Dünya değirmeni insan öğütüyor

Bismillâhirrahmânirrahîm;

DÜNYA bir değirmen! Yeryüzündeki insan ve diğer canlıları öğütmeyi sürdürüyor. Hiç doymak bilmiyor. Dünyanın hiçbir renk ve kokusunda “ölümsüzlük” eseri yok. Rabbine kul olup Müslümanlık görevlerini hakkıyla yerine getirenler için asıl sevinç ve mutluluk âhirette.

İmtihanın çetin geçtiği bir dönemde mi yaşıyoruz, dersiniz? 2020 yılı girdi gireli yaşadığımız olaylara bir bakın: Van’da iki kere çığ düşmesi, Elazığ depremi, bütün dünyayı etkileyen salgın, sel felâketleri, fırtınalar, patlamalar, orman yangınları, şehitlerimiz, sosyal facialar, cinayetler, intiharlar… Çoğu normalin üstünde!

Ölümler… Salgın sebebiyle ölenler dünyada 1 milyon, Türkiye’de 7 bin eşiğinde. Ölümler sıklaştı. Türkiye’de Millî Görüş öncülerinden Ahmet Tekdal, Necdet Nalbantoğlu, Ömer Döngeloğlu, Arif Ersoy, Mevlüt Özcan; Denizli ölçeğinde ise, Ali Eskicioğlu, Nail Elçi, Ali Filiz, Şinasi Sevil dostlarım vefat ettiler. Özelde, babam ve kayın pederim de 2020’de vefat edenler arasında.

Bu yazımda, asıl geçtiğimiz Pazar günü Rabbine kavuşan Millî Gazete yazarlarından, Mevlüt Özcan hocamdan söz edeceğim. Samimi, olgun, tevazu sahibi bir insandı. Güven, saygınlık, cana yakınlık telkin eden bir görünüşü vardı. Onu gören İslâm’ı, manevî hayatı ve âhireti hatırlardı.

İstikameti sağlam, çalışkan, üretken ve fedakâr bir mümindi. Ömrü boyunca ilimle, kitaplarla iç içe oldu. Öğrendiklerini yaşamaya, diğer insanlara öğretmeye çalıştı. Kesintisiz bir “iyilikleri emretme” görevi yaptı.

ÖLÜMÜ HİÇ UNUTMADI
1950, Bolu’nun Yeniçağa ilçesi doğumlu. İmam Hatip ve Yüksek İslâm Enstitüsü eğitimi aldı. Bazı İslâmî dergilerde; Sabah, Bugün, Yeni Devir ve Millî Gazete’de yazılar yayınladı. Uzun soluklu yazılarını Millî Gazete’de yazdı. Pek çok eser verdi. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde konferansları ve TV konuşmalarıyla halka “İslâmî bir şuur” kazandırmaya çalıştı. Bir süre imam hatiplik yaptı. Senelerce Millî Gazete Tesisleri’ndeki mescitte Cuma imamlığını yürüttü.

Mevlüt hocamla hep Millî Gazete ziyaretlerimde veya “Yazarlar Toplantıları”nda görüşürdük. Birinde “üretken bir yazar” olduğu için teşekkür ettim. Dedi ki: “Günlerimiz sayılı. Allah izin verirse, ömrümün her yılına 1 kitap denk gelecek kadar eser vermek istiyorum.”

Anadolu’dan gelen misafirlere, o şehirdeki İslâmî çalışmaların durumunu sorar; onları gayrete getirecek sözler ederdi. Konferans, hac, umre ziyaretlerinde tanıştığı kişilere selâm gönderirdi.

İslâm’ın bu yüzyıldaki sistematik temsili olan Millî Görüş hareketini benimsedi. Erbakan Hoca’yı “lider” olarak gördü. Kendisine verilen teşkilât görevlerini canla başla yaptı.

İlmiyle amil, yumuşak huylu, sabırlı, sorumluluk ve insanî duyguları gelişmiş “dost” bir insandı. Hep âhiret hesabıyla yaşadı. İstikametten taviz vermedi. Aldatıcı dünyanın tuzaklarına düşmedi. Ölümü hiç unutmadı. Günlük yazılarından birinde, “Kardeşler! Ölümü hiç unutmamamız gerekir” dedikten sonra, “Ölümle asıl evimize taşınmış olacağız” demişti. Vefatı ile vefasız dünyanın sıkıntılarından kurtulduğunu düşünüyorum.

HAK YOLDA BİR ÖMÜR
MEVLÜT Özcan hocamızın kolay anlaşılan bir üslûbu vardı. Dünyanın hak-batıl mücadelesi üzerine kurulduğunu çok iyi kavramıştı. “Biz Hangi Cephedeyiz” başlıklı bir hutbesinde şunları anlatmıştı: “Dünya hayatında yaşamı devam eden milyarlarca insandan biri de biziz. Herkes gibi biz de süratle âhirete hesap vermeye doğru gidiyoruz. Hesaplaşmaya gittiğimizin farkında olmamız çok önemli. Bu, bizi Müslüman’ca yaşamaya götürür.”

Mevlüt hocamız Millî Gazete’nin derinlikli düşünen, manevî yönü zengin yazarlarından 45 yıllık dostu Kazım Naci Doğan’ı anlatmıştı. Millî Gazete’de, programlarda mümkün mertebe beraber olurlardı. Onun hakkında, “Arkadaşlığına doyamadım; konu açıldığında Erbakan Hoca’ya lâyık olamamaktan ağlayan dertli bir insandı” demişti.

Dargınlık, kırgınlık nedir, bilmediğini söylediği Kazım Naci Doğan’ın sık anlattığı hadisi nakletti: “Bir Müslüman’ı affetmek için 99 bahane bulacaksın. Buna rağmen affetmezsen, dönüp kendini sorgulayacaksın. Mutlaka imanında bir gedik bulursun.”

Millî Gazete’nin hafızası, eski Yayın Yönetmeni Abdülkadir Türker, 40 yıldır tanıdığı hemşerisini tanıttı: “Dört dörtlük, düzgün bir insandı. Telefonla her gün görüşürdük.”

TV5’te senelerce birlikte haftalık program yaptıkları Atilla Mehdigil ise, bilgi yüklü, öğrendiklerini aktaran bir “hoca” olduğunu söyledi: “Riyadan uzak, sade, güzel, geniş, açıklayıcı konuşurdu. Kütüphanesi zengindi.”

Aydın Başar, Mevlüt Özcan’ı bir dörtlükle özetledi: “Ne kimseyi kırdı / Ne kimseyi yerdi / Güzellikti derdi / Şimdi Hakk’a erdi.”

Mekânı cennet olsun!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.