RCEP Anlaşması, Küresel Ekonomi ve Türkiye

Ülkeler günümüzde artık Soğuk Savaş dönemine göre bölgesel veya küresel çapta yeni birliktelikler kurmak adına daha cesur adımlar atabiliyorlar. 2012 yılında başlayan müzakerelerde ASEAN (Güneydoğu Asya Uluslar Birliği) ülkeleri -ki bunlar; Brunei, Kamboçya, Endonezya, Laos, Malezya, Myanmar, Filipinler, Singapur, Tayland ve Vietnam- ile bu birliğin diyalog ülkeleri Avustralya, Güney Kore, Çin, Yeni Zelanda ve Japonya arasında geçtiğimiz ay 15 Kasım’da önemli bir serbest ticaret anlaşması imzalandı. Birliğin adı kısaca RCEP (TheRegionalComprehensiveEconomicPartnership) yani Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık olarak ilan edildi. Bu ülkeler aralarında anlaşma imzaladılar ancak süreç devam ediyor. Henüz her şey bitmedi. Anlaşma, ülkelerin parlamentolarında onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek.

Bunun yanında iki önemli bilgi var ki, bunlar dikkat çekici. Birincisi anlaşmaya taraf 15 ülkenin toplam nüfusu yaklaşık 2.1 milyar. Yani dünya nüfusunun dörtte biri. İkincisi ise mevcut ekonomik büyüklükleri, dünya ekonomisinin gayrisafi yurtiçi hâsılalar toplamının yüzde 30’una tekabül ediyor. Yani dünya dengelerini derinden etkileme potansiyeli taşıyan bir ekonomik anlaşmadan bahsediyoruz. Bu noktada dünyadaki ekonomik güç sarkacının Asya-Pasifik bölgesine daha fazla kayacağını ifade etmek mümkün. Bu arada Hindistan son anda katılmaktan vazgeçmemiş olsaydı, bu birlik neredeyse dünyanın yarısını içine alan bir yapıya dönüşecekti. Peki, Hindistan neden müzakerelerden çekildi? Çünkü ülkesinin ucuz Çin ürünlerinin etkisi altına gireceği gibi bir endişeye kapıldı. Çin ile Hindistan arasında yaşanan sınır problemleri ve siyasi sorunlar da Hindistan’ı bu kararı almaya zorlamış olabilir. Belki de Amerika Birleşik Devletleri ( ABD) Hindistan’ın kararına etki etmiştir. Bu arada diğer ülkelerin parlamentolarının onay sürecinde herhangi birisinden, Hindistan benzeri geri adım kararı çıkacak mı, onu da zaman gösterecek.

Diğer taraftan bu anlaşmanın Çin’in zaten artan ekonomik gücüne artı bir katkı sağlayacağı da açık bir şekilde ortada. Ayrıca anlaşmaya imza koyan ülkeleri masaya yatırdığınızda RCEP’in salt bir ekonomik birlik olmadığını da görebiliyoruz. Çin, Japonya ve Güney Kore’nin hem tarihi açıdan, hem de günümüzde devam eden sorunlarına rağmen bir araya gelebilmiş olmaları önemlidir. Bölgesel anlaşmazlıkların bu süreçle beraber en azından beklemeye alındığı söylenebilir. Bununla birlikte İngiltere’nin bu birliğin gizli ortağı olduğunu da ifade etmek mümkün. Çünkü Avustralya, Yeni Zelanda gibi İngiliz Milletler Topluluğu’na bağlı ülkelerin RCEP’teki varlıklarının Londra’dan bağımsız olacağını düşünmek çok olası değil. BREXIT kararıyla Avrupa Birliği ile yollarını ayıran İngiltere’nin bu tür girişimlerle etkinliğini artırmak gibi bir strateji güttüğü de çok uzak bir ihtimal olmasa gerek.

Bir de ABD’nin bu anlaşmaya karşı nasıl bir tepki geliştireceği merak konusu. Malumunuz Başkan Donald Trump görev süresi boyunca Çin ile sert ticaret savaşlarına girişmişti. Şimdi yeni dönemde, Çin’in böylesine önemli bir yapıda, Asya-Pasifik bölgesinde daha da etkin olmasına Başkan Joe Biden nasıl bir tepki verecek, henüz bilmiyoruz. Ayrıca eski başkan Barack Obama döneminde Çin’in içinde olmadığı, 12 ülkenin dâhil olduğu Trans Pasifik Ortaklığı anlaşması yapılmıştı. Trump göreve geldiğinde bu anlaşmadan çekilmişti. Obama döneminin benzeri olacağı iddia edilen Biden’lı ABD, Asya-Pasifik bölgesine nasıl bakacak, bu da cevabı beklenen başka bir soru olarak varlığını korumaya devam ediyor.

Sonuç olarak bir de bu anlaşmanın Türkiye’yi nasıl etkileyebileceğine bakalım. Türkiye’nin başta Çin olmak üzere diğer birlik ülkeleriyle az-çok bir ticari ilişkisi var. Bu anlaşmanın lokomotifi olacağı görülen Çin ile Türkiye arasındaki ticaret dengesi ise açık ara, kapatılması çok zor şekilde Çin lehine sürmeye devam ediyor. Mesela Türkiye son 5 yılda Çin’e toplam yaklaşık 14 milyar USD karşılığı ürün satmış. Ancak aynı dönemde 113 milyar dolarlık ithalat yapmış. Arada neredeyse 100 milyar dolarlık fark var. Hâl böyleyken Çin ve diğer üye ülkeler, bu anlaşmanın sağlayacağı avantajlarla Türkiye’den yaptıkları ithalatlarını birlik içine çevirirlerse, bölgeyle olan ticari dengesizlik Türkiye aleyhine daha da artabilir. Bu nokta Türkiye tarafından ciddi bir şekilde takip edilmelidir. Ayrıca Türkiye gibi güçlü bir potansiyele ve birikime sahip olan bir ülke, kendi hinterlandıyla olan sorunlarını çözmek ve onlarla birlikte yeni hareket alanları oluşturmak zorundadır.

Not: Türkiye-Çin Ticari Dengesi için bkz: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiye-ile-cin-arasinda-5-yilda-126-milyar-dolarlik-ticaret-yapildi/1749455

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.