Ademi, adeni ve medeni olmak gerek

Gökteki yıldızlar insanlık tarihinde hep yol gösterdiği gibi, günümüzdeki teknoloji de yine o yıldızların ölçümlerine göre uçaklara, gemilere… yol göstermeye devam ediyor.

Yeryüzünde, kafirlerin ifraz ettiği karanlıklar içinden aydınlığa yol bulma da alimler tarafından sağlanır.

Alimler, yeryüzünün yıldızlarıdırlar.

Alimler arasından sıyrılıp bir üst makama çıkanlara da Arap dilinden bize geçen “Dahi” kelimesini, “İnsan zekâsının, insan kişiliğinin erişebileceği en yüksek düzey” diye açıklamış Türk Dil Kurumu.

Batılıların “Genius” dediği sıra dışı bu insanlara, Araplar “Abkari” kelimesini kullanmışlar.

Bir ileri gitmişler, cennette yerleşme yeri olan “Adn” kelimesinden mülhem olarak “Abkari”den bir ileri ve son merhalesi olarak “Adenî” kelimesini kullanmışlar.

Dahiler, Abkariler, Genius’lar… Firavunlar, Nemrutlar, Karunlar, Semudlar… hatta Hazreti Adem’den son peygamber Muhammed Mustafa aleyhimüssaltü ve’selamların hepsi ölümlüdürler.

Peygamberleri de Firavunları da, dâhileri de, Genius’ları da, Abkarileri de yaratan Allah celle celalühtür.

Biz, hepimiz Adeni olmak için dünyamızın geçici olduğunu, asıl mekanımıza gitmek için bu dünyayı Allah’ın istediği şekilde imar edenlerin Adn cennetine gireceklerini bildiğimizden, kalp kırmadan, mideleri açlık cenderesine düşürmeden, gönüllerine keder girmeden, kader çizgisinde cennetteki Adn yerinde iskan etmek, ikamet emek için Ademi ve Adeni olmaya çalışmalıyız.

Onun için de bizi, tenimizi, canımızı, aklımızı, beynimizi, dünyamızı cennet ve cehennemi yaratan Rabbimizin dünyamızdan Adn cennetine gidebilmemiz için gösterdiği “Sırat-ı Müstekıym” den ayrılmamaya dikkat etmeliyiz.

Aklımızı, beynimizi, kalbimizi, gönlümüzü, ilgimizi, ibadetimizi, gayemizi, meramımızı, dikkatimizi, becerimizi, başarımızı… yaratanın yolunda dünyayı ma’mur, ahireti Adn edebilmek için “Ademi ve Adeni” olmamız gerekir.

Kur’an-ı Kerim’de “Adn” kelimesi yanlış saymamışsam on bir defa geçmektedir.

Kevser ırmağıyla, nehriyle, çiçekleriyle, yeşillikleriyle, altınları, gümüşleri, incileri, mercanları, yakutlarıyla Rabbimiz tarafından süslenen, gözlerin görmediği, gönüllerin hayal edemediği, dillerin tatmadığı derecede güzelliklerin olduğu, solmayan güllerin, farımayan güzelliklerin bulunduğu Adn cennetine, bu dünyada iken “Ademi ve Adeni” olmaya çalışanlar Allah’ın rızası ve izniyle girebilirler.

“Maden” kelimesini bilirsiniz.

Altın madeni, gümüş madeni, elmas madeni gibi dilimizde kullandığımız bu “Maden” kelimesi de, “Adn” kelimesinden türetilmiştir.

“Maden” altının toplu halde bulunduğu, elmasın bulunduğu yere denir.”

Altın, elmas, yakut gibi madenler, toprak altında bin sene kalırlarsa değeri artar, iki bin sene kalırsa iki kattan fazla değeri artar, seneler arttıkça değerleri de artarmış.

“Cennatü Adnin” diye okuduğumuz ayetlerdeki o Adn cenneti de bu dünyada görmediğimiz güzelliklerin bulunduğu yer olduğu gibi senelerle sayılamayacak kadar sonsuza değin, sonu gelmez senelerce kalınacağını Rabbimiz “Halidine Fiha Ebeda” buyurarak haber veriyor.

Oraya kavuşabilmek için Ademi, Adeni ve medeni olmak gerekir.

Yani ilim, iman, amel-i salih/İslam’a uygun eylem, içini Hak için kafirlikten, kinden, hasetten, cimrilikten temizlemiş, dışını halk için temizlemiş takva sahibi, her yerde Allah’ın gözetimi ve denetimi altında olduğunu hatırdan çıkarmayan ihsan sahibi Ademi, Adeni ve medenilere ihtiyacımız var.

“Aden” aynı zamanda Yemen’de bir şehrin adıdır da.

Sınır tanımayan doktorlarımız, Aden’de bir hastahane açtılar ve ücretsiz tedaviye başladılar, en az benim bildiğim beş yıldır devam ediyorlar.

Tabakat kitaplarımızda “el-Adeni/Adenli” diye bilinen birçok müfessir, muhaddis ve fakihlerimiz vardır.

Adenlilere “Adeni” denildiği gibi, gönül zengini, mal zengini, ilim zengini, ibadet zengini, cömertlik zengini, fesahat, belağat, edebiyat zengini… gibi faziletleri kendinde birleştirenlere de “Adeni” denirmiş.

Biz, Kur’an’da bildirilen Adn cennetine layık olmaya çalışalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.