Macron nereye koşuyor?

Fransa sokaklarında hareketlilik bitmiyor. Sarı Yelekliler protestoları hafızalardaki yerini koruyorken, şimdi de Güvenlik Yasası ile ilgili meydanlar yasa karşıtları ile dolmuş durumda.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron söz konusu İslam olduğunda hakaret içeren karikatürleri devlet binalarına yansıtacak kadar özgürlükçü ama sosyal hareketlere müdahale eden polislerin görüntülerinin çekilmesini yasa ile sınırlandıracak kadar baskıcı ve çelişkili bir profil çiziyor. Tasarıya göre herhangi bir toplumsal olayda güvenlik güçlerinin görüntülerini yayınlayanlara 1 yıl hapis, 45 bin Euro’ya kadar para cezası öngörülüyor. Aslında bütün bunlara sebep olan, Macron’u bu noktaya getiren şey Sarı Yelekliler protestolarındaki polis şiddetinin sosyal ağlarda paylaşılması oldu. Bugün için sosyal medya ile yazılı ve görsel medyanın iç içe geçmişliği de dikkate alınırsa, bu Güvenlik Yasası aynı zamanda basın özgürlüğünün de sınırlandırılması anlamını taşıyor. Yani protestocular tarafından elde edilen görüntülerin normal basında yayınlanması da aynı zamanda bu yasa ile tehlike altına girmiş oluyor.

Bütün bunlar aslında George Orwell’in 1984’üne rahmet okutacak uygulamaları hayata geçirme gayretinden başka bir şey değil. Aynı zamanda bu yasa tasarısı Macron’un köşeye sıkışmışlığını, sorunları yönetemediğini, baskı ve karartmalarla içinde bulunduğu girdaptan çıkmaya çalışma çabaları olarak kendisini gösteriyor. Bir anlamda Avrupa’da ırkçılığın merkezi haline gelen Fransa bu Güvenlik Yasası ile tam anlamıyla içine kapanıyor. İçe kapanma aynı zamanda otoriterleşmeyi de doğal olarak beraberinde getiriyor. Macron gün geçtikçe ABD Başkanı Donald Trump gibi, Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro gibi benmerkezci bir yapıya bürünüyor. Dünya otoriter rejimleri sorgulamaya başlamışken Macron rüzgâra karşı koşmaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler (BM) insan hakları özel raportörleri bile bu tasarıyla ilgili endişelerini Fransa’ya bildirdi. Yasa girişiminin uluslararası hukuka uygun olmadığını hükümete iletti. Bu durum bile hâlâ Macron’un aklını başına getirmiş değil.

Sonuç olarak Fransa’daki bu Güvenlik Yasası Ocak 2021’de Senato’nun onayından geçerse, bu durum Avrupa Birliği için de yeni ama özü eski olan bir yapıya dönüş demektir. Fransa için aslında bu geri dönülmesi zor bir yol olacaktır. Irkçı ve baskıcı bir anlayışın hâkimiyeti tamamen ele geçirmesi demek Fransa’nın AB içindeki konumunu da etkileyecektir. Avrupa’nın tamamında artan ırkçılığın olumsuz sonuçları kendini zaten göstermeye başladı. Ancak bu durumu kanuni hale getirecek düzenlemeler AB içinde de kriz anlamını taşıyacaktır. Son aylarda Müslümanlara dönük ötekileştirici, ayrıştırıcı bir dil kullanılması ayrıca AB iç barışını etkileyen önemli bir sorun gündemdeki yerini muhafaza ediyor. Böyle giderse Macron da Nisan 2022’deki Fransa seçimlerinde Trump gibi kaybedenler kulübüne adını yazdıracak gibi duruyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.