Müezzinleeeer!

Bir gün değerli bir noterimiz telefon etti ve Cantaş Yayınevi’ne geldi. Yanında otuz yaşlarında bir delikanlı vardı.

Noter, “Bu bey, eski Hıristiyan, yeni Müslüman filan” dedi.

Hoş-beşten sonra nasıl Müslüman olduğunu sorduğumda,

“Ben Hıristiyan dinine bağlı bir annenin çocuğuyum. Babam ben küçükken ölmüş. Annem ben askere gidinceye kadar elimden tutup her hafta kiliseye götürdü. Asker dönüşü yine kiliseye devam ettirdi.

Bir gün dükkânımda dinleri düşünmeye başladım. Kiliseden hiçbir şey öğrenmediğimin farkına vardım. Yahudilik hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Müslümanlıktan ne bildiğimi düşündüm, Ezanı baştan sona içimden okuyabildim.

Dükkânımın karşısındaki caminin müezzini bana ezanı ezberletmiş. Annemin isteğiyle devamlı gittiğim kilise bana hiçbir şey öğretmemiş fakat hiç de dikkat etmediğim cami bana ezanı ezberletmiş.

Ben Müslüman olayım dedim ve hemen tanıdığım ve sevdiğim noterin yanına gittim ve gerekeni yaptım” diye cevap verdi.

Müezzinler, gür ve güzel sesinizle Ezan-ı Muhammedi’yi okurken, imanınızı, sevginizi, şefkatinizi, merhametinizi, gayretinizi sesinize yükleyiniz.

Her ezan okumaya başladığınızda bu ezanımla bir gayr-i Müslim’in Müslüman olmasına sebep olacağım, Müslüman birini de namaza kaldıracağım, günah işleyen birini de günahından vazgeçireceğim düşüncesiyle ezan okuyunuz.

Sizler, Abdullah bin Zeyd’in rüyasını, Bilal-i Habeşi’nin ihlâsını, İslâm’ın en mükemmel mesajını insanlara taşıyan değerli insanlarsınız.

Gölgelerin en güzeli bayrak gölgesi, seslerin en güzeli de ezan sesidir.

Bütün gazetelerin toplamı beş milyon insanımıza mesaj götürürken, müezzinlerimiz, 83 milyon insanımıza mesajı günde beş defa götürür.

En doğru görüşünü korkudan fısıltıyla bile söyleyemeyen toplulukların arasından yükselerek en riskli soylu, en faydalı, en güzel mesajı, avazınız çıktığınca söyleyen ve davet eden insanlarsınız.

Günde beş defa tekrarlanırken iyi iş üzerinde olanın işine hız verirken, kötü iş üzerinde olanı da kendine getirirsiniz.

Müezzinler, yolunu kaybedenlerin kılavuzudurlar.

Müezzinler, yıllar geçtiği halde kimse tarafından davet edilmeyenlerin gönül kapılarını çalıp cemaate çağırarak, halk hareketini başlatanlardır.

Müezzinler, bir milletin müşterek dilidir.

Müezzinler, dünyaya teşrif eden bir günlük çocuğun kulağına ezan okuyarak, “Allah-u Ekber/En büyük Allah’tır” diyerek kula kul olanların ve “En büyük filan” diyen eşkıyaların yoluna çıkıp gittikleri yolun yol olmadığını söyleyenlerdir.

Para kasasına sırtını dayadıktan sonra gözlerini kapatıp hayallere dalan ve “En büyük benim” diyen patrona, “En büyük Allah’tır” diyen yiğit insandır müezzin.

Makamına, parasına, siyasi gücüne güvenerek, “En büyük benim” diyen gafili, “En büyük Allah’tır” diyerek uyarandır müezzin.

Beş vakit okudukları  ezanda otuz defa, “Allah-u Ekber” diyerek ve en büyük olanın Allah olduğunu bütün dünyaya ilan ediyorlar bu müezzinler.

