Erbakan ve günümüz siyasileri

Bismillâhirrahmânirrahîm;

TÜRKİYE merkez ve önemli bir ülke! Üzerindeki topraklar Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük devletlerin ana gövdesini oluşturmuş. Anadolu, farklı medeniyetlere de beşiklik etmiş. Her geçen gün, bu coğrafyanın önemi artarak devam ediyor. Bu kadar önemli bir ülkeyi yönetmek, şartlarına uygun meziyet ve yetenekler gerektirir. Erbakan Hoca, Türkiye’yi yönetecek kişide şu 7 özellik bulunmalıdır, derdi:

1. Bilgi ve birikim: Ülkesinin dinini, tarihini, köklerini, kültürünü ve sosyolojik yapısını iyi bilmelidir. İlimde bir seviyesi olması gerekir.

2. Tecrübe: Devlet yöneticiliği engin bir tecrübeyi, geçmişte yaşananları iyi okumayı gerektirir. Ekip ve kadroları ehliyet ve liyakat sahibi insanlardan oluşturmak ister.

3. Hidayet: İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan, âdil olanı zulümden ayırt edebilme yeteneğine sahip olmaktır.

4. Feraset: Sezgisi yüksek, öngörüleri isabetli, muhtemel olaylara karşı önceden tedbir alabilme yeteneğine sahip olmalıdır. İleri görüşlülüğü ile yeni stratejiler geliştirebilmelidir.

5. Dirayet: Azimli ve kararlı olmak demektir. Karşılaştığı zorluk ve sıkıntılar karşısında istikametini bozmamalı, duruşunu değiştirmemelidir.

6. Şuur: Akıl, bir işin sonunu görmektir. Yaptığı işin kime yarayıp, kime zarar verdiğini bilmektir. Rüzgârın esintisine göre şekil alan kişiden yönetici olmaz.

7. Vizyon: Türkiye’yi yönetmek isteyen kişi yol gösterici, çığır açıcı ve büyük denizlere yelken açan bir insan olmalıdır. Ufku ve bakış açısı bütün dünyayı kuşatmalıdır.

LİDER KUŞATICI OLUR
YÖNETİCİLİK sorumluluk ister. İdaresi altındaki her insana saygı duyar; âdil davranır; ayrım yapmaz. Birlik ve kardeşliği pekiştirmeye çalışır. Çevresine güven verir. İdaresi altındaki her fert ondan emin olur.

Türkiye’deki siyasi partiler birbiri ile iletişim halinde olma becerisini ortaya koymalıdır. İktidar ve muhalefet olmak anayasal görevlerdir. Her ikisine de ihtiyaç vardır. İktidar milletvekillerini de halk seçer, muhalefet milletvekillerini de. Hepsinin de, milletin problemlerini çözme görevleri vardır. Bir araya gelecek, birlikte çözüm arayacaklar!

“Şu parti ile görüşmem”, demek millî iradeyi yok saymaktır. “Görüşmem” dediğiniz siyasi partinin genel başkanı “milyonlarca” insanı temsil ediyor. “Görüşmem” sözü o siyasi partiye oy veren seçmene “saygısızlık” değil midir? Yöneticilerin birbirlerine karşı da görevleri var. Böyle saygısız ve nezaketsiz tavırlar milleti birbirinden soğutur. Güven duygusunu sarsar.

Virüs dönemindeyiz. Her gün 200’den fazla insan hayatını kaybediyor. İletişim kurmayan, birlikte müzakereden kaçınan yöneticiler devlete olan güveni sarsıyor. Günlük olarak virüsten ölen insanlar hakkında Sağlık Bakanı ayrı bir sayı veriyor; İBB farklı bir sayı. İkisi de meşru, ikisi de halkı temsil eden kurumlar. Halk hangisine inanacak? İletişim eksikliğinin sonucunu görüyor musunuz? Pek çok olayda aynı yanlışlığı yaşıyoruz.

Gelin! Ülkemiz ve geleceğimiz için, insana duyduğumuz saygıdan dolayı meşru yöneticiler ile iletişim kurmayı, müzakere etmeyi, uzlaşmayı öğrenelim!

PAYLAŞMAYI ÖĞRENİN!
GELİNEN noktada, siyasi partilerin bir araya gelip birlikte çözüm üretmesine o kadar çok ihtiyaç var ki! Akıl, akıldan üstündür. Problemler “konuşarak” çözülür. Farklılıklardan korkmayın!  Farklılığımız zenginliğimizdir. Yeter ki, “ustaca” kullanmayı bilelim. 84 milyon vatandaş başka bir yere gidecek değiliz. Hepimiz “Türkiye”yi oluşturuyoruz. Birlikte yaşamayı öğrenecek, problemlerimizi birlikte çözeceğiz.

Dünyada Türkiye Cumhurbaşkanı kadar koşan, çok mesai harcayan başka bir yönetici var mıdır, dersiniz? Hem cumhurbaşkanı, hem genel başkan, hem Varlık Fonu Başkanı, hem de bütün işlerde son sözü söyleyen kişi. Buna ne can dayanır; ne de vakit yeter! Ekonomi, sağlık, adalet, dış politika, eğitim, güvenlik gibi alanlarda pek çok boşluk var. Görevleri paylaşarak, boşlukları birlikte doldurmalıyız.

“Türkiye’yi şahlandıracağız” diyorsunuz! Ne kadar güzel! Ama arkasından “acı reçeteler” sunmaktan söz ediyorsunuz. İçte, barış ve güveni sağlamadan “şahlanma”dan söz etmek boş bir hayal ve kuruntu olur.

Gelin, insanımıza acıyın! Kovid-19 salgınının nerede duracağı belirsiz. Haftada birkaç kez yaşanan depremler bizi iyice “yoklamaya” başladı. 7.6 şiddetinde depremden söz eden uzmanlar var. Sömürgeciler Doğu Akdeniz’de tatbikatlar yapıyor. Siyonist ve haçlılar Türkiye’ye diş biliyor.

Bütün bunlar yaşanırken, siz de birbirinizle uğraşacak; çirkin kelimeleri birbirinize yakıştıracak; bencillik, kibir ve gerginliği sürdüreceksiniz, öyle mi? Hayır, hayır! Asırlar boyu dünyaya insanlık öğretmiş bir neslin yöneticileri bunlar olamaz!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.