Korsanlarla birlikte olmayı sürdürecek miyiz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Cumartesi günü yaptığı bir konuşmada, “Kendimizi Avrupa’da görüyoruz” diyerek Türkiye’nin hiçbir ülke ve kurumla diplomasi ve diyalog yoluyla çözülemeyecek sorunu olmadığını belirtmişti. Bir bakıma özellikle AB ve ABD’den yükselen olumsuz söz ve davranışlara rağmen barış çubuğu uzatmıştı. Türkiye’nin bu yaklaşımına dostça bir karşılık beklenirken adına ister korsanlık, ister haydutluk, ister hukuksuzluk deyin bir muamele ile karşılaştık. Yani, iyi niyetli çağrıya iğrenç bir karşılık verildi. Adeta bizi kendilerinden görmediklerini, birlikte olmak istemediklerini çirkin bir şekilde göstermiş oldular.

Elbette, bu korsanlığa gerekli cevap verildi, verilecektir. Çünkü Akdeniz’de bir sivil yük gemimizde helikopterden inerek saatlerce arama yapmak çirkinliğin de ötesinde haydutluktan başka bir anlam ifade etmez. Bu noktada, “Türkiye’nin yeri Avrupa mı?” sorusunun ciddi olarak cevabının belirlenmesi gerekiyor. Çünkü şimdiye kadar bir takım açıklamalarla ülkemize yönelik çirkinlikler sergileyen AB ülkeleri giderek işi adına ister korsanlık, ister haydutluk deyin fiili saldırıya dönüştürmüş bulunuyorlar.

Hemen belirteyim ki, bir Alman savaş gemisi kullanılarak sivil yük gemimize yönelik saldırıyı bir Yunan kaptanın üstlenmiş olması da olayı münferit bir hareket olmaktan çıkartıyor. Adeta ortak bir hareket söz konusudur. Bu işin telafisi olur mu, söz gelimi Merkel’in Türkiye’den özür dilemesi böyle bir saldırıyı unutturabilir mi bilemiyorum. Bunun ötesinde uluslararası kurallara aykırı olduğu için tazminat ödenmesi suçu ne kadar hafifletir kestirmek zor. Bunlar olayla ilgili bir takım fiili ve hukuki adımlar olabilir ama böyle bir haydutluğu olmamış konumuna kesinlikle dönüştürmez. Bu bakımdan işin uluslararası ilişkiler ve hukuk boyutu ayrı bir konu olmakla birlikte önemli olan esas mesele bu korsanlık AB ile ilişkilerimiz ve geleceğe dönük düşüncelerimizin yeniden değerlendirilmesine zemin hazırlarsa sanıyorum bir şerden hayır çıkmış olabilir. Aslında Türkiye olarak AB ile uzun soluklu bir birlikteliğin mümkün olmadığını anlamak için ille de bir yük gemimize saldırı olmamalıydı. Bizi istemediklerini her fırsatta gösteriyorlar. Bunun esas sebebinin de İslam düşmanlığı olduğu son yıllarda net bir şekilde görüldü. Diyebiliriz ki, onlar için Türkiye gerektiğinde birlikte olunacak ama süreklilik arz etmeyecek bir birliktelik olarak görülüyor.

Ülkelerindeki Türk ve Müslümanlara yönelik saldırılar karşısında AB ülkelerinin suçluları gerektiği gibi takip etmeyip, cezalandırmıyor oluşu bile ülkelerinde Türk ve Müslümanlara tahammülleri olmadığını göstermeye yetmez mi? Bunun için diyorum ki, Türkiye’nin yeri kesinlikle Avrupa Birliği değildir. Eğer bunda ısrar etmeyi sürdürürsek yeni hayal kırıklıkları gündeme gelecektir. Çünkü Türkiye üyelik konusunda ısrar ettikçe kendilerine mecbur ve mahkûm olduğumuz duygusuna kapılıyorlar. Böyle bir görüntüyü sürdürdüğümüz sürece kapıda bekletmeyi sürdürecekler, bunun da ötesinde Türkiye’yi uysallaştırmak yönünde böylesine korsanlık ve haydutluk gibi davranışlar sergilemeyi sürdüreceklerdir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.