Su savurganlığı

Elindeki hortumu yere attı.

Umursamadan cep telefonuyla konuşmaya başladı.

Yerde akan suyla ilgilenmedi.

Oysa katlettiği bir ülkenin yaşamsal kanıydı.

Babasının malı gibi ayakları altında küçük bir dere oluşturan su aktıkça, elim ayağıma dolaştı.

Bir ara hortumu yerden kaldırıp aheste arabasını yıkamaya devam etti.

Sonra bir kez daha hortumu yola atıp bahçeye geçti.

Fırçayı getirip aracın kirlerini temizlemeye çalıştı.

Hortum hâlâ yerde, su akmaktaydı.

Aracını yıkama işlemi bittiğinde, sokağımız da bu kış gününde gereksiz banyosunu yapmıştı.

Ne kadar hesapsız kitapsız harcamaktayız yeryüzünün bu en gerekli besinini.

Su olmazsa hayat durur biliyoruz lakin onu gelecek kuşaklara bile değil kendimize dahi saklamamak için nasıl hoyrat davranmaktayız.

Oysa her gün açıklanmakta, İstanbul barajlarının doluluk oranı yüzde 20’ye düştü.

Kentin 2-3 aylık su stoku kaldı.

Artık daha kurak geçmekte kışlar.

Karlar, yağmurlar yağmamakta.

İstanbul ve Anadolu’daki bazı şehirlerde kuraklığın acısı; yarısı kurumuş göllere, barajlara hatta tamamı kurumuş akarsulara baktıkça daha vahim gözlenmekte.

İnsan hatası, suyun katledilmesinde başat sorun.

Ormanları hızla yok ettik.

Anadolu’dayım şu ara.

Tarım arazileri ve ormanlar yok edilip yapılaşma son sürat sürmekte.

Buralarda bol bol konut yapılmakta, mobilya mağazası açılmakta.

Çok acıklı bir manzara.

Bakir dağlarda birer canavar gibi kocaman vinçler çalışıp modern siteler kurulmakta.

Fakat toplum unutmakta o kepçeler adeta insanların mezarını kazmakta.

Orman olmayınca yaşam yoldaşı yağışlar da ortadan kaybolmakta.

Adeta insanlar kendi soylarını tüketmek için doğaya ihanet etmekte.

Ormanları kes, tarım arazilerini yapılaşmaya aç, bugün su sorunu yarın açlık.

Kuraklık, kıtlığı getirir Allah korusun.

Kuraklıkla ne tarlada buğday kalır ne ağaçta meyve.

Her canlının hayat kaynağı su.

İnsanlar, çocuklarına bırakacakları parayı, mal mülk kazanımını dert etmekte.

Lakin onlara miras olarak ekmek, su, hava bırakmazsak asıl o zaman felaket.

Gün geçmesin ki dehşet haberlerini okumayalım:

“Adana'da korkutan arı ölümleri!

Seyhan Nehri'nin suyu çekildi ve nehrin kıyısında bulunan 3 bine yakın kovanda on binlerce arı öldü.

Yıllardır bölgede arı yetiştiriciliği yapan çok sayıda kişi;

Arılar su ihtiyacını kovanlara yakın olan bu nehirden karşılıyordu. Ancak su 3 gündür bulanık ve kirli. Bazen sudaki atık ve kimyasallar nedeniyle, bazen de su ihtiyacını gideremediğinden arılar ölmeye başladı. Şu an 300 kovan arımız kaldı. Gün geçtikçe daha çok ölüm oluyor. Balık ölümleri de yaşanıyor.”

Su, sadece barajı boş bırakmıyor, yokluğunda canlıların ölümüne yol açıyor.

Su savurganlığını acilen dert edinmeliyiz.

Duşlarda saatlerce suyu açma şuursuzluğu son bulmalı, ev temizliği, abdest alma hatta el yıkarken bile en kısık şekilde musluğu açıp, su gibi bir yaşamsal hazineyi en az şekilde harcamalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.