Umduğunu bulmak…

Ellerinizi bırakmasını istemektesiniz onunla ilk karşılaştığınızda.

Çalı gibi yırtmaktadır zira ellerinizi, iri kalın parmaklı elleri.

Çapa yapmaktan, odun kırmaktan, pancar toplamaktan ellerinde derin vadiler gibidir nasırlar.

Daha kırkında olup da nasıl altmış gösterdiğine, güneşi sebep bilmektedir.

Bütün bu özveri bu kadarla kalmamaktadır.

Elleri gibi yırtmaktadır gönlünün yüceliği, yüreğinizi…

İki gelinle oturmak.

Onların bebelerinin sesinden kulakları yırtılsa da.

Yorgun bedenini attığında bir yer sofrasına; kendi çocukları, torunları, toplam 15 nüfus ile tabağın kenarına ancak uzanabilse de.

Herkes gibi merak etmektesiniz.

Mutluluğunu, huzurunu.

Gülen gözleri, 32 dişi ile tebessümü anlatmaktadır, kelimeleri israf etmeden.

Henüz kırkında kadınlığını yaşayamadığını, etrafındaki onca kalabalık nüfusla başını dinleyemediğini, onlara aş hazırlamaktan yorgunluğunu geçiştiremediğini…

Kendi kişisel bakımını bile yapamadığı…

Kentin olanakları ile hiç karşılaşmamış bu kadının ayağının bir gün AVM’ye, tiyatroya, konsere, sinemaya gitmediğini düşünüp de sunucu kız.

Nasıl bir mutsuzluk, ezilmişlik hikâyesi düzenleyip; günü savacağını düşünürken…

Lakin o güneş kırışığı cildin ortasından dünyaya açılmış iki pencere gibi mutlulukla gülümseyen gözlere bakıp da…

Daha baştan idrak edip de…

Kendine bile itiraftan kaçındığı ancak işine yetiştireceği ürün olan bu kadının hayatını dolayıp ta kirmanına.

Kadın kilim gibi dokumaktadır gözlerinden boşalttığı dağ lalelerinin renkleriyle sevdasını, yaşamın.

Evindedir, daha ne olsun hamd saraylarındadır.

O dağ gibi kavi kerpiç konağında.

Meydanların, mağazaların, marketlerin, metroların kovmadığı, sürmediği, karışmadığı göçmen yerine koymadığı köyündedir.

Ayaklarının dolaştığı, valse gitmediği, başının döndüğü ışıltılı salonlar gibi acımasız değildir tarlaları.

Herkesten önce biçip orağını duvarına astığı rızk ambarındadır.

Mekânının inci mercan yitikliğindeki hararlarını, heybelerini süzüp de bu insan ulusunu görmezden gelmemiş, yamacına durmuş, elindeki metne göre mutsuz, huzursuz, bahtsız, çilekeş bir profil hazırlamak üzere pusatlarını kuşanıp mikrofonu uzatmıştır.

Lakin.

Asık suratla sorduğu her soruda tökezlemiş.

Aldığı her cevapla şaşkınlık oklarına hedef olmuş.

Geçici olarak yaptığını düşündüğü yerel basının küçük bütçeli kanalından kaçacağı günlerin hayaliyle master tezi, KPSS, YDS, ALES devlerini geçip masalını kozalayacağı günler için bu denli deli divane iken.

Bu kerte gergin ve mutsuz.

Huzursuz hoşnutsuz iken kendisi…

Büyük kentlerin hayali, büyük hayatlar, lüks yaşamlar başını bu kez döndürürken…

Umduğunu bulamamış, çaresiz, öfkeli, isyan yüklü iken.

Yoksulluğuna, meczup gibi hayatla vuruşmasına, rızk mücadelesine serenatlar söyleyen.

Bu kadın çağın delisi olmalıydı…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.