Ruhsuzlar

Ecelin, saniyesinin değiştirilemeyeceğine, rızkı olan bir tek buğday tanesinin de kesilemeyeceğine iman eden bir Müslüman, bu dünyada hiçbir kimseden korkmadığından en özgür insandır.

Yaptığı her şeyde Allah’ın rızasını kazanma hedefi olan bir Müslüman, kimsenin beğenisine, aferinine, alkışına, oyuna bakmadığından işi doğru, güzel ve faydalı olur ve Rabbi severse, kullarına da sevdirir.

Allah’a kul olmayan, kula kulluğu tercih edenlere de merhametle muamele eder ve gâvurluk zindanından keyif alan ruhunun azadı için çalışır.

Göklerin ve yerin otoritesi de, mülkiyeti de Allah’a ait olduğundan, yeryüzü ve gökyüzüyle olan işlerinde yalnız Allah’ın koyduğu kriterleri esas aldığından, yaratılan her şeye hak ettiğini Allah rızası için vereceğinden, hiçbir devletin tahakkümü altına girmemiş olur. Ama yaratıcı olarak Allah’ı kabul edip, yönetici olarak kabul etmeyen ve kendisini Firavun gibi Rab kabul eden çağdaş insanlarımız, eğitim nedeniyle ruhları katledildiğinden insanı ilahlaştırmayı sevimli hale getirdiler ama dünyayı yaşanmaz hale soktular.

Küçük bir ülkede binlerce insan, para karşılığı vatan haini, uyuşturucu baronu, fuhuş taciri, mafya babası olabiliyor.

Rabbimiz bunları, Yani Müslüman olmayanları ölü kabul ediyor:

“Görenle görmeyen bir olmaz. Karanlıklarla aydınlık (bir olmaz). Gölge (serinlik) ile sıcak (bir olmaz).

Dirilerle ölüler bir olmaz. Şüphesiz Allah dilediğine işittirir. Sen kabirdekilere işittiremezsin” (Fatır süresi ayet 35/19-22).

Canlılar ama ruhlarını katletmişler ruhu katledilenlerin koydukları sistemin başına geçenler de katletmeye devam ediyorlar.

Ve o ruhu katledilmiş insanların kriterlerini her şeyin üstünde gördüğümüz günden beri kendimize gelemedik, başımızı dik tutamadık, kendimizle ilgili kararlarımızı onlarınkine ters düşmesin derdine düştük. Kur’an-ı Kerim’i çok iyi bilen Mehmet Akif Ersoy merhum, bunlar için, “Dipdiri meyyit” yani “canlı cenaze” diyor: “Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak.

Dünyada inanmam, hani, görsem de gözümle:

İmanı olan kimse gebermez bu ölümle. Ey dipdiri meyyit! “İki el bir baş içindir”

Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?

Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.”

Yukarıdaki ayette Rabbimiz, kâfirleri “Emvat/Ölüler”e benzetmişti.

Şehrin meydanında bir adam, satın aldığı odunlarla kendi etrafına kuyu gibi yukarıya doğru bir daire duvar örüyor. Polisler veya zabıtalar veya halk ne yaptığını sorduklarında “kendisini yakacağını” söylüyor. Siz buna ne dersiniz. Canlı yayında televizyonda görenler ne der.

Tüm kâfirler için Rabbimiz:

“Şüphesiz ehli kitap ve müşriklerden olan kâfirler, cehennem ateşinin içindedirler ve ebedî olarak orada kalıcıdırlar. İşte onlar yaratılanların en şerlisi/kötüsüdürler” (Beyyine süresi ayet 98/6).

Bunu ben söylemiyorum. Kâfirlerin hepsine can, ten, kalp, kalıp, nefes, beyin, akıl veren Rabbimiz söylüyor. Buna rağmen adam kendisini, sevgili hanımını, ciğerparesi çocuklarını cehenneme hazırlarsa buna ne denir?

Ayette onların cehennemlik olduklarını söylüyor. Bir de yaratılmışların en şerli olduklarını söylüyor. Ahirete şeksiz şüphesiz iman ediyoruz ama görmedik. Ama o kâfirlerin en şerli olduklarını görüyoruz.

Müslüman’ın ruhu, içinde taşıdığı İslam’la bu dünyada, yüz yüze geldi.

Bazı yanlış yollara girse de nereye döneceğini bildi ve bildiği yere gruplar halinde dönmeye devam ediyorlar.

Halkı Müslüman ülkelerde dünyaya gelen, ailesi ve devleti tarafından ruhu katledilenler de, Müslümanları görüp dinleyince içlerinde tarif edemedikleri bir hisle mıknatıslanmış gibi asıllarına dönüyorlar.

Almanya’da Türkiye’den giden Müslümanların açtığı bir caminin imamlığını Müslüman olan ve Bilal adını alan bir Almanın yaptığını, Hollanda’da en hızlı Müslüman düşmanı parti başkanının yardımcısının Müslümanlık aleyhine kitap yazarken Müslüman olduğunu ve şimdi Hollandalıları kurtarmak için çalıştığını biliyorsunuz.

Ruh katliamına uğrayan, Hıristiyan Hitler Almanya’da, Hıristiyan Lenin Rusya’da, komünist Mao Çin’de öldürdüğü insan sayısı yüz milyonun üzerinde.

Son on yılı düşünün.

Çocukken İslam’a göre çok masum, gülümseyen bu çocukların önce anne ve babaları, aldıkları eğitim nedeniyle çocuklarının safiyetini bozuyorlar.

Herkes aynı eğitimden geçince ruhu çalınmış bu insanlar, seçimle elebaşı seçiliyorlar ve hangi devletin elinde işine yarayacak bir şey bulurlarsa hemen katliama başlayıp soygunlarını yapıyorlar.

Ayette bildirilen, “Bunlar yaratılmışların en şerlileridir” haberini herkesin gözüne sokuyorlar.

Aslanlar, karnı doyunca etrafındaki ceylanlara saldırmıyor. Ruhsuzlar, çocuk ruhunu kirlettiler. Yazıktır. Bu ruhu katledilmiş zombilere, mankurtlara, gâvurlara acıyalım da canlarımızı ve mallarımızı Allah rızası için,  bunların ruhlarını tatmin edecek, aslına döndürecek, Kelime-i Tevhit’le buluşturuverelim de biz de kendimizi kurtarmaya çalışalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.