Felaketler birbirini kovalıyor

Çağın en büyük krizi olarak nitelendirilen koronavirüs salgını da insanlığı düşünmeye sevk etmeye yetmedi/yetmiyor. Bir yandan salgına yakalananların sayısı pek çok ülkede 10 binlerle ifade edilirken dünya üzerinde hayatını kaybedenlerin bir milyonu aşmış olması karşısında hastalığın üstesinden gelebilmek için bütün ülkelerin birlikte hareket etmeleri gerekirken uzun yıllardan beri olduğu gibi Haçlıların Müslüman ve İslam düşmanlığı devam ediyor. İnsan hayatından çok sömürgeci ülkeler maddi çıkarları, özellikle de petrole sahip olan ülkelerin petrollerine nasıl el koyacaklarının hesabı peşindeler. Bu hırs ister istemez pek çok ülkede dış destekli iç çatışmaları, ölüm, kan ve gözyaşını gündeme getiriyor. Bu arada sömürgecilerin artık kimsenin inanmadığı yalan kampanyaları, ilan edilen ateşkeslerin üzerinden 10 dakika geçmeden ihlal edilmeleri ve sivillerin üzerine bomba yağdırılması insanlığın içine sürüklendiği felaketleri daha da katlıyor.

Çıkar uğruna işlenen bunca cinayetin ardından katillerin biraz olsun düşünmeye ihtiyaç duymamaları insanlığın nereye gittiğini, artık kan ve gözyaşının da bir takım ülkeleri hiç ilgilendirmemesi yaşanan felaketi gösteriyor. ‘Biz ne yapıyoruz?’ diye normalde insanlığın bir iç muhasebeye yönelmesi gerekirken sanki akan kan ve gözyaşından sadistçe bir zevk aldıklarını göstermez mi? Bunun da ötesinde akan kan ve gözyaşının sorumlularının hâlâ dünyaya nizamat vermeye çalışmaları, kendilerini hak ve özgürlüklerin temsilcisi gibi takdim etmeyi sürdürmeleri utanma duygusunu tamamen yitirdiklerinden değilse, neden olabilir?

Ülkelerinde salgının başını almış gidiyor olması karşısında başlarını ellerinin arasına alıp düşünmeleri gerekirken hâlâ düşünce dünyalarını İslam ve Müslüman düşmanlığı işgal ediyor, sömürülerini nasıl sürdürebileceklerinin hesabı meşgul ediyorsa böyle bir dünyada huzurun hâkim olması mümkün mü?

Suriye’de yaşanan olayların ardında terör örgütlerini destekleyenlerden biri olan Rusya, çatışmaları yeniden alevlendirmek için uçakları ile sivilleri İdilib’de vurması, 75 sivilin hayatını kaybetmesine sebep olmasına rağmen hâlâ Ermenistan ile Azerbaycan arasında arabuluculuğa soyunmuş olması karşısında, ”Gölge etme, başka bir şey istenmez” denme noktasına gelinmedi mi? Böylesine ikiyüzlü davranan, başka milletlerin acıları üzerinde bağdaş kurup oturmaktan zevk alan ülkelerle aynı masayı paylaşmak ve o masadan barış ve huzurun çıkmasını beklemek kendimizi aldatmaktan başka ne anlama gelir?

Tüm bunları kendimizi dünyadan soyutlayalım anlamında belirtmiyorum. Sadece yaşadığımız çağın ikiyüzlü ve çıkarcı yansımasına ışık tutmaya çalışıyorum. Bu gerçek görülüp, zalimler ve katiller insanlığın koruyucuları olarak görülmekten vazgeçilmediği sürece ciddi bir sonuç olmak mümkün değil. Bunun da ötesinde hâlâ koronavirüs salgınını iç politika malzemesi yapanlar, sömürülerini bu yolla da sürdürmeye çalışanlar karşısında bir ortak cephe oluşturmak gerektiğini görmek için bunca çekilen acı yetmedi mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.