Veresiye defteri çözüm olur mu?

Çocukluk yıllarımda dar ve sabit gelirli insanlar genellikle bakkal, kasap gibi mahalle esnafından veresiye alışveriş yaparlardı. Esnaf müşterisi için veresiye defterinde yer açar müşteride de bir küçük defter bulunurdu. Söz gelimi beni bakkala gönderdiklerinde annem ya da babam evdeki o veresiye defterini de verirlerdi. Alacaklarımızı aldıktan sonra bakkal miktarı belirler önce kendi veresiye defterine yazar, ardından da bizdeki deftere rakamı kaydederdi. Böylece yanlış hesap olmasın, unutkanlıkla insanlar birbirini suçlamasın istenirdi. Ay sonu babam maaşını aldıktan sonra öncelikli olarak ev kirasını verir, sonra da bakkal,  kasap gibi mahalle esnafına olan bir aylık borcunu kapatırdı. Borç kapanırdı ama elde para kalmadığı için yeni ay boyunca da borç defterleri elde olurdu.

Veresiye defterinin nereden çıktığını, bu konu unutulmuş iken niçin hatırladığım sorusu akla gelebilir. Bundan 50-60 yıl önce hayat sadece alışveriş alanında değil, her yönü ile farklıydı. Değişen şartlar gelişen alışveriş şekilleri özellikle veresiye defterlerini tümden kapatmasa da eski yaygınlığı kalmadı. Özellikle banka kartlarının devreye girmesi ile birlikte insanlar eskiden veresiye defteri kullanırken şimdilerde buna gerek kalmadı. Ancak, bir gazetede, “Vatandaş veresiye defterine sarıldı” başlığı altındaki haberi görünce bir anda uzun yıllar geride kalan veresiye alışverişi ve veresiye defteri kullanılan günlere gittim.

Haberde, “Salgınla birlikte artan işsizlik alım gücünü dibe vurdurdu. Kredi kartları da limiti tüketince küçük esnaftan alışverişe başlayan vatandaş, veresiye defterine sarılınca kayıtlı borç 20 milyar liraya ulaştı” deniyordu. Bu sözlerin sahibi de TESK Başkanı Bendevi Palandöken. Bu arada pek çok esnafın veresiye satış yapmaktan kaçındığını da unutmamak gerekiyor. Çünkü pek çok esnafın dükkanında dikkat çeken duvardaki, “Veresiye teklif edilmemesini rica ederim” yazısı da giderek insanların veresiye alışveriş yapamayacaklarını gösteriyor.

Diyebiliriz ki, bu gidişle bir süre sonra insanlar kredi kartı limitleri bittiği için mahalle esnafına yönelecek, büyük marketleri terk edecek, ancak insanların alım gücü giderek azaldığı için bir süre sonra şimdilik veresiye satış yapan esnaf da bundan vazgeçecek. Zaten bu durum şimdiden görülmeye başlandı. Bu gerçekler insanı korkutuyor. Çünkü bir yandan artan işsizlik ve enflasyon karşısında alım gücü azalan insanımız kartları da kullanamaz hale geldiğinde toplum bugünkünden çok daha ciddi bir sosyal patlama ile karşılaşabilir. Elbette dileğimiz bu noktaya gelmeden meseleye bir çözüm bulunmasıdır. Ancak, pek çok esnaf yukarıda belirttiğim gibi tahsili mümkün olmayacaksa veresiye satış yapmamayı tercih ediyor. Çünkü onların da sattıkları ürünleri aldıkları toptancılar var. Onlar da sattıklarını tahsil edemedikleri takdirde işlerini yürütemez duruma geliyorlar. Kısacası, birbirine bağlı bir silsile söz konusu. Bu bakımdan baştan işsizliği mümkün olduğu kadar azaltmak, salgın sebebiyle dar boğaza girmiş insanlara karşılıksız olmasa bile faizsiz borç verilebilmelidir. Böyle olmadığı takdirde bankadan çekilen her kuruş kredinin bir süre sonra geri ödeme günü gelecek ve piyasa topyekûn bir çıkmaz ile karşılaşacaktır. Yani çocukluğumda olduğu gibi gelinen noktada dar ve sabit gelirlilerin veresiye alışveriş yapma imkanı da olmayacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.