Hapishane bereketi El-Mebsud

Hanefi fıkhının en geniş (baskılara göre değişse de otuz cilt) olan ve yazarının adıyla bilinen Serahsi’nin (ö. 483-1090) el-Mebsud isimli eseri müellifin hapiste yatarken öğrencilerine yazdırdığı eserdir.
Yani siyasi nedenlerden dolayı devlet başkanının talimatı ile hapse atılan bu değerli zat, hapishaneyi dershaneye çevirmiş ve eseri, 930 yıldır ulemanın elinde okunmaya ve okutulmaya devam etmiştir.
Adalet Bakanlığı’ndan verilen bilgilere göre Türkiye hapishanelerinde Aralık 2020 tarihi itibariyle 282 bin 703 mahkûm varmış.

Yeni açılan yüz kadar üniversitenin tüm öğrenci sayısından fazla.
Önce şu bilinsin, İslam dininde şu suçun cezası şu kadar gün, ay veya sene hapistir diye bir suç ve cezası bildirilen bir tek ayet, hadis ve bir madde yoktur. Birinin çektiği cezayı, ailenin diğer fertlerine de çektirmek yoktur İslam’da.

Teklifim:
Hapishaneler eğitim yuvası haline dönüştürülebilir. Böylece Yusuf aleyhisselamın bir iftira ile atıldığı hapishaneyi medreseye çevirme sünneti de yeniden diriltilmiş olur.
Diyanet ve Milli Eğitim’in personelinden yararlanarak hemen bir eğitim programı hazırlanıp faaliyete geçirilmeli.

Kur’an, hadis, siret ve ilmihal bilgilerinden aldıkları eğitim sonunda belirlenen kriterlere uygun olarak not alanlar için, hapis günlerinden indirim yapılarak teşvik edilebilir.
Bu konuda gerekli kanuni düzenleme yapılmalı ve hemen derslere başlanmalı.
12 Mart 1971 muhtırasında Karaman hapishanesinde açtığım kütüphane ve mahkûmlara yaptığım konuşmalardan çok iyi sonuçlar aldığımı daha önceki yazlarımda yeri geldikçe anlatmıştım.
24.11.2016 tarihli Milli Gazete’de yayınlanan bir haberde Konya Kapalı E Tipi Cezaevi’ndeki mahkûmlara yönelik Kur’an-ı Kerim’i Ezberleme ve Meal Yarışması düzenlendiği birinci, ikinci ve üçüncülerin seçildiği haberi verilmişti.

Görevlileri tebrik ederim, daha başarılı programlarla örnekliklerini geliştirmelerini dilerim.
Ama devletin çok ciddi olarak ele alıp bu eğitim programını hazırlayıp hemen başlatmalı.
Hapishanelerde yatmakta olan eğitimli insanlardan da yararlanmalı.
Eğitimli insanlara bu eğitim verme karşılığında ücret olarak sayılı gönlerinden düşürülmeli.
Hem eğitenler, hem eğitilenler, hapishaneden daha çabuk çıkabilmek için din eğitimine daha bir iştahla sarılacak ve hem de dinimi öğreniyorum diyerek yürekten derslere çalışacak.
12 Eylül 1980 darbesi olduğunda Mut ilçesinde vaizdim.
Şehrin sağcı ve solcuları hapse tıkıldılar.
Yüzbaşıdan izin alınarak hapishanede de vaazlar vermeye başladım.
İki gurubu bir araya getirmek sakıncalı olacağından ben iki ayrı konuşma yapıyordum.
Solcu diye tutuklananlar bölümündeki konuşmalarım daha çok tartışmalı geçiyordu.
Koğuşun ağası, Mut ilçesinden değildi.
Parası ve bileği güçlü olduğundan onun sözü geçerdi.
İmanın altı şartını anlatmaya başladım, itirazlar, cevaplar sonunda iknalar ile devam ederken bir gün sıra “ahirete iman” konusuna gelince koğuş ağası: “Hocam, bu konuyu geç, bizi ikna edemezsin.”
Neden ikna edemeyeyim?

“Bak hoca, bir adam denize düşse, balina adamı yutsa, balinayı balıkçılar tutsa, bin parça yapsalar, bin parçayı binlerce insan yese, balinayı yiyenlerden biri Türkiye’de ölse, öbürü Japonya’da ölse, biri yangında yanıp duman olsa, bu denize düşen adamı Allah nereden bulacak?” demişti.
Bende ona, “Sen adamı dağıttın. Ben de senin toplanışını, 75 kiloya nasıl ulaştığını anlatayım. Otuz beş sene önce yoktun. Dünyaya geldiğinde üç-beş kiloluk bir çocuktun. Önce süt emdin, sonra Adana’nın domatesi, Karaman’ın bulguru, Rize’nin çayı, Trakya’nın ay çiçek yağı, Ayvalık’ın zeytinyağı, gökyüzünün güneşi, havası, yeryüzünün birçok yiyeceği sende toplandı. Sen dağılışı anlattın ben de toplanışı anlattım. Seni toplayan, dağıtınca yine toplar.

Buradan çıkınca, anne ve babanın okuduğu Kur’an-ı Kerim’i aç ve Yasin süresinin 78 ve 79’uncu ayetlerini oku. Kâfirin biri, mezarlıktan aldığı çürümüş kemiği, Sevgili Peygamberimizin önünde ezerek havada tozların akışını seyrederken, ‘Bunları kim diriltecek?’ demiş. Ve bunun üzerine Rabbimiz ayetini göndererek, ‘Kemik yokken onu kim diriltti ise çürüdükten sonra da onu O diriltecek’ anlamında:
-Yaratılışını unutarak bize bir misal getirdi. ‘Bu çürümüş kemik¬leri kim diril¬tecek?’ dedi.
-Onları ilk defa yaratan dirilte¬cektir. O bütün yaratıkları bilir, de’ ayetlerini indirmiş” dediğimde;
-Evet toplar hocam, demişti.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.