Parasız yapılan iyilikler

Mesela gülümsemeniz. Yol boyunca her gülümsemenin ardından selam vermenizde hem selam sevabı hem sadaka vermiş sevabı vardır.

Önce kesenizi değil, gönlünüzü açınız.

Eve girerken eşinize ve ailenize gülümseyen yüzle selam veriniz, sevaba giriniz.

Alpaslan’a ve Mesut Şah’a baş vezirlik yapan ve de Nizam’ül-mülk, yani ülkeye, devlete, millete yön veren, İslami bir sistemi saat gibi tıkır tıkır işleten zatın bir de yazdığı “Siyasetname” isimli kitabı vardır.

Kendinden sonraki ilim adamlarına da öncülük yapmış ve birçok devlet başkanına yol gösteren Siyasetnamelerin yazılmasına öncülük etmiştir.

Yöneticileri ve halkı eğitirken Sevgili Peygamberimize uyarak halkın sağduyusu tarafından yaklaşıyor, iyi örnekleri öne çıkarıyor.

Siyasetname’de insanlara yumuşak davranmayı tavsiye ettikten sonra hayvanlara da yumuşak davranılmasını isterken Hazreti Musa Aleyhisselam’dan bir örnek sunar:

Ben kısaltarak yazacağım.

Musa Aleyhisselam kendisine peygamberlik verilmeden önce, Mısır’dan çıkmak zorunda kalıp on yıl sürecek bir çobanlığa başladığında, çobanlık yaparken koyunlardan birinin sürüden ayrıldığını görür. Onu sürüye katmak için yanına varınca koyun kaçar. Dere-tepe aşarlar, koyun yorulur ve kaçamaz hale gelince yakalar ve koyunun yürümeye dermanı kalmayınca onu omuzunda getirip sürünün içine katar ve bunun üzerine Rabbimiz de onu Kelimullah makamına yükseltir.

Nizam’ül-mülk, iyi, güzel örneklerin halkı yönlendirmede daha etkili olacağını bildiğinden buna benzer örnekler vermeye devam eder ve uyuz bir köpeği tedavi eden bir mafya babası bir eşkıyanın nasıl düzeldiğini de anlatır.

Günümüz haberlerinde köpeğini boğan adam, kedisine işkence eden adam, eşeğini açlıktan öldüren adam… haberleri önce haberi yapanın, sonra haberi yayına verenin, daha önce bu adamları eğitenin karakterini, eğitim boyutunu, nelerden hoşlandığını ve o devletin eğitim politikasının üretiminin neler olduğunu ortaya koyuyor.

Yeni doğan çocuklarımızın önüne oturup ve onların eğitiminden bir geçelim.

Yeni doğan çocuklar, yumuşak sesten, gülen yüzden, renkli ve uyumlu görüntüden hoşlanıyorlar.

İşte bu dünya eğitimi, bu doğuştan gelen İslam fıtratını yok ediyor ve işkence etmek, işkence fotoğrafı çekmek, işkence yayını yapmaktan zevk alıyor.

Sevgili Peygamberimiz, Mekke ve Medine’de kendisine ve arkadaşlarına düşmanlık yapanların, halk arasında fitne fesat çıkaranların yaptıklarını yaymamaya dikkat etmiş ve her gün şehir insanlarına yeni inen ayetleri tebliğ etmiş ve güzel davranışlar sergilemiş.

Mesela biz, arkadaşlarla bir araya geldiğimizde “Vay beee, adam şunu demiş, o da şöyle cevap vermiş” derken her ikisinin de arabozucu, gönül karartıcı, ufuk kapatıcı sözleri yerine Kur’an-ı Kerim’de adı geçen peygamberlerin hal ve davranışlarından o olaylara ait örnekler sunuverelim veya o peygamberlerin yolunda gitmeye çalışan Müslümanlarımızın günümüzde yaptıkları güzellikleri anlatıverelim.

Bir zamanlar Uğur Dündar, haftada bir akşam çok konuşulacak programlar yapardı ve bu günkü televizyonların şaka içerikli diliyle 83 milyon onu seyrederdi.

Bir programında Gaziantep’te bir değerli insan, gece lokantaların artan yemeklerini çöpe döktüklerini görüp onlardan dökülen yemekleri her gece isteyerek onları temiz kazanlara alarak yüzlerce fakirin karnını doyurduğunu anlatmıştı.

Ben bu olayı birçok konferansımda anlattım ve siz kendiniz yapmasanız bile lokantacıyı, bir yurdu, bir hastaneyi, yani çokça yemek pişirilen yerlerin yetkililerini ikna edip, her gece artan yemekleri dökmeyip, temiz kaplarda mahallesine götürüp veya gönderip, mahalleden bir kişi veya muhtar aracılığıyla birkaç tane fakirin evine yemek girmesini sağlayabilirsiniz diye konuştum ve sonradan bazı yapanların  olduğu haberini aldım.

Bu işler yalnız parayla olmaz.

Benim bir arkadaşım, bir ayakkabı imalatçısının yanında işçi olarak çalışırken, İstanbul’un uzak semtlerinde kirada otururken, otuz yılın her dört yılında bir öğrenciyi evinin bir odasına alarak, kendi yemeğinden yedirerek, çamaşırını yıkayarak ve yol harçlığını vererek beş tane üniversite öğrencisini mezun eden karı-kocayı daha önce yazmıştım.

Mezun olanlardan bir tek istekleri olmuş o da, her dört yılda, bir fakiri okutmaları.

Şimdi emekli olan ve eşiyle beraber yaşlılığın görevlerini yerine getiren arkadaşıma sordum, “Tavsiyeni yerine getiriyorlar mı” dedim, “Getiriyorlar, hatta profesör olan, birden fazlasının masraflarını karşılıyor” dedi.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.