Hüsran

Çok sarsıcı idi garip gencin mesajı.

İntiharın eşiğinde olduğunu, hayatın karabasan gibi üzerine geldiğini.

37 yaşında işsiz olduğunu yazmış.

Hüzünlü cümlelerine CV’sini de eklemişti.

Master, doktora, iyi İngilizce ve yüksek puanlarla nasıl olup da işsiz kaldığına şaşıp kaldım.

Babası ile annesinin kendisinin durumuna her gün ağladıklarını, evlenemediğini yazmış, tek seçenek olarak hanesine intiharın kaldığını belirtmişti.

Yüreğim ağzıma geldi, huzurum kaçtı.

Memleketimin evladı kan kusmakta fakat bir şey yapamıyordum.

Sonra haberlerde rastladığım.

Rektörün, eşinin vasıflarını yazarak çıkardığı kadroya yerleşen pişkinlik, vurdumduymazlık, bencillik aynı günlere rastladı.

Benimle birlikte bütün ülkenin yüreği ağzına geldi.

Rektöre saymayan kalmadı.

Neyse ki o milyonlarca gencin ahı yerde kalmadı, YÖK rektörü görevden aldı.

Fakat bu habis ur, ne yazık ki sökülüp atılamadı.

Her gün haberlere yansımakta.

Belediyelerdeki vurgun.

Seçilen başkanların önce aile fertlerini, evlatlarını, eşlerini, kardeşlerini en yüksek makamlara yerleştirdikleri.

Basına yansıdığında da bırakın utanmayı, bir de efelenerek, “ne yapsaydım yani, benim oğlum işsizken başkasını mı göreve alsaydım”.

Çok fena bir zamana kaldık.

Daha çeyrek asır önce böyle kötü şeyler fazla duymazdık.

Kimi kaliteli insan evladı başkanın çocuğu, değil işe girmek, belediyeye adım atmazdı.

Makam sahiplerinin eşleri, kurumun sosyal tesisinde oturup çay içmeyi ayıp görür, garsonların kendilerine hizmet etmesinden ar duyardı.

Şimdi eşlerin başköşede işe alınması yadsınmamakta.

Bu ahlak dışı olay, anormal gözükmemekte.

Acaba çeyrek asır sonra insanlar başka hangi bed işleri normal görecekler.

Nasıl bu hale gelebildik?

Utanmama hastalığına hangi vakit duçar olduk, anlayabilmiş değilim.

Bence öğretmenler sadece üniversite başarılarına, yüksek puanlara odaklanmayıp, öğretmek kadar eğitmeye de çaba harcamalılar, insan yetiştirmeyi öncelemeliler.

Belki yüksek puan alabilir öğrenciler ama adam olmazsa isterse paşa, genel müdür, rektör olsun.

Öğrencisine kaliteli insan olması, hakça bir yaşama talip olması, haksız kazançtan uzak durması, ahlaklı, erdemli, dürüst, merhametli olmasını en büyük rütbe ve makam olarak kazandırması; bir öğretmenin gerçek başarısıdır.

Sonra Allah saklasın, yüksek puanla önemli yere gelir fakat intiharın kıyısında gezinen milyonlarca gencin acısını umursamayarak; yakınını en üst makamlara yükseltebilir.

Değerler eğitimi, hiç vazgeçemeyeceğimiz hazinemiz.

Sadece kendi çocuklarımızın değil, toplumun bütün evlatlarının acısını, elemini, kaygılarını yüreğimizde duyabilmek…

Toplumdaki yanlış gidişlere karşı çıkabilmek…

Haksızlığı sorgulayabilmek…

İnsanları diğer varlıklardan ayıran en temel olgu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.