Küresel sermayeye esaretten kurtulmak

İlgililerin her fırsata ekonominin büyümekte olduğundan, yabancı sermayenin ülkemize akışının devam ettiğinden bahsetmelerine karşılık dolar başını aldı gidiyor. Bir gazetenin değerlendirmesine göre dolar keyfine göre yükseliyor. Bir başka ifadeyle, doların yükselişi bir türlü engellenemiyor. Böyle olunca da dayatılan ekonomik sistem ulusal müdahaleleri takmıyor. Çünkü ipin ucu başkalarının elinde. Bu gerçeği görmeden ve böylesine dünyayı teslim almış bir küresel ekonomik sisteme esaretten kurtulmanın yolları araştırılıp bulunmadan, ülkelerin tam bağımsız olmaları mümkün değil. Bu gerçeğin görülmeyen, bilinmeyen bir yanı da yok.

Bu arada küresel sermaye sahipleri, ülkeleri sürekli istedikleri doğrultuda harekete zorlamaktan da vazgeçici değiller. Hatta sahip oldukları karşılıksız paralarını sürekli silah olarak kullanıyorlar. Kısacası öyle bir ekonomik yapı oluşturulmuş ki, ciddi hiçbir karşılığı olmayan, kâğıttan ibaret paraları ile hem dünyanın zenginliklerini sömürüyor, hem de baskı aracı olarak kullanıyorlar.

Öylesine bir baskı aracı haline getirilmiş ki, ihtiyaç sahibi ülkelerin aldıkları dış borcun Türk parası karşılığı durduk yerde sürekli olarak yükseliyor. Böyle olunca da borçlu ülkenin tüm imkânları ve üretimi dış borç ödemesine ayrılsa bile yeterli olmuyor. Bunun da ötesinde bırakın anapara taksitlerini ödemeyi faizini ödemek için içeriden ya da dışarıdan yeni borç aramaya mecbur kalınıyor. Bu mecburiyeti bilen küresel sermaye sahipleri de faiz oranlarını istedikleri gibi belirliyorlar. Kendi ülkelerinde verdikleri para karşılığı alıkları faiz yüzde bir iken sıra diğer ülkelere gelince diyelim ki 5-6 olarak belirlenmiş ise bunun daha da artırılması için bin bir türlü atraksiyon yapıyorlar. Bir takım baskılarla ülkeler köşeye sıkıştırılarak adeta soyuluyorlar. Kısacası küresel sermaye sahipleri tam bir ekonomik soygun düzeni oluşturmuşlar. Bu düzen değişmeden atılacak adımlarla insanımızın refahını sağlamak mümkün görünmüyor.

Gelinen noktada kendi ülkemizde uygulanacak faiz oranlarını belirlemek, bunun da ötesinde faizin sıfırlanması gibi bir sonucu beklemek mümkün değil. Böylesine ülkeler esir alınmış durumda. Bundan kurtuluş mümkün değil mi sorusu akla gelebilir. Elbette kurtuluş var ama buna gönülden evet diyecek yöneticilere ihtiyaç var. Aksi halde kur artışı devam edecek, cebimizdeki para erimesini sürdürecek, dar ve sabit gelirliler bu yük altında ezilmeye devam edecek. Yoksulluk sınırının 8 bin 86, açlık sınırının 2 bin 428 liraya yükseldiği bir ortamda açlık sınırının altındaki asgari ücrete bile razı olan gençlerimiz iş bulamazlığını sürdürecekler.

Bu kürsel sermayeye esaretten kurtulmanın yolunu rahmetli Erbakan Hocam yıllarca önce ortaya koydu ve bunu hayata geçirmek için adımını atmıştı. Ne var ki, küresel sermaye sahipleri bu adımın kendileri aleyhine olduğunu gördüler ve bir takım maşaları kullanarak atılmış adımı yarım bıraktılar. Ne var ki, kendi insanımız bu gerçeği göremedi, belki de görmek istemedi. Bazı görenler ise küresel sermaye ile işbirliği yapmayı koltuk uğruna tercih ettiler. Ekonomide gelinen noktanın kısa izahı bundan ibaret.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.