Aşı ama illâki ‘millî’ olanı!

DÜNYA aşı sevinci içinde. Bill Gates gibi bazı dünya zenginleri, büyük ve güçlü ülkeler, bazı üniversiteler virüsün aşısını bulmak için harıl harıl çalışıyorlar. Çin, ABD, Türkiye, İngiltere gibi ülkeler uygulamanın başlayacağı takvimi açıkladılar. Deneme uygulamaları başladı bile. Önümüzdeki günlerde aşı uygulamaları hızlanacak. Müptela olduğumuz virüsten kurtulmak için sevindirirci haberler bunlar!

Fakat toplumda bir korku hâkim. Aşının farklı etkilerinin görülmesinden endişe ediliyor. Geçmişte Bill Gates’in Hindistan’da, Somali’de uyguladığı aşı kampanyaları sonucu, aşı uygulananlarda “kısırlık” oluştu. Bugünlerde Roberto Petrella isimli bir İtalyan doktorun videosu dolaşıyor sosyal ağlarda: “Bu aşı yapıldıktan sonra hepimiz hasta olacağız. Aşılar nüfusu azaltma projesi. Aşı insanları yok edecek.”

Söz konusu doktor ne kadar güvenilir, bilmiyorum; ama söylediklerinin ciddi olarak araştırılması gerekiyor. Konu, insan hayatı ve dünyanın geleceği ile ilgili… Yani, hayat memat meselesi! İlâçlara, gıda maddelerine, hatta bebek bezlerine kadar kısırlaştırıcı katkı maddeleri koyanların, aşı üzerinde bir oynama yapmayacaklarını düşünmek saflık olur.

Türkiye, dünyada merkez ve hedef bir ülke... Aşı konusunda azamî ölçüde dikkatli olmak zorunda… Aşılar kullanılmadan önce, alanında işin uzmanı ve güvenilirliği ile tanınmış bir “ bilim kurulu heyeti” tarafından son kontrolü yapılmalı. Aşının oluşturduğu terkip ve uygulanan test sonuçları ayrıntılarına kadar incelenmeli. Bu sıkı süreçten sonra aşıların kullanılması sorumluluğumuzun bir gereği…

BUGÜNE NASIL GELDİK?
İSTERSENİZ, virüsle ilgili yaşadığımız süreci hatırlayalım: Rahmetli Aytunç Altındal, “ABD’nin 2005 yılında, ‘Hastalık Politikası’ adını verdiği çok gizli bir birim kurduğunu”, şifresini de vererek açıklamıştı. Bu birimin açılışında konuşan dönemin Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın, “Bundan sonra asker göndererek büyük masraflı savaşlar yapmayacağız. Holistig bir dış politika izleyeceğiz” dediğini anlattı.

Bu olaydan sonra Polonyalı sosyolog Zygmunt Bauman Akışkan Korku kitabında, insanoğlunu korku dolu bir hayatı yaşamaya hazırlıyorlar, tezini savundu.

ABD’li yazar Dean Koontz, Karanlığın Gözleri romanında, Çin’in Wuhan şehrinde başlayıp koronavirüse işaret eden anlatımlar ortaya koydu. Bu romanın 2011’de Contagion - Salgın ismiyle filmi; 2018’de, Güney Kore’de My Secret Temus adıyla dizisi yapıldı.

CIA, 2010’da konu ile ilgili Le Nouveu Raporu hazırladı. Bu raporu, Fransız tarihçi Alexandre Adler, Yarının Dünyası Nasıl olacak? ismiyle kitaplaştırdı. Kitapta, “Küresel pandemiye yol açacak ve uygun tedavi yöntemi bulunamayacak tehlikeli bir virüsün 2020’de başlayıp 2025’e kadar devam edeceğini” anlattı.

Yayınını durduran Türkiye’deki Güneş gazetesinin, 5 Mayıs 2013 tarihli nüshasında, gazete isminin sağında ve çerçeve içindeki Ölümcül Virüs başlıklı haberinde şöyle deniyordu: “Çinli bilim adamları ölümcül grip virüsü geliştirdi. Bilim dünyası ayağa kalktı. Niçin yapıldığının açıklanmadığı, Çinli bilim insanlarının geliştirdiği bu ölümcül virüsün yayılmasından korkuluyor.”

Konu, 2013’te gazetede yazıldı; sonrasında gündem olmayı sürdürdü.

İYİ ARAŞTIRILMALI
MİCRASOFT’UN kurucusu Bill Gates, 2015’te şunları söyledi: “Önümüzdeki 10 yılda, bir şey, 10 milyon insanı öldürürse, bu muhtemelen savaş değil, oldukça bulaşıcı bir virüs olacaktır.”

Son 5 yılda konuşulanlara dikkat edin! Amerika’da, yönetimde etkili olan ve Hıristiyanlığa inanan Siyonist bir grubun, dünya nüfusunu ilk aşamada 2 milyara, daha sonraki aşamada yarım milyara indirme planları ile ilgili haberler yayıldı. Ayrıca, ABD’deki grubun küresel bazda “dijital para”ya geçmeye çalıştığını, sanırım herkes duydu. İnsan vücuduna çip takacakları da çok konuşuldu.

Dikkat ediyor musunuz? Dünya kamuoyuna ilk defa Aralık 2019’da duyurulan koronavirüs, dünyanın kontrolünü elinde bulundurmak isteyen ABD ve Çin arasındaki kıyasıya rekabetin zirve yaptığı bir dönemde ortaya çıktı. Farklı coğrafyalardaki, farklı bu iki ülkenin durmadan birbirini suçlamasının sebebi neydi? İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, “Koronavirüs salgınının, düşmanın (ABD) planı ve komplosu olduğunu” (26.02.2020) açıkladı.

Bu gelişmeler, aşıda çok dikkatli olmamızı zorunlu kılmaktadır. Bugün HES kodu olmayınca pek çok yere girilemediği gibi; yarın aşı yaptırmayanlar, belki de evinden çıkamayacaklar.

Allah korusun, yarın terkibine mikroçip konulmuş bir aşının, insanları gelecekte sömürgecilerin güdümüne girme noktasına götürmesi ihtimal dışı mı? Bu yüzden illâki “millî” aşı diyor; aşı uzmanı ve sorumluluk bilinci taşıyan yerli bir “ Bilim Kurulu”ndan “onay” alınmasını teklif ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.