Görev ve iş beğenmeme

Bazen şaşırmaktayım.

Farklı bir zamanda mıyım?

Ya da mekânı mı yitirmişim.

Dünyanın dışında mı kalmışım.

Kaybetmekteyim yaşadığım gezegeni.

Gerçekten yolumu bulamamaktayım.

Arkadaşlarla telefonda grup konuşması yapmaktayız, önceki gün.

Söz döndü dolaştı.

Eski dostum, yüzünden düşen bin parça, derin elemler içindeki ruh hali ile kızının öğretmen olarak bir orta Anadolu şehrine atandığını anlattı.

Tebrik ettim.

“Ama köy” dedi.

Olsun, dedim.

“Kızım şehirden evi tuttu, pandemi öncesi o köye servis varmış şimdi okullar kapalı olduğu için kaldırılmış.

Zaten dersleri şehirdeki evinden online vermekte.”

Pek âlâ dedim.

“Neresi âlâ, ciğerparem iki gözü iki çeşme ağlamakta” dedi.

Neden, diye sorduğumda.

Kızcağız gitmediği köyün yasını tutmaktaymış, “Ana beni niye yolladın bu köye” matemi ile bitkinmiş.

Ne var bunda bak artık maaşı, sosyal güvencesi var, ne mutlu ona, atanamayan yüz binlerce yaşıtını düşünsün, diyorum anne karalar bağlamış beni dinlemiyor.

“Hayır, hayır, benim yavrum İstanbul’a, büyük şehre alışık zaten gittiği şehir bile köy gibiyken o geri kalmış köyde hangi çileleri çekecek.”

Bu nedir yahu artık sabrım taşıyor.

Bak arkadaşım ben kızının yerinde olsam şehirde de ev tutmazdım direkt o köye gider bir köy evi kiralardım.

Ya siz hangi ülkenin çocuğusunuz, sürekli lüks bir yaşamın içinde olmak istiyor fedakârlığa yanaşmıyorsunuz.

Gidin orada yaşayın, köy yaşamının güzelliğini görün, insanları tanıyın her insan bir evren, onlardan bilgi alışverişinde bulunun.

İleride belki hayatınız hep kentte geçecek bir daha böyle bir deneyim şansı bulamayacaksınız.

Bu rengârenk köy yaşamından neden kendinizi mahrum bırakıyorsunuz.

Arkadaşım kızdı telefonu kapadı oysa ona daha, yıllardır atanamadığı için intihar eden parasız, bunalımdaki işsiz gençleri de anlatacaktım ceplerinde 2 liranın çıktığı, bedbaht evlatlarımızı, lakin dinlemedi.

Bu nedir.

Aynı şehrin üniversitesinde öğretim görevlisi genç adam şehri beğenmiyor bütün ders programını bir güne toplayıp, o şehre haftada 1 ya da 2 günlüğüne gelip bir otelde kalıp dersini verip hemen kendi kentine kaçmakta.

Arkadaş sen bu şehirde rızkını bulmuşsun, bu mübarek topraklara saygılı olacaksın, o şehrin ilhamı ile kendini donatacaksın.

Genç bir kardeşim köyüne döndü koyun sürüsü ile ticarete başladı. Tek şikâyeti çoban bulamıyor, beş bin lira verdiği halde gelen çoban işi bırakıp kaçıyormuş. Son bulduğu çoban kaçmasın diye kimlik kartını almış fakat o da eve gizlice girmiş, kimliğini alıp gitmiş.

İş beğenmiyoruz, görevi küçük görüyoruz.

Sürekli şikâyet.

Bizi kimler beğensin.

Bizler ne kadar işlerimizi başarmaktayız, bu görevlere layık mıyız, hiç sormakta mıyız kendimize.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.