Korsikalı Macron!

Doğu Akdeniz’de işler iyice çığırından çıkıyor. Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın hamilerinde sistematik bir artış var. Sorunun tarafları çeşitlendikçe çeşitleniyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Doğu Akdeniz meselesini içerdeki sıkıntılarından kurtulmak için bir araca dönüştürdü. Fransa hem “mal bulmuş mağribi” gibi davranıyor, hem de “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” misali yangından mal kaçırma telaşını yaşıyor. Akdeniz’e en uzun sınırı olan ülke Türkiye’yi yok sayarak burada sonuç alacağını zannediyor.
Böylesine bir sonuç alma girişimi bilindiği gibi geçtiğimiz hafta içinde Fransa’nın ev sahipliğinde Korsika Adası’nda yapıldı. Avrupa Birliği (AB) üyesi Güney Avrupa Ülkeleri Zirvesi (Med7) aslında Macron’un bu hedefine, yani Türkiye’yi çevreleme ve yok sayma stratejisine matuf bir toplantıydı. İspanya, İtalya, Malta, Portekiz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan’ın katılımıyla düzenlenen bu toplantı tam anlamıyla Macron’un şovuna dönüştü.

Toplantı için Korsika adasının seçilmesi de tabi ilginçti. Fransa İmparatoru Napolyon Bonapart’ın doğduğu ada olan Korsika’nın bu toplantıya ev sahipliği yapması “özel tasarlanmış” gibi duruyordu. Zirve sonrası yapılan açıklamaya göre, “Egemenlik haklarına dönük saldırılar konusunda Yunanistan ve Kıbrıs’ın(?) desteklenmesi” ve “Türkiye tek taraflı faaliyetlerini sonlandırmazsa, AB’nin yaptırım uygulayacağına” dair kararlar çıktı. Bu arada AB’nin motor gücü olduğu herkes tarafından kabul edilen Almanya’nın Fransa’nın bu türden girişimlerinden rahatsız olduğu da gözlerden kaçmıyor. AB dönem başkanı Almanya’nın soruna yaklaşırken daha itidalli bir dil kullanması, Yunanistan’a karşı şartsız destek değil de “haklı olduğu konularda destek” mesajı vermesi arasında önemli bir fark var. Almanya bir taraftan Avrupa ülkelerinin nabzını tutarken, diğer taraftan Fransa’nın yaptığı gibi Türkiye’yi tam anlamıyla karşısına almak istemiyor. Aslında Macron bu hadsiz, kendince ön almaya çalışan benmerkezci tavrıyla AB’ye zarar veriyor.

Bu noktada merak edilen şey ise Macron’un “Napolyonculuk” oynamasına karşı AB ülkelerinin en azından bundan sonra nasıl bir sınav verecekleridir. Çünkü Med7 toplantısının sonuç bildirgesine sadece Türkiye ve Doğu Akdeniz ile ilgili ifadeler yansımadı. Mesela “Libya’da petrol üretiminin yeniden başlaması gerektiği”, “İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki anlaşmanın memnuniyetle karşılandığı”, “Lübnan’da hükümetin acil olarak kurulması çağrısı”, “Suriye’de krizin tek çözümünün BM himayesinde olduğu” şeklinde değinilen konulara bakıldığında Macron neredeyse bölgeyi ilgilendiren hiçbir konuyu dışarıda bırakmamış. Yani kendince, “AB’nin lideri benim ve ben küresel bir gücüm” mesajı veriyor. İkinci Dünya Savaşı’nda birbirlerinin şehirlerinde taş üstünde taş bırakmayan Avrupa ülkelerinin, Fransa’nın bu yaklaşımına karşı içten içe bilendiklerini söylersek çok da abartmış olmayız.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz; malumunuz Korsika Adası korsanlarıyla meşhurdur. Macron da aslında Doğu Akdeniz ile ilgili Türkiye karşıtı açıklamalarıyla, bir nevi “korsan kararlara” öncülük yapıyor. Sömürdüğü coğrafyalarda kan, gözyaşı, zulüm ve soykırımla hatırlanan Fransa’dan adil davranmasını beklemek zaten abesle iştigaldir. Ancak 1977 yılı İngiltere ve Fransa arasındaki Manş Denizi’ndeki kıta sahanlığı sorununa, Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği karar da ortadadır. Bu kararda Fransa’ya yakın İngiltere’ye ait adalar kıta sahanlığı konusunda belirleyici sayılmamıştır. Fakat bugün Yunanistan’a ait, ana karasıyla arasında yüzlerce km mesafe olan adaların, ana kara gibi kıta sahanlığı hakkı olduğu gibi akıldan yoksun iddialar ileri sürülmektedir.

Yaklaşık 12 km2’lik yüzölçümüne sahip olan Meis Adası’na büyüklüğünün 4 bin katı kıta sahanlığı hakkı vermek hiçbir hukuki argümanla bağdaşmaz. Bunu sokaktaki bir çocuğa bile sorsanız istediğiniz onay cevabını alamazsınız. Yani sözün özü korsanlığın lüzumu yok. Bu millet bu vatanı sokakta bulmadı. Derdi sorun çözmek olan masaya oturur, gelir derdini anlatır. Bu ülkenin oldubittilere karşı verecek cevabı hep oldu, bundan sonra da olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.