

Merkez kaçmış gönül gözümden.

Yıllar geçmiş akılla yoldaş,

Oldum sanarak zekâya sırdaş

Aslında akıl nedir, zekâ ne?

Aldanmak için birer bahane.

Başlangıçtan haber veren yok,

Son merhale nerde, gösteren yok.

Aklım kalmış şuurda saklı,

Gönlüm coşmuş, bırakmış aklı.

Herkes seni başka başka anlar,

Bir gün inanır inanmayanlar.

Pek çokları şekte durdu kaldı,

İdrake muhali ayna sandı.

İrkildi fakat senin önünde,

Yol bulmak için akıl yönünde.

Çırpındı da “Yok” deyip direndi

İdrakini put yapıp beğendi.

Allahsıza hiçlik oldu Allah,

Varlıktan edince gönlü ikrah

İmansızlık bir ayrı iman,

İnkâr ile sarsılır mı Rahman?

Zaten yoksan nedir bu inkâr?

İnkâr edenin içinde ikrar.”

Kitapta şiir devam ediyor oradan okuyuverin, piyasada var.

Birileri çıkıp, “Sen de Hasan Ali Yücel’e iftira ediyorsun” derse şiirindeki itirafları esas aldığımı biliniz.

Ben, bu son beytini, konferanslarımda çok kullandım.

Dinleyicilerime sordum, “Bana bir şey söyleyin ki onun varlığı olmasın”

“Adamda akıl yok” deseniz, “Akıl” diye bir şeyi kabul ediyorsunuz da ondan sonra o adamda olmadığını söylüyorsunuz.

Okulda, öğretmen yoklama yaparken Hasan Ali diyor, arkadaşları “Hasan Ali yok” diyorlar. Yani var olan birinin yokluğu söyleniyor. “Allah yok” diyenler de önce Allah’ın varlığını ikrar ediyorlar, sonra gâvurluklarından onun üstünü kendi zanlarına göre kapatmaya çalışıyorlar.

İşte Hasan Ali Yücel, yıllarca bakanlığın yani devletin gücünü kullanarak inkârcılığının afvı ve yaptığı yanlışı düzeltmek için bu uzun şiirini yazmış ve yine devlet gücünü kullanarak Türk Tarih Kurumu Basımevi’nde bastırmış. Allah onu da hepimizi de afvetsin.

nnn

İftiranın Tevbesi.

Haset hastalığına tutulanların, kıskançlık kıskacında kıvrananların, bileğini bükemediğinin boynunu eğdirmek için iftiraya başlayıp içindeki karayı karşısındakine sürerek kendi kara yüzünü ak çıkarmaya çalışanların işidir iftira.

Bir gün gelir, iftirayla bir yere varılmayacağını öğrenir, kader ne ise onun olduğunu ve iftiraya güvenmenin ona günahtan başka bir şey kazandırmadığını görünce, pişmanlık duymaya başlayanlara da bir çıkış yolu vardır.

Önce yürekten yaptığına yanacak. İçindeki haset mikrobunu pişmanlık ateşiyle kavurup atacak.

Sonra kimlerin yanında iftira sözünü söylemişse o adam veya adamların yanına gidecek ve benim o adam hakkında söylediklerim benim uydurduğum iftira idi diyecek.

Eğer bu iftirasını basın yoluyla yapmışsa aynı basın aletinden doğrusunu yazacak veya söyleyecek.

Bir yetkiliye giderek başkası hakkında uydurduğu iftirayı o yetkiliye söylemişse yine o yetkiliye yaptığı yanlışı anlatacak.

Yani, sözün özü o iftira ettiği adamı gücü yettiğince temize çıkaracak amma iftira çamur gibidir ve atılan yeri temizleseniz bile izi kalır anlamında atalarımız “Çamur at, izi kalsın” demişler.

Sevgili Peygamberimiz, iftiracının cehennemdeki cezasını haber verirken cehennemde yanan insanlardan dökülüp daha aşağıda toplanan insan irinlerinden, kanlarından, etlerinden toplanan insan çamurunda ve ateş içinde cezalandırılacağını haber veriyor:

“Bir müminde olmayan bir şeyi iftira ederek söylerse, Allah o kişiyi cehennemden çıkıncaya kadar cehennem çamurunda iskân eder” (Ebu Davud, Sünen, K. Akdıye, bab 14, Ahmet, Müsned, Abdullah bin Ömer Hadisi, Taberani, Mu’ecm-i Kebir Hadis 13253).

Kişilerin hayat kumaşına çamur atmak şöyle dursun, gözle bile taciz etmeyelim.

“Yüzünde göz izi var” demiş şairimizin biri.

Kanlı kinli düşmanınız olsa da, Yahudi, Hıristiyan, Budist, komünist, ateist, dünyanın en aşağılık unvanını alıp Guinness Rekorlar Kitabı’na  girse bir adam, işte o adama dahi iftira edilemez.

Onun yükü kendine yeter. Sen onun yükünden kurtulması için ona yapabileceklerini düşün. 2020’nin son aylarında ölen ve doksan tane kadını öldürerek dünya rekoru kılan The Amerikan MadeinSamuelLittle, 1975 ile 2005 yılları arasında 93 kadını öldüren ve müebbet cezasını çekerken 30 Aralık 2020’de ölen adam için bile iftira atmak yasak.

Suçunun cezasını vermek ayrı, iftira etmek yine ayrıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.