İki kahraman kargocu

Çoğumuzun insanlık karnesi bazen nasıl zayıflarla doludur.

Ya da hiç ummadığımız kişilerin iyilik destanına şaşakalışımız.

Geçen hafta elim bir trafik kazası ile sarsıldım.

Hekimlik nöbetini tamamlayıp akşam evine dönmeye çalışan gelinim köprüde büyük bir trafik kazası geçirir.

Haberi oğluma bir genç verir.

Anadolu aksanıyla: “Abi korkma yenge iyi, kaza oldu, şu hastaneye git.”

Aklımıza en kötü sonuçlar gelmekte.

Yoksalar zihnimizde uçuşuyor, “ağır yaralı mı bulacağız onu, durumu feci mi”, çocuklarına sarılıp ağlıyoruz.

Gün boyu annelerinin yolunu bekleyen çocukların boynunun büküklüğüne dayanmak mümkün değil.

Hastaneye ulaştığımızda hastamız bitkin, kendisinden geçmiş, tomografi çekiliyordu.

İki genç bize yaklaşıp, “Abla yaşıyor mu” dediler, evet deyince “Allah’ım çok şükür” dediler ve gittiler.

İşlemler, tedaviler bitti evimize döndük, hastamız da hafıza kaybı yaşandı, günler sonra kendisine gelip iyileşmeye başlayınca, bizi arayanlar geldi aklıma.

Acaba haberi veren bu gençler kimdi.

Yoksa 153 promil alkollü, çok hızla gelip gelinimin aracını ikiye katlayan, canavarın arkadaşları mıydı?

İnsan olarak o kadar kötü algılarımız var ki.

Bardağın billur suyunu görmeden, leke araştıracak tıynetteyiz.

Çocukları aradım: “Evladım size çok teşekkür ederiz, kazayı bize siz haber verdiniz, kimsiniz, polis misiniz?”

“Yok, biz kargocuyuz, işimiz bitti evimize dönüyorduk, abla şeridinde gidiyordu fakat çok hızla gelen bir araç ona çarptı ve şeritten çıktı. Herkes evine dönmek için acele ediyor, akşam trafiği, köprü kalabalık. Biz yaralıya bakalım hayatta mı dedik, kendisinden geçmek üzereydi, şehadet getirmekte idi, nabzını tuttuk, bilinci yerinde değildi, eşini ve polisi aradık, ‘ne olur abla, ölme; dayan şimdi ambulans gelir’ diye uyutmamaya çalışarak onu konuşturduk.

Fakat köprü çok kalabalık, insanlar hız yapmakta, yasaklar başladı, herkes bir an önce evine kaçmaya çalışmakta.

Biri daha vurursa bu feci araca, abla hepten gitti deyip, bizim aracımız büyük, ablanın aracına siper olacak şekilde çektik, köprünün o şeridini trafiğe kapattık. Ambulans geldi, onu götürdü fakat arabada çocuk koltukları vardı, belli anne idi, kendi annemiz geldi aklımıza iyice üzüldük. Biz de kalkıp ablayı götürdükleri hastaneye gittik, sağlığını eşinden sorup öğrenelim dedik. Hayatta olduğunu duyunca çok sevindik, evimize döndük.”

Gençlerin biri Muşlu, biri Siirtli idi.

Muhtemelen biri Kürt biri de Arap kardeşimizdi.

İnsanlık sınavını pekiyi ile verip bizi utandırmışlardı.

Belki de bugüne kadar yüzlerce kaza yerinden geçip gittik.

Hiçbirinde aşağı inip feci olay yerine bakmadık bile.

Ölüler yaralılar var mı, sormadık.

Ya da bir yardıma ihtiyaçları var mı, anlamak istemedik.

En acısı bir yudum su bile vermedik.

Ailelerini, haber vermek için aramadık.

Yaralıları ambulans gelene kadar konuşturup, hayatta tutmaya çabalamadık.

Dahası o evlerine koşturan milyonlarca insan gibi biz de aralarına karışıp evimize kaçtık.

Değil hastaneye gidip yaralının durumunu sormak, kaza yüzünden araçların hız kaybetmesine bile öfkelendik.

Sonra da kendimizi insan sandık.

O iki kahraman kargocu olmasa idi o akşam orada, halimiz nice olurdu.

Rabbimiz adeta iki meleğini, mazlum çaresiz yaralıya ulaştırıp yardımını göndermişti.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.