Hem acı reçete hem şahlanış

Döviz kurlarının önlenemez yükselişi, yani TL’deki aşırı değer kaybı neticesi, ipleri tamamen elinden kaçırmış olan siyasi iktidar ekonomi yönetiminde sözümona zihniyet değişikliğine yöneldi. Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın durumu, kendisi bir istifa açıklamasında bulunsa da, “görevden af talebi” olarak yansıtıldı. Albayrak, görevden alınsaydı ekonomi yönetiminde planlı bir değişiklikten bahsedilebilirdi. Bu yüzden ortaya çıkan istifa/görevden af talebi garabeti bile, ekonomi yönetimindeki çatlağın “yönetim değişikliği” ile örtbas edilmeye çalışıldığını ortaya koyuyor.

Hükümet sadece Merkez Bankası başkanını değiştirecekken, belki de kendi aralarındaki bir anlaşmazlık yüzünden Bakan da “mecburen” değişmek zorunda kaldı. Bu durum da kamuoyuna “ekonomide yeni dönem” cilasıyla sunuldu sanki. Benzer durum, her geçen gün kan kaybeden ve toplumun güvenini yitiren hukuk sistemi, yargı mekanizması için de söz konusu ki, “reform” sözleriyle kamuoyunun ağzına bir parmak bal çalınıyor izlenimi söz konusu. Yargıda reform vaatleri havada uçuşurken, bir siyasi parti liderinin alenen ve defalarca tehdit edilmesine hukuk sistemimizden, yargı mekanizmamızdan ve en önemlisi de hükümetten bir reaksiyon gelmemesi, en son kertede metazori şekilde bir soruşturma açılması da bu “reform”un pek de itibar edilecek bir şey olmayacağını gösteriyor gibi. Zihniyet de değişen bir şey olmayınca, adına “reform” veya “ıslahat” deyin, ortaya çıkacak ürün de pek umut vaat etmiyor maalesef.

Nitekim, ekonomide reform rüzgarları estirilmeye çalışılırken, yeni başkanıyla birlikte Merkez Bankası da “piyasaların beklediği” faiz artışını yapıverdi. Görevden alınan ve faiz indirmesi için göreve getirildiği söylenen Murat Uysal’dan önceki başkan Murat Çetinkaya’nın görevden alınma gerekçesi “söz dinlememesi”, faiz indirmemesi idi mesela. O halde yeni başkan Naci Ağbal’ı hangi kategoriye koyacağız şimdi? Faizi artırdığı için “söz dinlemeyen” demeyecek miyiz bu sefer? Doğruları her şartta ve durumda değişen, pragmatizmin dibine vurmuş bir siyasi iktidar realitesiyle yapılacak reformlardan pek de bir şey beklememek gerek sanki.

İşin enteresan yanı, daha birkaç ay önce OECD’de büyüme şampiyonluğumuzdan, en büyük 10 ekonomi arasına girmeye çok yakın olmamızdan bahsederken, birden bire “acı reçete”ye, “seferberliğe” geçiş yapmamız ve oradan yine tornistan edip “şahlanış” dönemine girdiğimizi açıklamamız… Ekonomik büyümeyi borçlanma ve tüketime dayandırıp, en ufak bir sallantıda büyük bir şoka neden olan yanlış ekonomik politikaları ısrarla sürdürüp, ekonomideki tek çözümü banka kredilerinde görüp, halkı geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığına mahkum edip de hala bir “şahlanış”tan bahsedebilmek aklın ve mantığın alabileceği bir şey olmaktan çıkalı çok oldu.

Günü kurtarmak ve halkı bir kriz olduğuna uyandırmamak için uygulanan geçici, pansuman bile sayılamayacak tedbirlerin ardına sığınarak ortadaki sorunu reddeden tavırdan kurtulmanın emareleri ortada görülmüyor. Reformdan bahsedebilmek için önce ekonomik mantıkla hareket etmek gerekiyor.
Ancak hala ve ısrarla faizin enflasyonun sebebi olduğunda ısrar etmek, buna mukabil enflasyonu daha da azdıracağı aşikar olan faiz artırıma gitmek, bunu da “acı reçete” olarak takdim etmek, faturayı halka kesmektir. Dolardaki artış vatandaşı bir kriz olduğuna uyandırmasın diye doları baskılamak uğruna harcanan ve açıkça boşa giden 100 milyar dolar rezervin hesabı halka verilmiyor ama krizin faturası halka çıkarılıyor. Bu anlayışla ekonomi yönetilemeyeceğini, yönetilen ekonominin sadece ve sadece faizcileri, rantiyeyi ihya ettiğini dün de gördük, bugün de görüyoruz.

Basit bir istifa meselesini bile “ekonomide yeni dönem” diye halka takdim eden bir anlayış, dibe vurmuş olan ekonomiyi halka “acı reçete” eşliğinde “şahlanış” diye sunuyor. Olan bitenin özeti budur…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.