Reform ama nasıl?

Ekonomi yönetimi, bundan birkaç ay öncesine kadar el üstünde tutuluyor, kamuoyu tarafından kabul görmeyen hamleleri ve projeksiyonları bile neredeyse hatasız karşılanıyordu bir kısım medya tarafından. Önceki Hazine ve Maliye Bakanı ile ilgili övgü dolu cümleler, yorumlar, haberler eksik olmuyor, iş dünyası da bu taltif etme yarışında geri kalmıyordu.

Kamuoyunun haklı tepkisine neden olan “döviz kuruna bakmıyorum” veya “maaşı dolarla mı alıyorsunuz” türünden saçma sapan açıklamalar, bile isteye, ısrarla görmezden geliniyor, tam tersi bir propaganda harekatına girişilerek “arkandayız” veya kahvehane seviyesiyle “yedirmeyiz” kabilinden algı operasyonları yapılıyordu.

Merkez Bankası’nın bir hiç uğruna, yani döviz kurunu “vatandaş krize uyanmasın” diye baskılamak adına tükettiği rezervler dahi tek bir gün bile malum medyada haber veya tartışma konusu olmadı bu dönemde. Tam tersine “nasıl gizleriz” temalı yapay gündemler pompalandı durdu. İktidar kanadı da bu konulara yönelik olarak “ortada kuyu var, yandan geç” tavrını izledi.

Ne zaman ki, Hazine ve Maliye Bakanı istifasını verdi, birden bire tutulmuş olan diller de çözülüverdi. Tabii ki, istifanın 25 saat boyunca ve de bu internet çağında halktan güya “gizlenmesi” gibi bir garabet yaşandı. Sonrasında istifaya “görevden af talebi” diye bir tuhaf ve saçma sapan kılıf bulundu. Ondan sonra da anında tornistanla eski dönemin ne kadar da kötü olduğu ve “devletin zirvesinin” meğerse hiç bilgilendirilmediği, ancak yeni bakan ve Merkez Bankası başkanı ile beraber bir “ reform” döneminin başlayacağı pompalandı.

Aslına bakılırsa yaşananlar trajikomik bir manzaradan başka bir şey yansıtmıyor. Birtakım sebeplerle istifa eden bakanın enkaz bıraktığı, ne kadar da yanlış işler yaptığı kimsenin bilmediği şeyler değil zaten. “Devletin zirvesi”nin yanlış bilgilendirildiği veya yönlendirildiği iddiaları ise ciddiye alınacak türden bile değil. Her gün kamuoyunda konuşulan, tartışılan, dile getirilen ve dahi siyasetin gündeminde yer alan Merkez Bankası rezervlerinin eksiye düşmesi meselesinden devletin zirvesinin haberdar olmadığını pompalayan medyayı ciddiye almaya değmez.

Aynı şekilde, ekonomide atılan yanlış adımlar ve izlenen hatalı politikalar için eski bakanı yegane suçlu görmek de gerçekçi bir tavır olmaz. Herkes biliyor ki, hükümetin içinde hiçbir bakan, kendi inisiyatifiyle hiçbir eyleme girişememekte. Hele ki ekonomi gibi netameli bir alanda bütün suçu eski bakana yıkmak, tam da tarih boyunca örneklerini gördüğümüz, gücü kutsayanların sergilediği bir tavırdan fazlası değil.

Ekonomi yönetiminin değişmesini adeta bir iktidar değişikliği gibi sunmak ve iktidarı kötü ekonomiden aklamaya çalışmak da yine bu güce tapan zihniyete yakışan bir tavırdır. Ekonomideki mevcut kriz ve buhran tablosunun hesabı bir şekilde verilmelidir ve bu işin muhatapları kimse onlar da bu durumun müsebbipleridir.

Yeni atanan Merkez Bankası başkanının geçtiğimiz hafta “2021 Yılında Para ve Kur Politikası” toplantısında yaptığı açıklamalar da aslında iktidarın mevcut manzara için sorumluluğu kabul etmediği, tüm kabahati tek kişiye yüklemesi olarak görülebilir. Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal, “Kurlar serbest piyasa koşullarında arz ve talep dengesine göre oluşacak, TCMB olarak kurların düzeyini ya da yönünü belirleme amaçlı döviz alım satım işlemi yapılmayacaktır” sözleriyle açıkça Albayrak dönemine eleştiride bulunmaktadır. 

Ağbal ayrıca, “TCMB, önümüzdeki gelecek dönemde her bakımdan yaptığı faaliyetlerle ilgili daha şeffaf, daha öngörülebilir, daha hesap verilebilir bir çerçeve oluşturacak” diyor. Buradaki “şeffaflık” eleştirisi önemli ama şeffaflığın olmayışını eski bakana değil de hükümete dayandırması gerekmez mi? Hükümet değişmediğine göre bu şeffaflık taahhüdü nasıl karşılanacak acaba?

Ağbal’ın, “Enflasyondaki yükselişin temel belirleyicisinin döviz kuru olduğunu görüyoruz” açıklaması ise, hükümetin ısrarla tekrarladığı “enflasyonun nedeni faiz” önermesini yalanlıyor en başta.

Verilen mesajlarda, satır aralarında eleştirilen noktalar, önceki bakanı haklı olarak eleştiren ancak o bakanın görev aldığı hükümeti es geçen yapıda görünüyor. Yani önceki döneme eleştiriler var ama hükümetin karar alıcı mekanizmasına herhangi bir eleştiri yok.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.