Ölümle akrabalığımız

Ölümle akrabalığımız doğduğumuz gün başlar. Her canlı gibi aldığımız her nefeste, attığımız her adımda ve tükettiğimiz her şeyde ölüme biraz daha yaklaşırız. Büyüklerimiz ölümü yaşam kadar doğal kabul etmiş ve bu duygunun diri tutulması gerektiğini vurgulamışlardır. Zira ölümü tefekkür etmek bir anlamda nefsin dolayısıyla davranışların terbiye edilmesidir. O yüzden salih kimseler ölümü tefekkür etmenin kişinin kalbini yumuşatacağını ve onu hatalara karşı koruyacağını ifade etmişlerdir. Fakat ne yazık ki bugün küresel kültürün hamiliğini yapan fertler ölüm tefekkürü yapmayı ruhsal bir sorun olarak görüp, bu duygudan kaçabilmek için her yolu deniyorlar. İnsana ve olaylara kapitalist bir gözlükle bakan uzmanlar ise ölüm duygusunun kişiyi hayattan kopararak patolojik sorunlara neden olabileceğini ileri sürüyor ve fertleri geçici olarak rahatlatabilecek tavsiyelerde bulunuyorlar. Mesela, seyahat etmek, yürüyüş yapmak, sporla meşgul olmak, sosyalize olmak tavsiye edilen başlıca faaliyetler arasında yer alıyor.

Kadim kültürümüzün atmosferini soluyan ebeveynlerimize karşın bugünün çocukları ölüm duygusundan kaçmak ve dünyayı zihinsel havzalarına ebedi kalacakları bir mekân olarak kodlamak istiyorlar. Günümüz insanının bu düşüncelerini savunmak için ürettikleri bir de söylemleri var: Anı yaşamak… Ne demek bu? Ne geçmişe dönüp hatalarınızla yüzleşeceksiniz ne de gelecekle ilgili hayaller kuracaksınız, yaşadığınız anı hiç bitmeyecek bir nefes ve hiç tükenmeyecek bir imkânlar deryası olarak görüp kendinizi avutacaksınız. Geçmişi ve geleceği olmayan bir hayal dünyasında yaşayacaksınız ve kendinizi kandırmaya devam edeceksiniz. Oysa insan yaşamı geçmiş, bugün ve gelecekten müteşekkil bir süreçtir ki, kişi ne geçmişinden kopabilir ne gelecekle ilgili hayallerinden vazgeçebilir. Denge esas alındığı sürece normal olan da budur.

Anı yaşama söylemi ile avunmaya çalışan kişi aslında kendisinden ve hayatın gerçeklerinden kaçıyor ve bir belirsizliğe doğru yol almaya başlıyor. Nerede ne yapacağını bilemiyor, geçmişi ve geleceği olmayan bir filmin içine doğru sürükleniyor ve gerçeklerle yüzleşmekten kaçınıyor. Bu durum bana toprağa uzanan köklerini ve güneşle buluşan dallarını kaybeden bir ağacı hatırlatıyor. Peki, bu ağacın yaşama şansı olabilir m? Ya da kime faydası dokunabilir bunun?

İnsan hataya meyyaldir fakat aynı zamanda hatanın farkına varıp geri adım atma şansına da sahiptir. Ancak kişinin hatalarıyla yüzleşip hayatına yeni bir sayfa açabilmesi için mazinin sokaklarında yürümesi ve davranışlarını yansız bir bakış açısı ile değerlendirmesi gerekir. Geçmişte yaşanan güzel hatıralarımız vardır bir de ki, bunlar umutlarımızın kaybolduğu anlarda karşımıza çıkar ve moral kaynağımız olur.

İnsan gelecekle ilgili hayaller kurar ve hayallerinin kanatlarına tutunarak yol alır. Hayaller onun motiv güçlerini harekete geçirir ve taze umutlara, başarılara taşır. Unutmayalım hayallerimiz varsa istikbal de vardır, gelecek kaygımız varsa hayatımızı daha iyiye taşıma şansımız da vardır, olacaktır da. Kendilerini anı yaşama söylemi ile avutanlar ise ne geçmiş ile ne de gelecek ile bağ kurabilirler onlar yollarını kaybetmiş bir yolcu gibidirler, bilinmez bir boşluğa doğru yürür ve kendilerini avutmaya devam ederler. 

Küresel kapitalizmin hamiliğini yapan fertler ölüm duygusundan kaçıyor ve hayatı bitmek bilmeyen bir yolculuk olarak görüyorlar peki neden? Çünkü ölüm duygusu onlara hayatın geçiciliğini hatırlatıyor, mutlak adaletin tecelli edeceği hesap gününü, sorumluluktan kaçmanın bedelinin ağır olacağını hatırlatıyor. Ölüm duygusu paranın, statünün, makam ve mevkiinin geçiciliğine işaret ediyor. Ölüm duygusu kibrin, gösteriş yapmanın, bencilliğin bir hesabının olacağını gösteriyor. Anı yaşamaktan bahseden kişi ise ölümü çağrıştıracak bütün objeleri kendinden uzaklaştırarak kendi gerçeğinden kaçıyor. Fakat aldığı her nefeste, attığı her adımda, sarf ettiği her çabada ölümün ayak seslerini işitiyor ve bu döngü devam edip gidiyor. Ölüm onun peşini hiç bırakmıyor, kulaklarına eğilip hakikati fısıldıyor ve onun kalbine korku salıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.