Salgın kontrol altına alındı mı?

Korona salgınının başından beri yapılan resmi açıklamalara hep güvendim, şimdi de güvenmeyi sürdürmek istiyorum. Ancak, salgın ile ilgili olarak günlük açıklanan rakamlara güveniyor olsam da söz konusu hastalığın yayılma şekli ve mücadelede bazı aksaklıkların olduğu kanaati oluşmaya başladı. Bunun sorumlusu toplumun bir kısmının açıklanan kurallara uymayışı mıdır yoksa gerçekten mücadelede aksayan bir taraf mı var bilemiyorum. Çünkü son günlerde yakın çevremde evlerinden çıkmayan, daha doğrusu haftada bir bakkala ekmek almaya çıkmanın dışında evlerinde yaşayan bazı tanıdıklarımın salgına yakalandığını duydum. Hatta bunlardan ikisinin yoğun bakıma alınmış olması ister istemez bazı soruları akla getiriyor. Özellikle son aylarda maske ve sosyal mesafeye uymanın salgının bulaşmasını yüzde 95 engellediği sıkça ifade ediliyor. Buna rağmen evinde tek başına yaşayan yaşlı bir hanımın bundan kendisini koruyamamış olmasının bu hastalığın yayılmasında henüz bilinmeyen bazı sebeplerin olabileceğini düşündürüyor. Bunun da ötesinde sağlıkçılarımızın canlarını ortaya koyarak sürdürdükleri mücadeleye rağmen hemen her kapıyı salgının çalmaya başladığı görülüyor.

Bu arada yapılan bir testin iki günde sonucunun tam olarak alınamamış olması, hatta test sonucunu soran hasta yakınlarına testin pozitif mi, yoksa negatif mi olduğunu anlayamadıkları cevabının verilmesi yoğunluktan olabileceği gibi, mücadelenin yetersiz kaldığını da akla getiriyor. Derdim felaket tellallığı ya da verilen mücadeleye muhalefet etmek değil. Böyle bir yaklaşımı ahlaki de bulmam. Ancak, uzun süre binlerce tanığım içinde hiçbirinin salgın ile tanışmamış olmasına rağmen son zamanlarda yakından ya da uzaktan tanığım pek çok kişide hastalığın görülüyor olması, kendilerini evlerine kapattıkları haberlerinin gelmesi insana, ne oluyor diye sorduruyor. Çünkü son zamanlarda hastalığın pençesine düşen tanıdıklarımın hepsi de kurallara dikkat eden, evlerinden çok az dışarıya çıkanlardan oluşu insanı tereddüde sürüklüyor.

Görünen o ki, her gün açıklanan rakamlar bu salgının içeriğini izah etmekte yetersiz kalıyor. Böyle olunca da özellikle yaşlıları kapalı cezaevi benzeri bir toplumdan soyutlamak da yeterli olmayacak, sanki tek kişilik hücrelere yerleştirerek bu salgından korumak gerekecek. Bu tür hareketsizliğe mahkûm edilmenin de çeşitli mahzurları olduğunu biliyorum. Salgının ilk günlerinde üç ay süren ev hapsi sona erdiğinde sokağa ilk çıktığımda yürümeyi unuttuğumu görmüştüm. Bu arada salgının ilk olarak Çin’de ortaya çıktığı ve kısa sürede buradan tüm dünyaya yayıldığı açıklanmıştı. Ancak, gelinen noktada ilk çıktığı yer olan Çin’de salgın hemen hemen son bulmuş durumda. Bazı günler bir ya da iki vakanın tespit edildiği açıklanıyor. Buna karşılık dünyanın pek çok ülkesi adeta salgına ya teslim olmuş ya da salgının etkilerini ciddiye almayarak hafifletmeye çalışılıyor gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Özellikle salgının bu boyutunun toplumlara izah edilmesi gerekiyor. Toplumları günlük rakamları merakla beklemeye mahkûm etmek salgını söz konusu rakamlara hapsetmiyor.

Tespit edilen hastalığa yakalanan kişinin temas halinde olduklarını ekipler kısa zamanda belirliyor. Ancak, ondan sonra iş hastaneye kalıyor. Hastanelerde yer bulunabilirse yatırılıyor. Bulunmazsa evde kontrole gönderiliyor. Bunun da ötesinde hastanın kimlerle temas halinde olduğu tespit edildikten sonra bazı sorular sorularak test yapılmasına çoğu zaman ihtiyaç duyulmayarak karantinaya alınıyor. Bir bakıma kontrol altına alınarak belirtilerin çıkması bekleniyor. Böyle bir yaklaşımın doğruluğuna elbette sağlık kurumları karar verecek ama hasta ile temas halinde oldukları tespit edilenlerin hemen bir testten geçirilmesi doğru olmaz mı? İlle de belirtilerin ortaya çıkmasını beklemenin yararı ne? Dileriz bu salgın bir an evvel hayatımızdan çıkar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.