Sistem yok, çay verelim…

İstatistiki veriler, ekonomi ilminde olan biteni anlamanın, birtakım sonuçlara varabilmenin, çıkarımlar yapabilmenin en önemli araçlarındandır. Ekonominin verdiği sinyalleri, gidilen yönü, iyi veya kötü gelişmeleri anlayabilmek için istatistiklerden yararlanılır. Bu göstergelere bakarak teşhiste bulunulur ve tedaviye geçilebilir.

Ancak istatistiki verilere bakmak, her zaman için tek başına yeterli gelmez. İstatistikler birçok şey söylese bile, bazen hangi varsayımlar ve öngörüler altında üretildiklerine göre gerçeği olduğu gibi yansıtamayabilirler. Mesela, veri setini öyle bir şekillendirirsiniz ki, gerçek netice yerine “duymak istediğiniz” neticeyi sunabilir size. “Çalışmadığı halde işsiz sayılmayanların” içinde bulunmadığı bir işsizlik verisi eksik kalacaktır mesela…

Milli gelir hesaplama yöntemini değiştirerek kişi balı milli geliri de yükseltebilirsiniz. Ortalama bir rakam vermesi haricinde hiçbir esprisi olmayan bu veriyi çok ciddiye alıp da, bunun üzerinden birtakım savlarınızı desteklemeye çalışmak da çok mantıklı değildir. Hele ki, son 10 yılda bir adım ileri gitmemiş, hatta geriye gitmiş olan bir milli gelir verisi üzerinden prim yapmaya çalışmak bugünlerde anlamsızdır. Aynı, “dünyanın en büyük 10 ekonomisine girmeye hiç olmadığı kadar yakınız” demek gibi…

Verilere bakılınca yüzde bilmemkaç büyüdük gözükebilir. Bu durum, kağıt üzerinde işlerin iyi gittiği, ekonomi politikalarının başarılı olduğu şeklinde de yorumlanabilir. Ancak bu sadece kağıt üzerinde böyledir maalesef. Siyasi iktidarın devamlı surette “OECD’nin büyüme şampiyonuyuz”, “Avrupa’da herkesi solladık” türünden yaptığı propagandalar, kağıt üzerinde gerçekleşen büyüme rakamları üzerinden caka satmaktır sadece. Bu istatistiki verilerin vatandaşın gelirine ne kadar yansıdığı, daha doğrusu yansımadığı ise meydandadır.

Son birkaç senede gözle görülür bir şekilde artan hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı, insanların dayanma gücünü zorlar bir hal almış durumda. TÜİK, birtakım hesaplamalar yapıyor ve ortaya bir enflasyon verisi koyarak yüzde 11,75 diyor ama insanların eriyen gelirleri bunun çok ötesinde bir rakamı işaret ediyor. Bununla birlikte, büyüme rekorları kırdığı söylenen Türkiye’de insanların gelirlerine bu durum yansımıyor. Ücretli çalışanların maaşlarına yapılan “enflasyon oranı kadar” artış, insanların gelirlerinin ancak “hesaplanan enflasyon” kadar arttığını, yani “sıfıra sıfır” çıktıklarını gösteriyor. Yani kağıt üzerinde bile enflasyonla kafa kafaya geliyor. TÜİK’in enflasyonu değil de, “sokaktaki enflasyonu” düşündüğümüzde ise reel gelir erimiş oluyor.

Birkaç sene önceki patates soğan kuyrukları da bunun bir göstergesidir. İnsanların, mutfakların en ucuz ürünleri olan patates, soğanı birkaç lira ucuza alabilmek için “tanzim kuyrukların” mahkum edilmesi, fakirleşmenin açık bir işaretidir. İşgücü piyasasının neredeyse yarısının asgari ücretlilerden oluştuğu, emekli sayısının 10 milyona yaklaştığı ve diğer çalışanların da büyük oranda kredi-kredi kartı destekli geçinebildiği bir ortamda, fakirleşme kendisini iyiden iyiye göstermektedir.

Özellikle de döviz kurundaki artışla birlikte hammaddesi veya bedeli döviz cinsinden olan kalemlerdeki artışlar, geliri aynı oranda artmayan vatandaş için dayanılmaz bir hal alıyor. “Bir kısım medyanın”, utanmadan ve sıkılmadan, adeta halkla alay edercesine “ekonomik olarak uçtuğumuz” şeklindeki propagandalarına rağmen, sokağın gerçeği siyasi iktidarın “dışarıdan” ortağının “askıda ekmek” kampanyası olarak beliriyor.

Bir yandan iktidara yakın kesimler, müteahhitler, şirketler ballı ihalelere, vergi indirimlerine, türlü çeşitli imtiyazlara boğulurken, halka ise dün patates-soğan kuyruğu, bugün de “askıda ekmek” layık görülüyor.

Bütün bunların üzerine bir de derdini sıkıntısını dile getirene “keyif çayı” telkin edilmesi, ekonomideki “yönetememe” halini perçinliyor. Siyasi tarihe “ekmek isteyene keyif çayı” şeklinde geçecek bir hal bu.

Bütün bu manzara bile yeni yönetim sisteminin, “sistem” falan olmadığını ekonomik açıdan kanıtlanıyor adeta.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.