Reklamı Kapat

Ateistlerimize derim

Ateistler, kendilerine kültür yoluyla geçen Hıristiyan ahlakı, Türkiye ateistlerinde de İslam ahlakı olduğundan kendilerinin de bir ateist ahlakı olduğunu söylerler.

Dünya genelindeki ateistlerle de ahlâk ve adalet anlayışında ortak noktada birleştiklerini iddia ederler ama hem onların hem kendilerinin aile çevrelerinin ahlâk anlayışında Hıristiyan, Yahudi ve de İslam ahlakının aslı olmasa da yansıması vardır.

Yahudilerin ve Hıristiyanların kendilerine gelen kitabı tahrif etmeleri nedeniyle kayba uğrasalar da nasıl ki bina yapımında havralar ve kiliseler Batı’ya örnek olmuşlarsa, tahrif edilen din de sosyal hayatta örnek olmuştur.

İslam dininin ana kitabı Kur’an-ı Kerim, kıyamete kadar korunacağı Rabbimiz tarafından garanti edildiğinden 1400 yılda tahrif edilememesi, bundan sonra da edilemeyeceğinin habercisidir.

Türkiye ateistleri, siz Hazreti Adem’in neslindensiniz, maymundan değilsiniz. İnsanoğlu insansınız, kendinizi yoklayın.

Kalbinizin sesini dinleyin. Kalbinizin sesini siz de seveceksiniz.

Bu arada nefsiniz ve şeytanınız araya girerek hatları karıştırarak ayrılığa sevk etmeye çalışacaktır.

Kalbinizin dediklerini ve sizin de beğendiklerinizi ya kendiniz araştırarak veya güvendiğiniz birine sorarak o sevdiğiniz ve beğendiğinizin şeyin, Kur’an’da veya hadis-i şeriflerde olduğunu göreceksiniz.

Yani siz, şunu iyi biliniz ki, bu halkı Müslüman ülkede doğduğunuz için, sizin içinizdeki doğru sayısı, doğu ve batı ateistlerinin içindeki doğru sayısından daha fazladır.

Öyle ise, kimseye bir şey demeden, beş vakit namazdan önce okunan ezanlarla beraber sözlerini tekrarlayın ve yönünüzü kıbleye dönüverin.

Yoksa bu yolun sonu cehenneme çıkar.

Cehennem yolunda yürüyenlerden biri bir gün öğrencilerine sorar:

“Çocuklar, Allah merhametli değil mi?”

“Evet öğretmenim, merhametli.”

“Ne kadar merhametli?”

“Her şeyi merhametiyle kuşatmıştır.”

“Öyle ise biz kullarını nasıl cehennemine atacak?”

Öğrenciler bir müddet susarlar ve hiç akıllarına gelmeyen bu soruya cevap ararlar.

İçlerinden biri:

“Öğretenim, sen bizi seviyorsun değil mi?”

“Evet seviyorum.”

“Ne kadar seviyorsun?”

“Sizi çok çok seviyorum.”

“İmtihanda sorulara cevap yazamayan arkadaşları neden sınıfta bırakıyorsunuz?”

“Cevap veremediği için.”

“İşte cehennemlikler de cevap veremediklerinden orada, cehennem sınıfına dolduruluyorlar.

Sen, bizim kopya çekmemize izin vermiyorsun. Hâlbuki o merhametli olan Allah, kopya çeksinler diye Kur’an’ını göndermiş, nasıl yaşanacağını görsünler diye peygamberini göndermiş.

Sen, bizim tenimiz ve canımıza hiçbir  katkıda bulunmuyorsun ama Allah bize her an nefes aldırıyor, baktırıyor, konuşmamızı sağlıyor, kalbimizi çalıştırıyor, kanımızı her kılcal damarımıza ulaştırıyor. Buna rağmen, yaratanı bırakıp yaratılan insanlardan bir gurubun koyduğu kurallara uyarsa içte o yanmayı hak ediyor” der.

Bir kadını veya erkeği gördükten sonra onun cehennemde yanmasına gönlün razı olmaması çok tabiidir ve de dinidir.

Kişi, kendine bu güzelliği vereni tanır ve onun koyduğu kurallara göre hareket ederse, Allah onu yakmayacağını haber veriyor. Onun için önce kişinin kendisi kendini tanımalı ve korumalıdır.

İkinci olarak hasta olduğu halde tedavi olmayan adamı çevresinin onu doktora götürdüğü gibi kendisine hâkim olamayanlarla da Müslümanların ilgilenmesi gerekir.

İşte İslam’da davet ve cihat faaliyeti kendini ve çocuklarını cehenneme postalama kurumları kuranları uyarma ve engelleme hareketidir.

Ayrıca güzellik, çirkinlik, acı, tatlı, aydınlık, karanlık gibi şeyler, bizler içindir.

Sevgili Peygamberimiz, bu konuyu açıklamak için:

“Eğer dünyanın, Allah katında bir sineğin kanadı kadar değeri olsaydı, kâfirlere bir damla su içirmezdi” buyurmuş. (Tirmizi, Sünen, Kitab’üz-Zühd, BabuHevaniddünya, Hadis no 2242, İbniMace, Sünen, K. Zühd, Babumeseliddünya, hadis no 4100)

Zuhruf süresinin 33-35’inci ayetlerinin tefsirini Şifa Tefsiri’nden bir okuyuverin.

Su, bizim için hayati maddedir ama Allah için hiçbir şey değildir.

Hatalarımızın ana maddesi nefsimizdir.

Kendimizi o kadar önemsiyoruz ki, Allah’ın gücünü, sanatını, koyduğu kurallarını kendimizle kıyaslıyoruz ve hatayı işte orada yapıyoruz.

Onun için Sevgili Peygamberimizin en çok okuduğu dualarından biri:

“Allah’ım, rahmetini umuyorum, bir göz açıp kapayıncaya kadar beni bana bırakma. Bütün işlerimi ıslah et. Senden başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur” duasıdır. (Ebu Davud, Sünen, K. Edep, BabBabümayekuluizaesbaha).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.