Bakışlarınızla getirirsiniz

Hoca, haftada 12 vaaz yaparak, köy ve kasabaları da görmeye ve görünmeye çalışırmış.

Şehri baştanbaşa, kaymakamdan başlayarak dükkân, daire, büro, muayenehane, fabrika ayırt etmeden, kişiler hakkında şucuymuş, bucuymuş dedikodusuna iltifat etmeden şehri taramadan geçirirmiş.

12 Eylül 1980 darbesinin ardından hapishanelerde de vaazlar vermeye başlamış.

Arap İsmet’i orada tanımış.

Arap İsmet, senenin yarısını içerde (hapishanede) yarısını dışarıda geçirirmiş. Günü bittiğinde gardiyanlar, içerde tutmaya yetkileri olmadığı için zorunlu olarak hapishanenin kapısının önüne bırakıverirlermiş.

O da boynu bükük olarak kendinden başka kimsenin olmadığı, cinlerin top oynadığı, farelerin bile girmeye korktuğu eve geri dönermiş.

Küçük çaplı uyuşturucu işleri yaptığı için içeri girermiş. Sattığıyla bir ekmek, bir de o günlük kendisini uyuşturacak maddeyi bulursa mutlu olurmuş.

Hapishanede yatarken onlarla sohbet etmeye gelen hocadan herkes memnun iken o, hiçbir tepki vermezmiş. Mahkûmlar, hocanın söylediklerine gülerken o gülmezmiş. Onlar üzülürken o, yine üzüntüsünü belli etmezmiş.

Buzhane balığı gibi, donuk gözlerle hocaya bakarmış. Hoca, bir taraftan mahkûmlara konuşurken, bir taraftan da bakışlarıyla Arap İsmet’in içine mesajlar göndermeye devam edermiş.

Hoca bir Ramazan günü teravih namazından önce camide halka nasihat ederken caminin kapısından Arap İsmet sallanarak giriverir.

Cemaatin haberi olmadan Arap İsmet başıyla hocayı selamlar. Hoca da yine cemaate fark ettirmeden Arap İsmet’in selamına başıyla karşılık verir.

Namazdan sonra cami avlusunda İsmet, hocayı bekler. Bazı gençler de ilk defa camiye gelen İsmet’in beklediğini görünce hocaya bir zarar vermesin diye İsmet’in yakınında beklemeye başlarlar.

Hoca, caminin kapısından İsmet’i görür ve doğru ona doğru yürür. Cemaat şaşırır. Hoca: “Geçmiş olsun İsmet, ne zaman çıktın?”

-Bugün çıktım. Hoca beni kurtar der.

Hoca, “Seni kurtaracağım. Bu gece sahura kalk ve oruca niyet et. Yarın öğle namazına camiye gel” der ve ayrılırlar.

Hoca, yeni dost edindiği eski bir askere, “Yarın camiye gelirken arabanı da getir ve öğleden sonra kimseye randevu verme. Akşam namazına kadar beraber olacağız” der.

Öğle namazını kılarlar, İsmet’i de arabaya alırlar ve hem gözlerin hem de gönüllerin ufkunu açan serin suları olan dağa doğru yol alırlar. Serin pınarın başındaki bir çam ağacının gölgesinde orucun hararetini söndürmeye, ilk defa oruç tutan İsmet’in başını serin tutmaya başlarlar. Bu arada İsmet’in, uyuşturucunun dışında ne yapabileceği konuşulur.

İsmet, yıllar önce karpuz sattığını, onu yapabileceğini, ancak evinin yakınındaki meydanda karpuz satmaya belediyenin izin vermediğini söyler.

Eski asker, “Ben reis beyden izin alacağım. Bir kamyon karpuzu da meydanda sana gösterilen yere bıraktıracağım. Yarından tezi yok işe başlıyoruz” dedi.

İkinci gün, üniversitede iken komünist olmuş, şehirde terör estirmiş ama yolun çıkmaz yol olduğunu anlamış ve İslâm’a dönüş yapmış bir esnaf da tezgâhını terazisini temin eder ve İsmet işe başlar.

Hoca, maddi durumu yerinde olan bu eski askere: “İsmet’in tezgâhına yakın olan caminin imamına iki aylık para verelim, iki ay imam, bu İsmet’e yardım etsin. İsmet’in eski arkadaşları İsmet’i yalnız görürlerse parasız bir çektirirler ve İsmet’i zapt edemeyiz. İmamı görürlerse, İsmet’in yanına yaklaşamazlar” der. Ve bu teklif gerçekleşir, İsmet de o bataklıktan kurtarılır.

Hoca şehirden ayrılır. Bir sene sonra aynı şehre ziyaret için gelir. Öğle namazına hazırlanırken cemaatten biri, “Hocam, bu gece İsmet ölmüş. Öğle namazında mahallesindeki camiden cenazesi kaldırılacak” der.

Hoca, “Git cami imamına selamımı söyle ben gelinceye kadar beklesin. Biz, bu camide öğle namazını kılıp oraya geleceğiz” der.

İsmet’in cenaze namazını hoca kıldırır. Namazdan sonra hoca bir konuşma yapar. İsmet’in komşuları ile çevredeki uyuşturucu müptelası olanların tamamı cenazede hazırlar. Hoca ağlar, sarhoşlar ağlar. Konuşmadan sonra sarhoşlar, cenazeyi alırlar s çizerek mezarlığa götürürler.

Alınacak derslerden:

Karşınızdakinin derdine deva olacak şeyleri anlatın.

Açık, anlaşılır dil kullanın.

Allah’ın kitabı ve Resulünün sünneti kriteriniz olsun. Bu ikisi hatasızdır.

Kendi görüşlerinizi kendi nefsinize yedirin bakalım yiyecek mi?

İsmet’in ıslahı, hocayı şehirde bir numara yaptı ve camide dinleyicileri çoğaldığı gibi, şehri tararken ayakta karşılamalar başladı.

……

İsmet’in uyuşturucuyu bırakması,

Hani deniz kenarında gezenler, dalgaların sahile attığı deniz yıldızlarının can çekişmesini seyrederlerken adamın biri deniz yıldızlarından birini alır ve denize atar.

Ellerini dizlerine vurarak üzülenlere, “Nerde bu devlet” diye bağıranlara, “Bağırmayın, siz de bir yıldızı alıp denize atın” der.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.