Enerji sorunu

Yakıtı biten araç, hareket etmez.

Atalarımız, “Aç ayı oynamaz” demişler.

Yeryüzünde yaratılanların en değerlisi olan insanın da enerjiye ihtiyacı olduğundan Rabbimiz, çalışmayı ve helalinden yiyip-içmeyi emretmiş ve haramları da belirleyerek iç dünyamızın zehirlenmemesi için bizi uyarmış.

Herkes, gücü oranında çalışacak.

Sonunda enerji kısmetini bulacak.

İnsanı yaratan Rabbim, Adem aleyhisselam dünyaya indirilmeden yeryüzünü döşemiş, gökyüzünü yıldızlarla süslemiş ve herkes aynı yıldız süsünden, mehtaptan, eşit şekilde hava gibi yararlanmış.

Allah var, keder yok.

Bu sözü gönül duvarlarınızın her tarafına yazınız.

İnsanların en büyük endişesi “aç kalmak”mış.

Çocuğunuzu eğitime teşvik ederken neler söylediğinizi gözden geçirin.

Ekmek için eğitim zahmetine katlanmak, gönüllü hamallık yapmaktır.

Yiyeceğinizi helal yoldan kazanmaya çalışırsanız helal olarak gelecek, haram yoldan kazanırsanız yine kısmetse sizi bulacak.

“Nasip ise gelir Hint’ten Yemen’den,

Nasip değil ise ne gelir elden” demiş atalarımız.

Zekâ denizi olan ve dünya şartlarında en üst düzey eğitimi alanlar, mantıken en zengin olmaları gerekirken, ilkokul diploması olmayanların paralarının hesabını yaparak kısmetlerine kavuşuyorlar.

Rızkımız gibi her türlü ihtiyaçlarımız da dünyaya dağıtılmış.

Birbirimizle bu kısmet nedeniyle tanışıyor, kaynaşıyoruz.

Rabbimiz buyurur:

“Yeryüzünde kıpırdayan hiçbir şey yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın. Onların duracak yerlerini de, emanet bırakıldıkları yeri de bilir. Hepsi apaçık bir kitaptadır.” (Hud süresi ayet 11/6).

Yalnız şu anda dünyada yaşayan insanların rızkını düşünmeyin.

Kaç trilyon kere trilyon karınca varsa, denizlerdeki bütün canlılar, karadakiler ve havadakilerin tamamının rızkını dünya yaratılalıdan beri veren Rabbimizdir.

Hayvanların çoğunluğunun depolama sistemi de yoktur.

Rızk konusunda kuşlar gibi olmamızı ister Peygamberimiz ve şöyle der:

“Siz Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz, kuşları doyurduğu gibi Allah sizi de doyururdu. Kuşlar sabah erkenden aç giderler, akşam tok olarak dönerler” buyurur. (Tirmizi, Zühd, Hadis 2345, İbni Mace, Zühd H. 4164).

Rabbimiz de:

“Nice hayvanlar vardır ki, rızkını taşıyamaz. Onlara da size de Allah rızk verir. O her şeyi işiten ve her şeyi bilendir” buyurur. (Ankebut süresi ayet 29/60).

Biz, birinci derecede, Sevgili Peygamberimizin,

“İnsanlar, gümüş ve altın madenleri gibi madenlerdir. Cahiliyye döneminde (kâfirken) seçkin olanlar, Müslüman olunca eğer derinlemesine dini öğrenirlerse İslam döneminde de seçkin olurlar. Ruhlar da ordular gibidir. Tanışanlar uyum sağlarlar, tanışmayanlar ihtilafa düşerler” (Buhari, Sahih, K. Ehadisü Enbiya, bab Kavlillahi ittehazellahü İbrahim Halila, Müslim, Sahih, K. Birr ve sıle).

İnsanoğlunun ilk keşfettiği enerji, güneş enerjisidir.

Kışın ısıtıyor, çamaşırını güneşte kurutuyor, kayısısını, üzümünü güneşte kurutuyor.

Mısır piramitlerinin tepesine konulan taşları bugünün kaldıracı kaldıramazken, o gün güneş enerjisiyle tepeye çıkarılıyor.

Milattan iki bin yıl önce Çinli bilgin, “Bir babanın yirmi beş dönüm tarlası olsa, beş çocuğu olsa baba ölünce her birine beşer dönüm düşer.

Çocuklarının da beşer çocuğu olsa her birine birer dönüm düşer…

İşte dünya da böyle bir tarladır” demiş.

Ama şu anda sekiz milyara yetiyor.

Dünyadaki bir milyon insanın elindeki servet de ayrıca sekiz milyara yetecek kadarmış.

Yani Allah celle celalühün yarattığı dünya, kıyamete kadar yetecek şekilde yaratılmış da, hırslı hırsız ilim adamları ile hırslı hırsız siyasilerin kara düşünceleri Allah’ın nimetleri ile insanları arasına giriyorlar.

“Yaratan Allah olsa da yöneten ve taksimi yapan biz olacağız” diyerek kapitalizm, komünizm, fakirizm, zenginler kulübü gibi kaplara ayrılıyorlar.

Kömür madeni keşfedilmeden önce odun enerji kaynağı olarak yakılıyordu.

Odun mühendisleri odun rezervlerini hesap etmişler ve Çinli ilim adamı gibi, “Böyle giderse kürdan yapacak odun bulamayacağız” demişler.

Derken kömür bulunmuş.

Kömür mühendisleri de yine aynı endişeyi yayarken petrol bulunmuş.

Petrol kavgalarında hırslı hırsızlar, kanları oluk oluk akıtırken gaz devreye girdi.

Onun da rezervleri hesap edilirken bitirilmeden kıyamete kadar bitmeyecek güneş enerjisi devreye girdi.

Güneş, kimsenin sınırında değil, hava sahalarına sığmaz, herkese aynı uzaklıkta ve rezervinin biteceği tarihi yalnız yaratan bilir.

Bugünlerde birinci derecede insan enerjisini, yaratılış gayesi doğrultusunda geliştirelim.

İkinci derecede güneş enerjisine yönelelim.

İlim adamlarımızın bir kısmı Batı’nın bulduğu yoldan güneş enerjisini araştırırken bir kısmı da güneş enerjisini kullanmada alternatif yollar aramaya devam etsinler.

Güneş bir gün dürülüverdiğinde yeryüzünde de insan kalmayacak.

O günün tarihi olarak kim ne söylerse söylesin yalandır, kandırmadır.

Sevgili Peygamberimiz, kıyametin tarihini kendisi bilmediği gibi Cebrail aleyhisselamın da bilmediğini söyler, “Cibril Hadisi” diye meşhur hadiste.

Sevgili Peygamberimiz, kıyamet alametleri hakkında çok bilgi vermiş, bir çok ilim adamımız o alametlere bakarak tarih de vermişler ama yanılmışlar.

Günümüzde tarih verenler de yanıldıklarını gördükten sonra öldüler.

Bir metre karelik topraktan bir dönüm toprağın verdiği mahsulü alan ilim adamlarımıza göre şu andaki dünyamız bu günkü ilim adamlarımızla bu dünyadan sekiz trilyon insanın rahat yaşanacağını söylerler.

Ekmeğe göre adam değil, adama göre ekmek üretmek gerekir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.