Doğru habere reklâm tehdidi

Avuntu işte.

Yeni yılla birlikte acıların, adaletsizliğin, kemliğin, yıkımın, açlığın, eşitsizliğin, sefaletin biteceğine inandılar.

Sanki eski yılı dikenli bir telle ayırıp yeni seneden, bütün kötülükleri uçurumlardan yuvarlayacaklarını sandılar.

Bilmediler ki şikâyet ettikleri kötülüklerin kiri, ellerindeydi.

Renk, ses, ışık zevklerinden mahrum kalmamak için havai fişeklere, yoksulların hakkı olan ekmek parasından çalıp hesapsız ücret ödeyip.

Binlerce kuşu öldürdüler.

Yılkı atını, sokak köpeğini, evin kedisini kaçırıp katlettiler.

Hiç olmayacak denen,

Güçlü gülüşlü kadınları da vurdular.

Duygusal duruşluları da.

Ağır, ciddi, kaşlarını çatmaktan alnında yol olmuş kadınları da.

Yoksula uzanan elinin verişinden mutlu, tebessüm nakışlı anneleri de katlettiler.

Oysa ne kullanmaktan eskimiş tabaklarından, ne solmuş sedir örtülerinden, ne yamalı elbisesinden sıkılmaktaydı.

Ne de yatalak kocasına bakmaktan usanmaktaydı.

Bir gece evini basıp, tek ineğini alıp, kafasına sıkıp, cesedini yakacak kadar canileştiler.

Sonra hiçbir şey olmamış gibi yılbaşı kutladılar.

Yakılan genç kızın fotoğraflarını, magazin sayfalarında şarkılara klip yaptılar.

Merhameti, insana saygıyı, ölüye hürmeti, utanmayı unutanlardan ne beklenirdi ki.

İnsanlığı ölümlere yollayıp ocaklar söndürürken, sanki virüsü icat etmeden önce aşıları hazırlamışlardı.

Milyonlarca doz aşıyla, bozuk ekonomilerini ayağa kaldırdılar.

İşçikent diyorum dağın yamacına kurulmuş derme çatma kulübelere.

İşçi dediysem öyle sosyal güvence gibi büyük şehirdeki haklardan habersiz insanlardan bahsetmekteyim.

Yola yakın alçak binalarda kalmaktalar.

Kimi Güneydoğu’dan gelmiş, bu siteler bitince dönecekler yurtlarına.

Ne ki çoğu, bu küçük Anadolu şehrinin köylerinden.

Kuraklık onlara nimet.

Yağmayan yağmurları fırsata çevirip çalışmaktalar.

Zigguratların tepesine çıkaran eğreti iskeleler.

Havai fişeklerin vurduğu kuşlar gibi iskelelere dizilip duvarları sıvamaktalar.

Aklım çıkmakta sallanan tahtalara baktığımda.

Çocukları aş bekler.

Ekmek davası hayatın her karesinde.

Reklâmların baskı aracına dönüşmesi.

Haber sansürünü yayınlamazsan, reklâm vermeyiz tehditleri.

İyi adına ne bıraktılar ki, hakkaniyeti de katledebileceklerini sandılar.

Büyük market, “Ucuz ette hileli satış” haberinden rahatsız olmuştu.

Film gibi olayı, gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni M. Kurdaş anlatmakta: “İletişim Fakültelerinde irdelenmesi gereken bir sansür metodu olarak ders kitaplarına girebilecek bir konu. Biz herhangi bir markaya bir tavır alalım diye böyle bir yayın yapmadık. Biz kamu yararını kendi menfaatimizden daha kıymetli bulduk. Bu bir ifşa değildir. Bu bir kamu yararını kendi yararından daha öncelikli tutmaktır. Burada kamunun 100 milyon TL’sini ilgilendiren bir haberle ilgili bir konu söz konusu.”

İnsanlığın üzerine iyice yapışan isli kara.

Sonra at bakalım felaket yılını uçuruma.

Yıl kötü değil, kötü olan insanlar oysa.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.