Ezanın hicri takvime göre 1442 yıllık, miladi takvime göre 1399 yıllık tarihi içinde  küffar ülkesine kılıçlardan önce iman esaslarını ve güzel amel/eylemlerin ne olduğunu ve kurtuluşun İslâm’da olduğunu ilân eden öncülerdir müezzinler.

Minarelerimize çan takılmasın diye günde beş defa minareleri denetleyen ve “Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yöneten olmadığını” dünyaya duyuran insanlardır müezzinler.

Kıbrıs üniversitelerindeki öğrencilerin daveti üzerine 2-3 Nisan 2005 tarihinde Lefkoşe, Lefke, Magosa’da verdiğim konferanslar esnasında öğrendiğime göre 1974 yılında Kuzey Kıbrıs’ın kurtuluşundan bu güne kadar askerler, Güney Kıbrıs sınırındaki Türk köylerindeki camilerin hoparlör tesisatının kontrolünü de askerler yapar ve en gür sesli hoparlörleri takarlarmış.

Mehmet Akif Ersoy merhum, “Kahraman Ordumuza” ithaf ettiği İstiklâl Marşı’mızda:

“Ruhumun senden İlâhî şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli;

Bu ezanlar -ki şehâdetleri dinîn temeli-

Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.” derken sizler günde beş defa okuyarak yuvarlak dünyada ezansız bir an olmamasını sağlıyorsunuz.

“Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka yaratan, yaşatan, yöneten yoktur. Ben yine şahitlik yaparım ki Muhammed, Allah'ın Resulüdür” anlamına gelen bu şehadetleri, bu ezanları, yurdumun üstünde hiç susturmuyorsunuz, daima inletiyorsunuz, köyden şehre, ülkelerden ülkelere, dağ taş ezan sesiyle yankılandırıyorsunuz.

Biz, ezanla, dört kitabın manası olan, “Lâ ilâhe illallah” kelime-i tevhidini söylerken, “Lâ ilâhe” deyip orada durmayız. Hemen, “İllallah” bölümünü de söyleriz. Çünkü “Lâ ilâhe” bölümü ateistlerin boş düşüncelerinin özetidir. Yani “Lâ ilâhe”nin manası: "Hiç bir ilah yoktur" anlamınadır. Onun için biz, bir nefes boyu da olsa imansız kalmamak için bir nefeste, “Lâ ilâhe illallah” deriz ve “Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur” diyerek her ezanda ve her vesile ile imanımızı tazeleriz.

İnsanların ve devletlerin paraya, şana, şöhrete, şehvete taptığı, sömürmek için kanlar, gözyaşları akıttığı bir dönemde sizler, “Hayyealessalah=Haydin namaza, Hayyealelfelâh=Haydin kurtuluşa” diyerek, kurtuluşun İslâm’da olduğunu yeksek yerlerde yüksek sesle söylüyorsunuz.

Ebu Said el Hudri, bir çobana,

“Namaz kılarken ezanda sesini yükselt. Ezanını duyan her şey senin şahidin olacak” sözünü Allah Resulünden duyduğunu söylüyor. (Buhari Sahih, K. Ezan bab 5), “Şeytanlar ve şeytanlaşmış insanlar sizin ezanınızı duyunca bulunduğu yerden kaçacak” (Buhari, Sahih, K. Ezan bab 4).

Sevgili peygamberimiz:

“Ezanı işittiğinizde siz de müezzinin dediğini tekrarlayın” buyurmuş (Müslim, Sahih, K. Salât 7).

Bu hadise uygun hareket edersek, on beş milyonluk İstanbul şehrinde on beş milyon insan, “En büyük Allah’tır”, “Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur” diyerek katılır ve müezzini desteklerse, “En Büyük filan” diyecek insan kalmaz. Hiçbir Allah kulu, bir başkasına kul olmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.