Söyledikleri ile yaptıkları farklı

Gerek uluslararası ilişkilerde gerek ulusal uygulamalarda genellikle demokrasi söylemi ön plana çıkartılıyor, bir bakıma sanki dünyanın ve ülkelerin derdinin tek dermanı bu söylemmiş gibi bir hava estiriliyor. Ama sıra uygulamaya gelince demokrasinin yerini, terör, işgal ve katliam alıyor. Özellikle dünya jandarmalığına soyunmuş olan ABD’de geçtiğimiz gün yaşanan Kongre baskını, yaşanan olaylar, bu ikiyüzlülüğü gösterdi. Dünyaya insan haklarını ve özgürlükleri getirmeyi, demokrasiyi hâkim kılmayı iş edindiklerini söyleyenlerin tüm söylediklerinin sadece dünyayı kandırmak ve uyutmak için kullanılan bir afyon olduğu bilinmeyen bir husus değildi. Çünkü dünyanın hangi köşesine barış, demokrasi ve insan hakları götürmek için gitmişlerse oralarda hep kan ve gözyaşı hâkim oldu.

Bir bakıma ABD ve yandaşlarının bastığı yerde ot bitmez hale geldi, geliyor. Bunun yüzlerce örneği var. Söz gelimi Vietnam’ı komünizmden korumak için işgal edenler geride milyonlarca ceset ve yüz binlerce babasız çocuk bıraktılar. Hâlâ Vietnamlılar kendilerine gelemediler. Afganistan’ı terör örgütlerinden temizlemek ve barışı sağlamak için NATO’yu da kullanarak asker gönderenler Afganistan’ı bırakın teröristlerden temizlemeyi, teröristlerin üssü haline getirdiler. Irak’ı Saddam zulmünden kurtarmak için işgal ettiler ama Irak’a aradan geçen bunca zamana rağmen huzur ve barış gelmedi. Çünkü Irak’ı işgal edenlerin dilleri özgürlük ve insan hakları derken içlerinde bu ülkeyi esir almak vardı. Şimdilerde Suriye’yi güya teröristlerden temizlemek, zalim yöneticilerden kurtararak demokrasinin hâkim olması için asker gönderenler Suriye’yi her geçen gün daha büyük bir karmaşanın içine sürüklüyorlar. Bunun da ötesinde Suriye’de terör örgütlerine özerk bölge oluşturmanın peşindeler. Bir diğer ifadeyle Irak’ta yaptıklarını Suriye’de de gerçekleştirmenin peşindeler.

Kısacası sadece ABD değil, Haçlı ittifakı ülkeleri dünyayı sömürmenin, kendi insanlarının refahını sağlamak için dünyanın sefalete sürüklenmesinde bir sakınca görmüyorlar. Böyle olunca özellikle gelişmekte olan ülkelerin ABD ve yandaşlarını artık dost ve müttefik olarak nitelendirmekten vazgeçmeleri gerekiyor. Çünkü bu nitelendirmeyi gerçek sanan toplumları artık kandırmak mümkün olmayacak. Tüm dünya üzerinde ABD karşıtlığı giderek artıyor. Şimdiye kadar dünyayı kandırmakta belki güçlük çekmiyorlardı ama gelinen noktada yağmur yağdı boya aktı. Bunun da ötesinde İkinci Dünya Harbi’nin ardından oluşturulan iki kutuplu yapı dünyanın sömürülmesi için işlerine yarıyordu. Ancak, iki kutuplu dünyanın son bulması ile ortada tek başına kalan ABD’nin gerçek yüzü iyice görüldü.

Çünkü sadece gelişmekte olan ülkelere karşı değil, kendi insanlarına da farklı davranıyorlar. Siyahlar bunca insan hakları ve demokrasi söylemine rağmen ikinci sınıf vatandaş kabul ediliyor polisler tarafından öldürülüyor. Şimdiye kadar kendi aralarında, demokrasinin ana mekanizması seçim sistemini oturtmayı başardıkları sanılırken, son seçimlerin ardından başkan adaylarının ve özellikle de Trump’ın söylemleri sonucu taraftarlarca Kongre Merkezi’nin basılmış olması ve çıkan olaylarda insanların hayatını kaybetmesi gösterdi ki, bırakın dünyaya barış ve huzuru getirmelerini kendi insanlarına bile bu hakkı esirgediklerini artık tüm dünyanın görmesi gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.