Yeniden virüs kâbusu…

Artık sosyal medyaya korkarak bakmaktayım.

Zira hastalık ve ölüm haberleri ile buz kesiyorum.

Üstelik bu üzücü haberlerin kimi tanıdıklarım olunca iyice artmakta hüznüm.

Yaz aylarıyla birlikte rehavete kapılan halk, hızlı bir trafik seferberliği başlattı.

Yerinde duramayanların ilk adresleri tatil yerleri, plajlar, eğlence mekânlarıydı.

Ya da büyük şehirlerden koştukları köyleri, kasabalarıydı.

Fazla da haksız sayılmazlardı.

Çok sıkıntılı bir salgın dönemi geçirdik, evlere hapsolduk, yaşlıların kasları erimeye başladı yürüyüş yapamadıklarından.

Gençlerde depresif bozukluklar hızla arttı, dışarı çıkıp temiz hava alamadıklarından.

Biraz da Türk milleti olarak toplanmaları çok severiz.

Ağız ağza verip sohbetlere dalmayı.

Mahalle aralarında, kapı önlerinde, ağaç altlarında, kafelerde toplanıp mesafesiz konuşmalara doyamayız.

Tatil yerlerinde, plajlarda, sahillerde, şezlonglarda burun buruna güneşlendiler.

Taziye evlerine; eş, dost, akraba, sayı sınırlaması yapmadan koştu.

Düğünlerde oyunlar, kol kola halaylar çekildi.

Bitişik masalarda yemekler yendi.

Kimi restoranların önünde yine sıralar oldu.

Fakat Anadolu’daki küçük çarşılarda esnafın hali içler acısı.

Güzel göl manzaralı restoranına kimseler gelip yemek yemediği için bir esnaf ilginç bir çözüm bulmuştu.

Göl kenarına dizdiği masalara oturanlardan elli lira almaktaydı.

Ahşap küçük hediyelik eşyalar, eşarp, bone, incik boncuk satanların boynu büküktü.

Siftah yapamıyorlar evlerine ekmek götüremiyorlardı.

Düşündürücüydü.

Dükkân sahipleri, tezgâhtarlar; çoluk çocuklarına erzak götüreceklerdi.

Fakat bütün dünyanın geçtiği sancılı süreçten ülkemizde sarsılarak geçmekte; karanlık tünelin ucunda ışık görünmesini beklemekteydi.

Eğlencenin cazibesi kimilerini ele geçirirken, çevrelerine, ailelerine ne kadar zarar verdiklerinin farkında olmayan güruh; maskeyi kollarına takılan bir aksesuar olarak kullanmaktaydı.

Sanki kendi komşusu, kendi arkadaşı, kendi dostu virüsten azadeymiş yaklaşımı ile parklarda piknikler…

Zaten sabunla arası iyi olmayan milletiz.

Sanki virüs, kışta kaldı, kapandı bitti edaları ile yine eller fazla temizlenmeden, yıkanmamış meyveler yenildi.

Turizm sektörü yara almasın diye biraz da göz yumulunca.

İnsanlar sanki virüsten ebediyen kurtulduk sandı.

Şu anda hastaneler tekrar hayaletler vadisine dönüştü, korku kol gezmekte, panik olan sağlık görevlilerinin beden ve ruh sağlıkları bozulmuş vaziyette.

Başbakanla eşi bile adeta bu virüsten kaçışın mümkünü yok dercesine koronaya yakalandı.

Arkadaşım yurt dışında vefat etti, en büyük arzusu annesinin yanında yatmaktı.

On gündür kardeşi, vatana getirmenin yollarını aramakta.

Acı hikâyeler birbirine eklenmekte.

Virüs yeniden hayatımıza bir kâbus olarak karışmaya başladı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.