Hatıratlar ufuk açıcı olsun

Üç sene önce ağrıyan dişimizi hatırlarız. Doktor bulamadığımız için sabaha kadar kıvrandığımız günü sene, gün ve saatiyle birlikte söyleriz ama bir ömür boyu sıhhat ve afiyet içinde eş ve dostlarımızla geçirdiğiniz sene, gün ve saatlerin de farkında olmayız.

Hatırat yazanların çoğunluğu hep kötü ve karamsar sahneleri yazarlar.

Yirmi beş yıldır yazılarımda, konuşmalarımda hoş olmayan hatıraların yazılmaması yolunda telkinde bulunurum.

Hatırat yazmayıp da anlatanlar, örnek olacak taraflarını anlatsınlar, göz korkutacak olan hatıraları anlatmasınlar

Özellikle İslâmi hizmetleri nedeniyle çile çekenlerin bu çilelerini dile getirmemelerini, o çileli günlerin tatlı anılarını, moral veren, güven aşılayan taraflarını anlatmalarını söyler ve yazarım.

Çünkü kötü haberler, geriden gelenlerin gözünü korkutabilir.

Cumhurbaşkanları, başbakanlar,  generaller, polis şefleri, gazeteciler, uyuşturucu tacirleri, uyuşturucu kullanan vs. yüzlerce insan, görevli iken veya emekli olunca hatırat yayınlıyor.

“Hocam yaz tatilinde yanıma  filanın yazdığı  hatıratı alacağım, onu okuyacağım” diyen dostlarım, “Filancanın hatıralarını okudun mu” diye  soran dostlarım, okuduğu hatırattan  hayret ettiği olayları  nakleden tanıdıklarım var.

“Beş sene içinde yazılan  hatıratların sayısı ne kadar?” diye soruyorum, “Önemli olanları  yüzü aşar” diyor. Peki, birini bir haftada okusam  yüz hafta eder. İki senemi alır. Sonunda ne kazanacağım?

CIA’dan emekli biri hatırat yazıyor, başkanları nasıl yönettiklerini, söz tutmayanları nasıl düşürdüklerini veya nasıl boğduklarını anlatıyor.

Ülkelerin yöneticilerine korku salarak yine görevini yerine getirmiş oluyor. Ben, bu türden korku salan tercemelere de karşıyım.

Bu tür kitaplar okuyarak bir yerlere gelenler, “Bu ajanların dediğini tutmazsam beni de banyoda ölü bulabilirler veya gazdan zehirlenmiş olabilirim” diyerek kul köle olmaya başlar.

Eskiden solcu olan yazarın o dönemde birbirlerine yaptıkları  ihanetler ortaya çıkıyor. Allah’a ve Resulüne ihanet eden birinin arkadaşına ihanet etmesi normaldir.

“Uyuşturucu  mafyasının  liderinin yardımcıları ünlü siyasiler, hukukçular ve en önemli askerlerimizmiş.”

“Adam öldürme çetesi  polis adına çalışıyormuş...”

Peki, ama bu ülkede namusuyla yaşayan   milyonlarca insanın  örnek olacak yaşantıları yok mu? Hep kötü  örnekler mi hatıra oluyor?

Ben, bana nakledilenlerden  hareketle, bazı gazetelerde özetle verilenlerle  söylüyorum ki  hep kötü ilişkiler, kötü davranışlar, iki yüzlülükler kayda değer bulunuyor.

Hapishane hatıralarında hep göz korkutan, yürek eriten manzaralar sergileniyor.

Sevgili Peygamberimiz, kendisine müşriklerin yaptığı kötülükleri kendisi hiçbir zaman anlatmamıştır.

Her hatırat yazarı, kendini temize çıkararak, yıpratmak istediğini de  yerin dibine batırarak yazmaya çalışıyor.

Peki, okumayalım mı?

Evet. Okumayalım.

O zaman dönen dolapları nasıl fark edeceğiz?

Fark etmenin faydası yok.

Son yirmi yıl içinde, gözünüzün önünde Balyoz davası, Ergenekon davası görüldü.

Önce en güvendiğiniz adamlar televizyondan demediğini bırakmadılar, sonra o sevdiğiniz adamlar, o davalılar için neler söylediler…

Gazetelerde şimdi o günleri yazanlar. Herkes kendi penceresinden bakıp yazıyor.

Doğrusunu bilsen de okumanın faydası yok.

Yanlışını bilsen de faydası yok.

 Elli yılını bildiğim bir adam hatırat yazmış ve okuyanı bana onu tanıtıyor. Ondan dinlediğim kadarıyla, görevde iken kan kusturan bu  adam, hatıratında Allah’ın yeryüzüne indirdiği melek gibi tanıtıyormuş kendisini.

Elli sene önce yazılan hatıratlar insanları akıllandırsaydı  bunlar hatırat yazamazlardı.

Her dönemin dolabının rengi, çarkı ayrı ayrıdır. Biz renklere ve isimlere şartlanmışız. O ismi biri siliyor. Sileni alkışlıyoruz. Ama  bu yeni gelen daha beter olabiliyor.

Doğrusu ne? Ne okuyalım?

İşimizle uğraşalım.

İşimiz ne Allah’a kulluk görevimizde yarış yapmak.

Yarış yapan adam, kötü yoldakilerin hayatını okur mu?

Kur’an okuyalım. Kur’an’da geçmişten örnek alınacak bilgiler  var. Hem de tarafsız veriliyor. Olay olduğu gibi  naklediliyor.

Peygamber öldüren  çeteler var. Günümüz çeteleri  camiye girerken veya kiliseye girerken  elini göğsüne koyar da girer. Ama Kur’an’da bahsedilen  Yahudi çeteler, peygamber öldürmüşler, kilise, havra yıkmışlar. Kâbe’yi yıkmaya gelmişler.

Çağımızdaki bütün banka soyguncularının  Amerika’ya  kaçırdığı paraları toplasanız Karun’un hazinelerine denk olmaz.

İnternet görüntüyü ekrana getirir. Süleyman aleyhisselam  Yemen’den  Saba  kraliçesinin  tahtını ışık hızıyla getirtir.

Kur’an’ın  bize sunduğu hatıralar, kötülükte evrenseli yakalamış insanlar.

Ama Kur’an’ın  özelliği ve güzelliği, iyilerin güzelliklerine ağırlık vermesidir.

Ve sonunda  Firavun’un değil Musa aleyhisselamın kazandığını,

Nemrut’un değil İbrahim aleyhisselamın kazandığını,

Ebu Cehil’in değil Hz. Muhammed aleyhisselamın kazandığını  haber vererek kıssadan güzel hisse çıkarmamızı sağlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.