Babaların da elinden tutun

Kadın daha renkli olduğu için dizilerde daha çok onların hikâyesi ilgi uyandırmakta.

Bu biraz da insanların anneye olan temayülünün fazla oluşundan.

Pek çok insan için baba, anne kadar fedakâr değildir.

Onun bütün özellikleri bir kar tanesi gibi annenin yanında erimekte, anne her seferinde dimdik ayakta kalmaktadır.

Dizilerde, bu fikre su taşımakta.

Bir ara şiddete meyyal erkeklerle kadınlara, çocuklara gözdağı verdiler; deli dana gibi bağıran, döven, çarpan ruh hastalarını her diziye yerleştirdiler. Maço, hasta ruhlu, şiddet sarmalındaki karakterlere okullarda da rastlanmakta, işyerinde, sokakta da. Hatta eşini öldürtmüş sabıkalı eşkıyaya bile sempatiyle bakabilmekte siyasetin kimi kesimi.

Eğitimciler, hocalar da dizilere benzer bir yanlışı yıllarca yaptı.

Baş konu, ideal kadın nasıl olmalıdır.

İdeal erkek nasıl olmalıdır,  üzerinde durulmayandı.

Kadın düzgün olursa aile kurtulurdu.

Değil işte o kadar kaliteli genç kız var, kendilerine denk ideal erkek olmadığı için evlenememekteler.

Dizilerde acı gerçekler de işlenmekte, ruh sağlığı bozuk ebeveynlerin elinde yetişen nesillerin de sağlıklı olamadıkları.

Temizlik takıntılı anneler, ne yazık ki Nevroz’lu çocuklar yetiştirmekteler. Çocukları hizmet ehli görme yanlışlığını en fazla anneler yapmakta. Tanıdığım bir hanım vardı, kızları okuldan gelirdi, o çocuklara iş buyururdu,“evi silin, yemek yapın, mutfağı temizleyin”. Çok da zeki kızlardı, ancak gece yarısı yapabilirlerdi derslerini.Ertesi gün uykusuz giderlerdi okula. Bu da evlada büyük zulüm.

Ve o kızlar büyüdüler tıpkı dizilerdeki gibi pek sağlıklı ruh durumları yok. Onların mutsuzluğunda anneleri başat etken oldu.

Rahmetli annem en ağır hastalığında dahi, bizlerden bir bardak su bile istemezdi.

Yanlış evliliklerde de aile, eski baskıları bıraksa da; zengin talibi işaret etmekte.Kişinin fıtratı, ahlaki evreni sorgulanmadan geçer not verilebilmekte.

Çocuklara şiddet, sadece dayak değil; sevgisizlik, evlat ayırma, küçüğü daha çok sevme, kaliteli vakit ayırmama gibi dikenli tarlada evlat yetiştirme bedelini yine toplum ödemekte, hastalıklı kişilerin evlat sahibi olmaları ile bu yanlış döngü, diğer kuşaklara aktarılmakta.

Saygın bir âlim söylemişti; “dinimiz evliliği teşvik etmekte ancak öyle kardeşlerimiz var ki, evlenmemeleri daha hayırlı” derken saplantılı, şiddete meyyal, fena fıtratlı insanların yuva kurmamasını önermekte.

Işıltılı diziler gibi değil hayat.

Ailenin maddi manevi yüklerini paylaşarak,ev dışında çalışanların ev içinde de birbirleriyle yardımlaşarak; o küçük aile hükümetini krizlerden koruyarak,daha huzurlu bir yapıya büründürmeyi başarabilmiş pek çok insan mevcut. İster meslek sahibi kadınlar olsun isterse ev hanımları olsun; evlatları, çevreleri, sosyal hayatlarına kattıkları değerlerle göz kamaştırmaktalar.

Babalar da öyle.

Geçen gün kızımla arkadaşları, telefonda grup konuşması yapmakta, onlardan duydum. Bir arkadaşları hâkimlik sınavına hazırlanmakta, başını kaşıyamazken annesi ablasının yanına şehir dışına çıkar. Genç kız, “babamın sürekli, şu yemeği yap, bu yemeği pişir, direktiflerinden bunaldım, bulaşıklarını makineye atmaz, kalkıp mutfağı temizliyorum. Annemi arayıp, derhal gel dedim, babamın yemek ve bulaşıklarından bıktım, çalışmalarıma odaklanamıyorum” diyor.

Fakat diğer arkadaşları itiraz etti: “Hayır benim babam melek gibidir, bana çok yardımcıdır, kahvemi çayımı yapıp masama getirir, sınavlarım olduğu için basit de olsa yemek yapar, mutfağı temizler, evi süpürür.”

Aslında düzgün aileler çok fazla fakat izleyici ilgisi ve reklâm geliri için en depresif, acıklı hikâyelerle seyirci bir kuş gibi avlanıp elde tutulmak istenmekte. Huzurlu aileler sanki gözlerden uzak tutulmaya çalışılmakta. Fedakâr babaların da aileye ve evlatlarına olan sevgi ve şefkatlerinin filmlerde işlenmesi gerekmekte.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.